USD44,87
%0.24
EURO52,94
%0.1
EURO/USD1,18
%0.06
BIST14.587,93
%2.72
Petrol88,96
%-10.49
GR. ALTIN7.023,28
%1.9
BTC3.471.296,14
%4.31
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
Cemil Uçar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Pagan Bayramından 1 Mayıs İşçi Bayramına

Pagan Bayramından 1 Mayıs İşçi Bayramına

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

1 Mayıs’ın Kökeni: Haymarket Direnişi ve İşçi Mücadelesi

1 Mayıs, anarşistlerin ilk fitili yakmasıyla gündeme gelip bu günlere ulaşmıştır. Modern 1 Mayıs’ın kökeni, 1886’da Chicago’daki Haymarket Olayları‘na dayanmaktadır. Aslında kökleri eski pagan bayramlarına kadar uzanan bu tarih, 1886’da sekiz saatlik iş günü için mücadele eden ve sonrasında haksız yere idam edilen anarşist işçilerin anısıyla birleşmiştir.

İnfazlar ve Hukuksuzluk

1887’de Chicago’da dört anarşist idam edildi; beşincisi ise hapishanede kendi yaşamına son vererek celladı adeta alt etmiş oldu. Diğer üç anarşist, Vali Altgeld tarafından affedilene kadar cezaevinde 6 yıl geçirdi. Vali, bu işçileri suçlayan mahkeme heyetini “histerik, önyargılı bir jüri ve taraflı bir yargıç” sözleriyle tanımlayacaktı.

“Anarşi Yargılandı”

Devlet, savcılığın şu sözleriyle bu davayı tarihe not düşmüştü:

“Anarşi yargılandı.” Sistem, bu anarşistlerin ölümleriyle birlikte savundukları düşüncenin de öleceğini umuyordu. Oysa yargılananlar sadece sendika örgütleyicileriydi ve ilerleyen yıllarda 1 Mayıs, bu kurbanları hatırlamak için Uluslararası İşçi Günü haline geldi.

Sekiz Saatlik İş Günü Mücadelesi

İşçiler, Chicago’da bir gösteri sırasında polise bomba atmakla suçlanıyorlardı. Bu olay; 1 Mayıs 1886’da başlayan, Chicago’daki 400 bin işçiyi kapsayan ve 8 saatlik iş günü talep eden büyük bir grev esnasında gerçekleşmişti.

Amerikan İşçi Federasyonu’nun, “1 Mayıs 1886’dan itibaren yasal çalışma gününün 8 saat olacağını” belirten tarihi kararı kabul ettiği günlerde, bu mücadele başlayalı neredeyse yüzyıl olmuştu. Bu tarihten önceki aylarda;

Nitelikli veya vasıfsız işçiler,Siyahlar ve beyazlar,Kadınlar ve erkekler,Yerliler ve göçmenler,

Hepsi daha kısa bir iş günü için verilen bu büyük mücadelede birleşmeye başlamıştı.

 “Kentte Sanki Pazar Tatili Var”

Sadece Chicago’da 400 bin kişi greve katılmıştı. Şehirde yayınlanan bir gazete grevi şu sözlerle resmediyordu:

“Fabrikaların ve imalâthanelerin uzun bacalarından duman yükselmiyor ve kentte pazar tatili benzeri bir görünüm var.” Burası, propagandanın ana merkeziydi ve anarşistler emek hareketinin en ön saflarında yer alıyorlardı. Yoğun örgütlenme faaliyetleri sayesinde Chicago, güçlü bir sendika merkezi haline gelmişti ve sekiz saatlik iş günü hareketine en büyük katkıyı sağlıyordu.

Chicago Anarşist Hareketi ve Basın Gücü

Chicago’da işçi hareketiyle paralel olarak anarşist hareket de oldukça güçlüydü. Hareketin sesini duyurmak adına önemli yayınlar yapılıyordu:

  • 1884: Dünyanın ilk anarşist günlük gazetesi olan Chicagoer Arbeiter-Zeitung yayın hayatına başladı.

