USD45,74
%0.33
EURO53,09
%-0.22
EURO/USD1,16
%-0.13
BIST13.808,20
%4.89
Petrol104,05
%1.43
GR. ALTIN6.630,84
%-0.42
BTC3.504.054,09
%0.83
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
Cemil Uçar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Geçmişe Bakış Ve Çıkarttığım Dersler

Geçmişe Bakış Ve Çıkarttığım Dersler

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bilge adam, erdemin yüz akı Aziz Nesin, Çatalca’daki vakıfta gençlerle yaptığı bir sohbetinde, “Fakirlerin tek silahı çalışmaktır,” demiş. Ben de kendimce, içinde bulunduğum koşullarda günün büyük bir bölümünü okuyarak ve yazarak geçirmeye çalışıyorum.

Farklı farklı hayatları tanımış ve içinde bulunmuş olmak; elbette ufkumuzu çok farklı yerlere ulaştırmaya yaradığı gibi, çok az kişinin bakabildiği açılardan bakmaya da yardımcı oluyor. Ülkemizde her şeyin biraz daha başka ve özgün olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar geri bıraktırılmış toplumlarda yoksulluğun geniş kesimleri içine aldığını ve kimsenin yeteneğine göre değil, yalnızca bulduğu işle hemhal olduğunu göz önüne alsak bile, kimseyi yaşamın gündelik dertleriyle baş etmeye çalışmasından dolayı çokça suçlamamalıyız. Hayata düz bir çizgiden bakamadığımız için, bazen birbirine zıt süreçleri şaşkınlıkla karşılamak yerine anlamaya çalışarak çözebiliriz. Bunun için de dinamik yöntemlere ve diyalektik bir bakış açısına ihtiyacımız vardır.

Ülkemizde hemen hemen hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Şeyler birbirine benzemeyebilir, hatta birbirinin zıddı bile olabilirler. Zamanla anlarız ki en tehlikeli zannedilenler değil, aslında en masum görünen ve öyle duranlar daha tehlikelidir. Bunların içinde en tehlikelisi ise “suya sabuna dokunmayan ve sürekli alkışlayan” tiplerdir.

Umarım kitap çalışmamın yanı sıra, tekrar çok istediğim dergiciliğe de başlarım da bana zıt olan ve kendime göre bulmadığım aptalca işlerle yine uğraşmak zorunda kalmam. Böylece topluma ve insanlığa daha faydalı olacağımı sanıyorum. Aslında bugüne kadar en çok kendime zarar verdiğimi düşünüyorum. Ne güzel demiş eskiler: “Keskin sirke küpüne zarar!” Ama bu sözlerimi lütfen kendime bir övgü olarak düşünmeyin. Çünkü bizim gibi ülkelerde korkak olmak zordur, cesur olmak değil. Yaşamak iki değil, bin defa zordur çünkü.

Bir defasında hatırlarım; Küçükçekmece taraflarında sevgililer sandal gezisindeyken, üzerlerine köprüden düşen bir aracın altında kalıp yaşamlarını noktalamışlardı. Sokağa çıkmak bile az takdir edilesi bir iş değildir memleketimizde. Bunun için kimsenin çokça övünmesine ihtiyaç olmadığı gibi, başarıya susamış çoğunluğu göz önünde bulundurarak gereksiz düşman sahibi olmamak adına, kendinden çokça söz etmemek gerektiğini epey bedeller ödeyerek öğrenmiş bulunuyorum.

Aslında yaşadıkça biteviye öğreniyoruz, değil mi? Örneğin; bayram günü malum koronavirüs salgınından dolayı evlerde kapalıyız. Bayram da olunca birbirimizle iletişim kurabilmek için tek aracımız olan telefonlara saldırıp şebekelere zor anlar yaşatıyoruz. Kısacası, her an öğreniyoruz.

24 Mayıs 2020

Geçmişe Bakış Ve Çıkarttığım Dersler
0