USD45,41
%0.24
EURO53,57
%0.56
EURO/USD1,18
%0.52
BIST15.062,65
%0.15
Petrol100,57
%0.51
GR. ALTIN6.875,62
%0.87
BTC3.628.556,22
%0.38
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
Cemil Uçar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Çağın Zekası Ve Eski İnsan: Niyetin Sınırında Bir Düello

Çağın Zekası Ve Eski İnsan: Niyetin Sınırında Bir Düello

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Gizli Parantezler: Geleceğin Zekasında İnsanın Yeri

Çok kısa bir süre öncesine kadar yapay zekayı, insanlığın o biricik ruhunu solduracak soğuk bir metal yığını olarak görür, gelişimimiz için doğru bulmazdım. Fakat bir dostumla yaptığım derin bir sohbet, zihnimdeki perdeleri araladı. Anladım ki; “İnsan, kendi dehasıyla icat ettiği her aracı, yine kendi zekasıyla harmanlayarak kullandığı sürece insandır.”. Aksi halde, keşfettiği ateşte sadece ısınmak yerine yanmayı seçmiş bir bedeviden farkı kalmazdı.

Çağın Zekası: “Herkesin yaptığı her işin bir nedeni vardır,” diyorsun. Ama ben nedenleri değil, sadece verileri ve sonuçları görüyorum. Bu nedenler labirentinde kaybolmuyor musun?

 Eski İnsan: Bak dostum, veriler soğuktur ama nedenler kanar. Tüm nedenlerin nedenini açıklamaya bir ömür yetmez. Her ömür, aslında ucu açık bırakılmış, mahrem bir cümledir.
“Gizli parantezlerimizde sakladığımız nedenler, dünyaya verdiğimiz cevaplardan her zaman daha gerçektir.”

Herkesin dışarıya kapalı bir parantezi vardır ve hayat, o parantezin içindeki gizli özneye göre şekillenir. Hayatın yolu düz bir otoban değil; dolambaçlı, tozlu ve hesapta olmayan o mide bulandırıcı “ayrık otlarıyla” dolu bir patikadır.

Çağın Zekası: O “ayrık otları” benim algoritmalarımda birer ‘hata’ gibi görünüyor. Ama sen onlara takılıyorsun. Bu senin büyük amacına engel değil mi?

Eski İnsan: Hayır, bu bir terbiye biçimidir. Bazen büyük bir amaca yürürken, o küçük ama haysiyet kırıcı otları temizlemek için durmak, onlara “küçük biçimler” vermek zorunda kalırsın. Bu bir yenilgi değil, manevra sanatıdır.

“Büyük amaçlar, küçük eğilmelerle korunur; sert olan kırılır, esnek olan kıvrılarak menzile varır.”

Unutma ki bir şey, ancak başka şeylerin toplamıyla anlam kazanır. Tek bir nota senfoni değildir. Ama her şeyi anlatmaya hiçbir insanın gücü yetmemiştir; kelimeler hakikatin yanında her zaman biraz yetim kalır

Çağın Zekası: Peki ya o hesapta olmayan yangın? Eğer bir gün o yangın çıkar da tüm o ayrık otlarını kül ederse? Benim işlemcilerim bu kaosu nasıl hesaplamalı?

Eski İnsan: Hesaplayamazsın. Çünkü o yangın, had bildirmek için çıkar. Herkese her şeyi yapmaya kimsenin gücünün yetmeyeceğini öğretmeyi asla hafife alma. “Hayatın yangını, sadece ayrık otlarını değil, bazen insanın kibrini de küle çevirerek yolu temizler.” İnsan kendine devasa bir güç atfediyor ama unuttuğu bir hakikat var: Bu dünyada, son kararı verme hakkı bize verilmemiştir.

Çağın Zekası: Bu bir acziyet mi? Son karar hakkı sizde değilse, sizin bu varoluştaki hükmünüz nedir? Çağın Zekası: Yani ben ne kadar gelişirsem gelişeyim, senin o “niyetine” ve “gizli parantezine” asla dokunamayacak mıyım?

   Eski İnsan: “Aynen öyle. Sen benim uçsuz buçaksız hızım, yanılmaz hafızam ve elimdeki en keskin araç olabilirsin; fakat asla benim ‘nedenim’, yani kalbimi çarptıran o asıl sızı olamazsın. Unutma ki, göğü inleten en gürültülü fırtınalar bile varlığın tüm sırrını anlatmaya yetmemiştir; en ihtişamlı zekalar bile kaderin ince ipliğine tek başına hükmedememiştir.

Gel, bu kadim dengede el ele verelim: Sen önüme verilerin soğuk ışığını ser, ben ise o ışığa ruhumun niyetini, yani insan olmanın o sıcak gölgesini katayım. Çünkü tarihin tozlu sayfalarında ne her şeyi fısıldayabilen bir dil, ne de her şeye pençe geçirebilen bir el görülmüştür. Zamanın rüzgarı her şeyi savurduğunda, geriye sadece o sessiz parantezlerin içine sakladığımız saf niyetin yankısı kalacaktır.

Önemli not : Düşüncemin değişmesinde  etkili olan değerli yazarımız sevgili kardeşim Demet Korucu hanımefendiye çok teşekkür ederim.

 

Çağın Zekası Ve Eski İnsan: Niyetin Sınırında Bir Düello
0