USD44,90
%0.23
EURO52,89
%-0.09
EURO/USD1,18
%-0.16
BIST14.587,93
%2.72
Petrol91,57
%-7.87
GR. ALTIN6.966,26
%1.07
BTC3.386.571,13
%-0.74
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
Cemil Uçar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Fakirliğin Sessiz Silahı: Çalışmak

Fakirliğin Sessiz Silahı: Çalışmak

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Çalışmak: Yoksulluğun Sessiz Direnişi

Bilge adam, erdemin yüz akı Aziz Nesin, Çatalca’daki vakıfta gençlerle yaptığı bir sohbette şöyle demişti:

“Fakirlerin tek silahı çalışmaktır.”

Bu cümle, yalnızca bir tespit değil; aynı zamanda hayata karşı verilmiş sessiz ama inatçı bir direnişin özetidir. Ben de kendi koşullarım içinde, günün büyük bir bölümünü okuyarak ve yazarak geçirmeye çalışıyorum. Çünkü çalışmak, çoğu zaman insanın kendine tutunma biçimidir. “İnsan, meşgul olduğu şey kadar insandır,” derler; boşluk, en tehlikeli yoksulluktur.

Hayatın İçinden Bakabilmek

Farklı hayatları tanımak ve onların içinde bulunmak, insanı yalnızca başka ufuklara taşımakla kalmaz; çoğu kişinin bakamadığı yerlerden bakabilme cesareti de kazandırır. Ülkemizde her şey biraz daha başka, biraz daha özgün ilerler. Geri bırakılmış toplumlarda yoksulluk geniş kitleleri içine alır; insanlar çoğu zaman yeteneklerine göre değil, bulabildikleri işle hayata tutunur.

Bu yüzden kimseyi, gündelik hayatla boğuştuğu için kolayca suçlamamak gerekir. Çünkü “Herkes kendi yükünü, kendi terazisinde tartar.” Yaşam, çoğu zaman adil değildir; ama yine de anlaşılmayı hak eder.

Görünenle Olan Arasındaki Uçurum

Hayata düz bir çizgiden bakamadığımız için, birbirine zıt gibi duran süreçleri şaşkınlıkla değil; anlamaya çalışarak çözebiliriz. Bunun yolu, diyalektik ve dinamik bir bakış açısından geçer. Bizde neredeyse hiçbir şey göründüğü gibi değildir. En tehlikeli sanılanlar değil; çoğu zaman masum görünenler daha yıkıcıdır.

Hele bir de “suya sabuna dokunmayan, sürekli alkışlayan tipler” vardır ki; onlar, sessizliğin en gürültülü hâlidir. “Kötülüğün en büyük müttefiki, iyilerin suskunluğudur,” sözü boşuna söylenmemiştir.

Keskin Sirke Meselesi

Bugüne kadar en çok kendime zarar verdiğimi düşündüğüm zamanlar oldu. Eskiler ne güzel demiş:

“Keskin sirke küpüne zarar.”

Ama bu bir övünme değildir. Bizim gibi ülkelerde korkak olmak zordur, cesur olmak değil. Çünkü yaşamak, burada iki değil; bin defa zordur. Sokağa çıkmanın bile cesaret sayıldığı bir memlekette, hayatta kalmak başlı başına bir mücadeledir.

Bir zamanlar Küçükçekmece taraflarında, sandal gezintisi yapan iki sevgilinin üstüne düşen bir araçla hayatlarını kaybettiğini hatırlıyorum. Bu ülkede bazen yaşamak, plansız bir risk almaktır.

Bu yüzden gereksiz düşmanlar edinmemek, kendinden çok söz etmemek gerektiğini bedeller ödeyerek öğrendim. Başarıya susamış bir kalabalık içinde, sessizlik bazen en büyük korunma biçimidir. Yaşadıkça öğreniyoruz; hem de durmadan. Öğrenmek, insanın kendine attığı en sağlam düğümdür.

 Bir daha dünyaya gelseydim, daha çok okur, daha az yazardım.

Bir daha dünyaya gelseydim, bir örgütten girer, diğerinden çıkardım.
Bir daha dünyaya gelmek elbette mümkün… Ama bir ses geliyor: Nereden?

Kendi sesimizden başka sese vaktimiz var mı? Cennet de cehennem de burada. Sen fırın zannet; sen tatil köyü… Bir daha dünyaya gelmek, okumakta, yazmakta ve yaşamakta gizli.

“Kimi kalbine güvenir ve tükenir; kimi de hiç kullanmaz kalbini.”
İşte asıl fark burada başlar.

Sıfırdan Başlamak

Sıfır kilometrede doğuyoruz, doğru.
Ama sıfırda niye gidiyoruz?
Gelmek için mi?

27 Mayıs 2020 – Büyükçekmece

 

Fakirliğin Sessiz Silahı: Çalışmak
0