USD44,87
%0.22
EURO52,93
%0.02
EURO/USD1,18
%0
BIST14.201,05
%-0.36
Petrol98,02
%-0.07
GR. ALTIN6.915,73
%0.34
BTC3.355.406,25
%0.27
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
Cemil Uçar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Suçlular Kütüphanesin’nden Bir Bölüm

Suçlular Kütüphanesin’nden Bir Bölüm

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Hayat,”iyi” diye bilinen  ”kötüler”ile ”kötü” sanılan ”iyiler”in alt üst oluşudur belki de. Alt – üstlerin galiba en zorunu yaşıyordum. Ayrı ayrı yerlere savrulan ve tehlike anında binlerce yaşadığım ihanetlerin en beteriydi bu, çünkü bedensel olarak hiç de genç sayılmayacak bir yaşta yirmi dokuz yıl sonra tekrar Metris Cezaevi’ne düşmüştüm.

Çok ilginç değil mi, hapishaneye girmek zorunda olana da ”düşmek” deyimi kullanılıyor ”fahişe” ye de. Galiba ikisinin de ortak özelliği kendi etini, kemiğini yemek zorunda kalması. Yer deyip de geçmeyin biraz da ne olduğunuzu bulunduğunuz yer tarif eder, hani derler ya bak, nerelere geldi ya da nerelere düştü. Gelmek ve düşmek yani bütün mesele.

İyi ki okuma yazma tutkusunu kazanmışım. Sanırım, harcanan gençliğimizin siyasal fırtınalarının en büyük kazancı bu. Tıpkı, hayatın temeli olan erkek sperminin bilmem ne kadarının bir işe yaramadan hazza kurban olması ama birinin bir insanın doğmasına neden olması gibi de anlatılabilir. Ah ah şu kahrolası keşke sözü, şimdi nasıl aklıma gelmesin !..

Bir yazıya başlarken özellikle yazan kendi canının sıkıntısını unutmalı yoksa okurun da canını sıkabilir. Keşkelerden kimse kazanmamış ki.

Ne güzel demiş evrensel bilge;
İşte bu söz buralarda beni yaşama bağlayan tek gerçeklik. Hatta biraz daha ileri gidip yazdıklarım için, en güzel eserlerin en zor zamanlarda üretilebileceği savına sarılıyorum. Belleğimi ve okuduğum kitapları
arşiv gibi kullanmalıyım. Burasını anlatmaya bazen hatta çoklukla hiçbir kavramın yetmediği yer olarak da tarif edebilirim.

Ne yiğitlik ne çaresizlik, ne vurdum-duymazlık ne de duya duya sağır olmak yetmez sanırım. Geçmişin kendi hata ve kusurlarını duymaktan insan öyle yorgun düşüyor ki bazen kendime karşı kör olduğumu düşünüyorum.

Metris / Birinci Ay (Ekim 2014)

Suçlular Kütüphanesin’nden Bir Bölüm
0