  • Bunun yanı sıra haftalık Fackel ve pazar günleri yayınlanan Vorbote çıkarıldı.

1886 yılına gelindiğinde bu gazetelerin tirajı 26 bini aşmıştı. Özellikle şehirdeki kalabalık Alman göçmen işçi topluluğu tarafından takip ediliyordu. Ayrıca İngilizce, Bohemce ve İskandinav dillerinde de yayınlar yapılarak geniş bir kitleye ulaşılıyordu.

Sınıf Dayanışması ve Sosyal Bağlar

Chicago anarşistleri sadece sendikalarda aktif olmakla kalmıyor, işçilerin sosyal hayatına da dokunuyorlardı. Düzenledikleri etkinlikler arasında şunlar vardı:

  • Piknikler ve dans organizasyonları,

  • Konferanslar ve kütüphaneler,

  • Sosyal yardımlaşma faaliyetleri.

Tüm bu etkinlikler, işçi örgütlenmesini kırmak isteyen patronların en çok çekindiği şeyi, yani sarsılmaz bir sınıf dayanışmasını inşa ediyordu. Kurulan bu güçlü bağlar, işçilerin bir araya gelerek haklarını savunmalarındaki en büyük motivasyon kaynağıydı.

McCormick Fabrikası ve İlk Kıvılcım: 1 Mayıs 1886

1 Mayıs 1886’da başlayan sekiz saatlik iş günü grevleri, McCormick Harvester şirketindeki işgücünün yarısı tarafından desteklenmişti. Olaylar iki gün sonra, 3 Mayıs’ta sokağa çıkan orman işçileri sendikasının 6 bin üyesi tarafından düzenlenen devasa bir sokak toplantısıyla tırmandı. Bu toplantı, McCormick fabrikasına sadece bir blok uzaklıkta yapıldı ve 500’den fazla grevci de oraya katıldı.

August Spies ve Grev Kırıcılar

İşçiler, Merkez İşçi Sendikası tarafından düzenlenen bu toplantıda anarşist August Spies’ın konuşmasını dinliyorlardı. Spies, işçileri beraber hareket etmeye ve patronlara karşı sarsılmaz bir duruş sergilemeye çağırırken, tam o esnada grev kırıcılar McCormick fabrikasından dışarı çıkmaya başladı.

Polis Saldırısı ve Kanlı Müdahale

“Kütük kırıcılar”dan destek alan grevciler, caddeden aşağı yürüyerek grev kırıcıları fabrikaya dönmeye zorladılar. Ancak o sırada yaklaşık 200 polis olay yerine ulaştı ve hiçbir uyarı yapmadan kalabalığa sopalar ve silahlarla saldırdı. Bu vahşet sonucunda:En az bir grevci hayatını kaybetti. Beş-altısı ağır olmak üzere sayısız işçi yaralandı.

Haymarket’e Giden Yol

Gördüğü bu acımasız saldırıların öfkesiyle dolan August Spies, vakit kaybetmeden Arbeiter-Zeitung gazetesinin ofisine gitti. Chicago’daki tüm işçilere yönelik, ertesi gece düzenlenecek büyük protesto gösterisine katılmaları için tarihi bir çağrı kaleme aldı.

Bu çağrı, tarihin akışını değiştirecek olan Haymarket Meydanı toplantısının habercisiydi.

 Haymarket Meydanı: Barışçıl Bir Gecenin İhaneti

Toplantı; August Spies, Albert Parsons ve Samuel Fielden tarafından organize edilmişti. Her şey işçi hakları için barışçıl bir zeminde ilerliyordu.

