USD44,90
%0.23
EURO52,89
%-0.09
EURO/USD1,18
%-0.16
BIST14.587,93
%2.72
Petrol91,57
%-7.87
GR. ALTIN6.966,26
%1.07
BTC3.442.520,73
%1.51
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
Cemil Uçar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. “15 Şubat: Bir Annenin Sessiz Çığlığı”

“15 Şubat: Bir Annenin Sessiz Çığlığı”

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir Annenin Yıkanmayan Acısı

Oğluma Mektup

Bugün Sevgililer Günü.
Yarın 15 Şubat
Benim için takvimler, senin sonsuzluğa gittiğin günde durdu, canım yavrum.

18 yıl oldu.
Bazı acılar zamanla azalmaz, sadece insan onlarla yaşamayı öğrenir derler. Ben öğrenemedim. Sadece taşımayı öğrendim.

Hastalığının ilerlediği evrelerdi.
Yatalaktın. Seni banyoya götürmek artık mümkün değildi. Odanın ortasına koyduğum büyük naylon leğenin içine bir tabure yerleştirir, komşuların yardımıyla seni yıkamaya çalışırdım. “Çalışmak” diyorum çünkü hiçbir şey tam olmuyordu; ne bedenin rahat ediyordu ne benim içim.

Hem fiziksel hem ruhsal çırpınışlar beni de yakıp yıkıyordu.
Ama bir yandan da sana bakmam gerektiğini biliyordum. İşte o bilinç, beni her defasında yeniden ayağa kaldırıyordu. Anneliğin garip bir gücü var; insanın yıkıldığı yerden yine onu kaldırıyor.

Yine böyle bir gündü.
Yüzündeki mimiklere karışmış acı inlemelerin,
hıçkıra hıçkıra ağlamaların

Maşrapayla başından ağır ağır döktüğüm ılık sulara,
gözyaşların karışıyordu.

O an kendime şunu sordum:
Acı suyla yıkanır mı?

Ben seni yıkamıyordum aslında.
Ben senin acılarını yıkamak istiyordum, yavrum.
Tüm acıların o leğene aksın, sularla karışsın ve gitsin istiyordum.
Ama gitmedi… Hiçbiri gitmedi.

Bir annenin en güçlü rehberi, en şaşmaz pusulası, yine anne sorumluluğu derler. Doğru. Ama insan bazen elinden gelenin yetmediğini de öğreniyor. Sana veremediğim hayatın vicdan azabı, geceleri uykusuz bırakıyor beni. Bazı geceler bu duygu, tam anlamıyla bir vicdan nöbetine dönüşüyor.

Eğer ruhun gözleri varsa,
o gözler 18 yıldır aynı acıyı görüyor olmalı.

Ben hâlâ buradayım.
Ve sen…
Hâlâ içimde, canım yavrum.

Nalan Türkeli

“15 Şubat: Bir Annenin Sessiz Çığlığı”