Şuna eminim: Ruhlarıyla tanışmamışlardır, bedenine tapanlar. Çünkü insan, kendi ruhunun sesini duymadan bir başkasına dokunduğunu sanır sadece. Ben artık sevgili oldum ruhumla.
Ama sanılmasın ki bu romantik bir heves ya da geçici bir kaçış… Bu, bir hayatı sürdüren bir yakınlık. Öyle narin sözler fısıldamak, ikide bir temas aramak gibi alışkanlıklarımız yok. Çünkü gerçek yakınlık, sessizlikte de var olabilendir.
Aşk, Ölüm ve Sürekli Kayboluş
Şunu açıkça söylemeliyim dostlarım: Ölüm, sonun adı değil. Ölüm dediğimiz şey, her an yaşanan başka bir aşk ölümüdür. Bir inancın yıkılması, bir umudun sönmesi, bir insanın içimizdeki yerini terk etmesi… Hepsi küçük ölümler. Ve insan, farkına varmadan defalarca ölür.
Bir Tarihin Aynasında Kendine Bakmak
28 Mayıs 2022 tarihinde bunları yazmışım.
Ve çok değil, 28 Mayıs 2023… Bugün, ya yolu gerçekten bitirdiğimi ya da bitirmek istediğimi sanıyorum. Aradan geçen bir yıl, bana şunu sorduruyor:
Bilmeden ölmekle bilerek ölmek arasındaki fark nedir?
Belki de bu fark, insanın hayat boyunca ödediği bedellerin toplamıdır. Ama bu sözden ne kendime bir iltifat, ne de bir yergi çıkartın. Hayat bazen böyle; namluya sürülmüş bir mermi gibidir. Ve gün gelir, tetik parmağı ister istemez çekilir.
Yeni Bir Aşkın Adı
Bugün bir kavram koyuyorum yaşadıklarıma:
Ölümü yaşamak.
Bu, kaçmak değil.
Bu, teslim olmak hiç değil.
Bu, insanın kendi gerçeğini gözünün içine baka baka kabul etmesi.
Belki de adını yeni koyduğum bu şey, hayatımdaki en dürüst aşktır.
28 Mayıs 2023