“Polis Müdahalesine İhtiyaç Duyulmadı”

Konuşmalar boyunca kalabalık son derece disiplinli ve organizeydi. Toplantıyı başından itibaren alanda takip eden Belediye Başkanı Carter Harrison, ortamı şu sözlerle özetlemişti:

“Hiçbir şekilde polis müdahalesine ihtiyaç duyulmadı.” Hatta Harrison, Polis Müdürü John Bonfield’a müdahale etmemesini tavsiye etmiş ve istasyonda bekleyen polis kuvvetlerinin büyük bir kısmının evlerine gönderilmesini önermişti.

“Önce Saldıralım, Sonra Kanunlara Bakarız”

Hukukun tamamen askıya alındığı bu dönemde, devletin avukatı Julius Grinnell’in yaklaşımı süreci özetler nitelikteydi:

“Önce saldıralım, sonra kanunlara bakarız.”

Bu anlayışla birlikte, aslında düşünceleri ve örgütçü kimlikleri nedeniyle hedef alınan sekiz adam, “cinayet araçları” oldukları iddiasıyla yargılanmaya başlandı. İşçi hareketinin en etkili isimleri olan bu sekiz anarşist şunlardı:

  • August Spies

  • Albert Parsons

  • Samuel Fielden

  • Adolph Fischer

  • George Engel

  • Michael Schwab

  • Louis Lingg

  • Oscar Neebe

Adaletin Katledildiği Dava: 21 Haziran 1886

Dava, 21 Haziran 1886’da Cooke İlçesi Ceza Mahkemesi’nde başladı. Mahkeme süreci, bir suçun aydınlatılmasından ziyade bir düşüncenin cezalandırılmasına dönüştü. Savcılık makamı, bombayı kimin attığını ispatlamak yerine, bu kişilerin savunduğu fikirlerin bombadan daha tehlikeli olduğunu iddia ediyordu.

Taraflı Jüri ve “Özel” Yöntemler

Jüri üyeleri, alışılmış olan kutudan isim seçme yöntemiyle belirlenmedi. Bunun yerine, devletin avukatı Grinnell’in önerisiyle, adayları seçmek üzere mahkeme tarafından özel bir icra memuru atandı.

Savunma makamı, bu memurun taraflı olduğuna dair somut kanıtlar sundu. Memurun bizzat; “Bu davayı ben yönetiyorum ve şundan eminim ki bu kişiler kesin olarak asılacaklar” dediği belgelenmişti. Ancak mahkeme, bu kanıtların sunulmasına dahi izin vermedi.

Delilsiz Bir Yargılama: Sekiz Kişiden Sadece Üçü Meydandaydı

Jürinin nihai yapısı hukuken anlamsız ve etik dışıydı; jüri işadamları, katipler ve hayatını kaybeden polislerden birinin akrabasından oluşuyordu. Mahkeme boyunca devlet tarafından şu gerçekler göz ardı edildi:

  • Meydanda Bile Değillerdi: Yargılanan sekiz adamdan sadece üçü o akşam Haymarket Meydanı’ndaydı.

  • Kanıt Yoktu: Sanıkların herhangi birinin bombayı attığına, patlamayla bağlantılı olduğuna veya bu tür fiilleri onayladığına dair hiçbir kanıt sunulmadı.

  • Şiddet Kışkırtması Yoktu: Konuşmacıların şiddeti kışkırttığına dair tek bir delil bulunamadı. Öyle ki, Belediye Başkanı Harrison resmi kayıtlarda konuşmaları zararsız, hatta “eziyet” (sıkıcı) olarak nitelendirmişti.

  • Bir Babanın Güveni: Şiddet planladığı iddia edilen Albert Parsons, o akşam toplantıya iki küçük çocuğunu da yanına alarak gitmişti; bu bile art niyet olmadığının en insani kanıtıydı.

