Vizyona Giren İki Muhteşem Film;
Hizmetçi’nin Gizemi ve Vahşi Kapitalizmin ‘Başka Yolu Yok’ Çıkmazı
Sinema salonları bu hafta, izleyiciyi koltuğuna çivileyecek iki farklı uçurumun hikayesine ev sahipliği yapıyor. Bir yanda Amerikan komedilerinin ustası Paul Feig’in psikolojik gerilime dümen kırdığı “Hizmetçi” (The Housemaid), diğer yanda Güney Kore sinemasının dâhisi Park Chan-wook’un vahşi kapitalizmi kara bir mizahla doğradığı “Başka Yolu Yok”. Her iki film de sınıf farkı, güç savaşları ve ahlaki çürüme ekseninde dönerek izleyiciyi “Özgürlüğün bedeli nedir?” sorusuyla baş başa bırakıyor.

Hizmetçi; Banliyönün Kusursuz Görünen Cehennemi
Nedimeler ve Basit Bir İyilik gibi yapımlarla tanıdığımız Paul Feig, bu kez rotasını 2025 yapımı Hizmetçi ile gerilimin karanlık sularına çeviriyor. Frieda McFadden’ın New York Times çok satanlar listesinde 60 haftadan fazla kalarak fenomenleşen romanından uyarlanan film, hayranlarının uzun süredir beklediği o tekinsiz atmosferi beyazperdeye taşıyor.
Hikâye, New York banliyösünde yaşayan varlıklı Winchester çifti ile geçmişindeki karanlık sayfalardan kaçıp yeni bir başlangıç arayan Millie’nin yollarının kesişmesiyle başlıyor. Şartlı tahliye ile özgürlüğüne kavuşan Millie için bu yatılı hizmetçilik işi, hem sığınacak bir liman hem de para biriktirebileceği bir fırsattır. Ancak evin kapıları kapandığında, Hitchcock filmlerini aratmayan bir gerilim sarmalı başlar.
Evin hanımı Nina, başlangıçtaki sıcak tavrını hızla kaybederek yerini yalanlara ve açıklanamayan psikoz nöbetlerine bırakır. Kızı Cecilia bu krizlere kayıtsız kalırken, Nina’nın sabırlı ve çekici eşi Andrew, hem karısının üzerine titrer hem de Millie’yi teselli eden güvenilir bir liman rolünü üstlenir. Ancak bu üçgen, göründüğü kadar masum değildir.
Kırılgan ama hayatta kalma içgüdüsü yüksek olan Millie, kendini Nina ve Andrew arasındaki tehlikeli bir güç oyununun ortasında bulur. Rebecca, Stepford Kadınları ve Kayıp Kız gibi klasiklerin tadını veren filmde, iplerin aslında kimin elinde olduğu ve gerçek kurbanın kimliği sürekli yer değiştirir.
Gişe Başarısı ve Devam Filmi Müjdesi 35 milyon dolarlık bütçesine karşın sadece iki buçuk haftada 133 milyon dolar hasılat elde eden film, yapımcıları harekete geçirdi. Nina karakterine hayat veren Amanda Seyfried, serinin devam halkası olan “Hizmetçinin Sırları”nın çekimlerine 2026 sonunda başlanacağını müjdeledi. Sydney Sweeney, Amanda Seyfried, Brandon Sklenar ve Michele Morrone gibi yıldızlardan oluşan kadro, Taylor Swift’in “I Did Something Bad” şarkısıyla güçlendirilen iddialı tanıtımla geri dönecek. Dümende yine Paul Feig, senaryo koltuğunda ise Rebecca Sonnenshine olacak.

Başka Yolu Yok; Çaresizliğin Anti-Kahramanı
Güney Kore’nin Oscar adayı “Başka Yolu Yok”, usta yönetmen Park Chan-wook’un vizöründen Donald E. Westlake’in Balta (1997) romanının ikinci sinema yorumu olarak karşımıza çıkıyor. Costa Gavras’ın 2005 yapımı Ölümcül Çözüm filminde özgüvenli bir haklılıkla resmettiği “kovulan adam” profili, Chan-wook’un ellerinde utangaç ve çaresiz bir karaktere dönüşüyor.
Film, 25 yıl emek verdiği kağıt fabrikasından bir gecede kapı dışarı edilen Yoo Man-su’nun hikayesini anlatıyor. Bong Joon-ho’nun Parazit’inde gördüğümüz o keskin sınıfsal çatışma burada da mevcut; ancak bu kez kamera zengin ile yoksulu değil, yoksul ile “daha yoksulu” karşı karşıya getiriyor. Man-su, fabrikayı alan Amerikan şirketine değil, kendi yerine geçebilecek diğer savunmasız işsizlere karşı bir savaşa girişiyor.
Kapana kısılan Man-su, ailesine standart bir yaşam sunabilmek adına ahlaki pusulasını yitirmiş bir anti-kahramana dönüşüyor. Rakiplerini elimine etmek için kurduğu gizli planlar, izleyiciyi vicdan muhasebesine sürüklüyor. Charlie Chaplin’in 90 yıl önce Modern Zamanlar’da (1936) işaret ettiği gibi; liberalizm ve vahşi kapitalizm, insanı insanlıktan çıkarmaya ve onu bir hayatta kalma makinesine dönüştürmeye devam ediyor.