“Sesimiz Daha Güçlü Çıkacak”

Jürinin taraflı tutumu ve yargıcın peşin hükmüyle, tarihin en büyük adalet yanılgılarından birine giden yolun taşları döşenmiş oldu. Özellikle August Spies‘ın mahkeme salonunda yankılanan o meşhur sözü, bu haksızlığa karşı tarihe bırakılan en büyük mirastır:

“Sessizliğimizin, bugün boğduğunuz seslerden daha güçlü olacağı bir zaman gelecektir.”

Burada Anarşi Yargılanıyor”

Mahkeme, sekiz anarşistin inançları ve sendikal faaliyetleri nedeniyle yargılandığı bir tiyatroya dönüştü. Avukat Grinnell’in jüriye yaptığı kapanış konuşması, niyetin adaleti sağlamak değil, bir düşünceyi yok etmek olduğunu tescilliyordu:

“Burada anayasa yargılanmakta, anarşi yargılanmakta… Bu kişileri mahkûm edin, onları sonrakilere örnek olsunlar diye asın ve böylece kurumlarımızı ve toplumumuzu koruyun.”

Hüküm ve İdamlar

19 Ağustos günü yedi kişi idama mahkûm edildi, Oscar Neebe ise 15 yıl hapis cezası aldı. Kamuoyu baskısı sonucu Schwab ve Fielden’in cezaları ömür boyu hapse çevrildi. Louis Lingg ise infazdan bir gün önce hücresinde intihar ederek devletin elinde ölmemeyi seçti.

11 Kasım 1887 tarihinde Albert Parsons, George Engel, August Spies ve Adolph Fischer asılarak idam edildiler. Haymarket olaylarıyla ilgili bu sekiz kişi, tamamen düzmece bir mahkemede yargılanmışlardı.

“Bu Ateşi Söndüremeyeceksiniz!”

İdam edilen işçilerin cenazesine tam 600 bin kişi katıldı. Bu, baskıya karşı devasa bir yanıt niteliğindeydi. Spies, ölüme mahkûm edildikten sonra mahkemeye şu unutulmaz sözlerle seslenmişti:

“Burada bir kıvılcımı yok edeceksiniz ama her yerde başka kıvılcımlar çakacak. Bu, içten içe yanan bir ateş gibidir. Bu ateşi asla söndüremeyeceksiniz!”

Sonraki yıllarda, bombayı atan kişinin aslında emek hareketini gözden düşürmek isteyen bir polis ajanı olduğuna dair kanıtlar ortaya çıksa da, bu durum canları geri getirmedi. Ancak 1893’te Vali Altgeld, hayatta kalan işçileri affederek onların “histeri ve önyargılı bir yargıç” kurbanı olduklarını resmen kabul etti.

1 Mayıs Nasıl Resmî Tatil Oldu?

  • 1889: II. Enternasyonal’in Paris kongresinde, Chicago protestolarını anmak adına 1890’da uluslararası gösteriler yapılması kararlaştırıldı.

  • 1891: 1 Mayıs resmî olarak yıllık bir olay olarak kabul edildi.

  • 1904: Amsterdam Konferansı’nda tüm ülkelerin işçi örgütlerine, 8 saatlik iş günü ve evrensel barış adına 1 Mayıs’ta iş bırakma çağrısı yapıldı.

ABD Neden Eylül Ayını Kutluyor?

Dünya genelinde 1 Mayıs kabul görürken, ABD Başkanı Grover Cleveland, 1 Mayıs’ın radikal ayaklanmaları hatırlatmasından korktuğu için resmî “İşçi Bayramı”nı (Labor Day) Eylül ayına çekti. Böylece 1 Mayıs’ın devrimci ve anarşist kökenlerini unutturmayı hedefledi.

Bugün 1 Mayıs, dünyanın dört bir yanında sadece bir tatil değil; adaletsizliğe, haksız idamlara ve sömürüye karşı o gün yakılan “sönmeyen ateşin” bir sembolü olarak kutlanmaktadır.

Pagan Bayramından 1 Mayıs İşçi Bayramına
0