USD44,86
%0.22
EURO52,88
%-0.07
EURO/USD1,18
%-0.09
BIST14.587,93
%2.72
Petrol90,71
%-8.73
GR. ALTIN7.009,50
%1.7
BTC3.465.327,09
%3.01
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
Cemil Uçar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Mevlana, Mesnevi ve Güce Biat Kültürü

Mevlana, Mesnevi ve Güce Biat Kültürü

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 .  Türklerin Anadolu’daki Tarihsel Varlığı

Türkler, yalnızca 1071 Malazgirt Savaşı sonrası değil, İsa’dan en az 2000 yıl önce de Anadolu coğrafyasında varlık göstermiştir. Ancak Anadolu’nun kalıcı biçimde Türk yurdu haline gelmesi, Malazgirt’ten sonra hız kazanmıştır. Selçuklu komutanı Kutalmışoğlu Süleyman Şah, 1075’te İznik’i fethederek başkent ilan etmiş ve böylece Anadolu Selçuklu Devleti’ni kurmuştur. Bu devlet, 1308 yılında İlhanlılar tarafından sona erdirilene dek Anadolu’nun siyasal kaderini belirlemiştir.

“Tarih, yalnızca olanı değil; kimin yanında durulduğunu da yazar.”

 Mevlana ve Etnik Köken Tartışmaları

Selçuklu döneminin en çok tartışılan figürlerinden biri Mevlana Celaleddin-i Rumi’dir (1207–1273). Belh’te doğmuş, Konya’da yaşamını yitirmiştir. Etnik kökeni konusunda Türk, Fars veya Tacik olduğu yönünde farklı görüşler vardır. Kesin olan şudur ki, Mevlana eserlerini —başta Mesnevi olmak üzere— Farsça kaleme almıştır.

“Bir düşünürün dili, bazen kimliğinden daha yüksek sesle konuşur.”

Mesnevi’de Türk Algısı

Mevlana’nın Mesnevi’sinde Oğuz Türkleri, Türkmenler, Ahiler ve Aleviler hakkında son derece sert ifadeler yer alır. Türk; güçlü ama akılsız, kan dökücü ve yağmacı bir tip olarak betimlenir. Mesnevi’de geçen şu satırlar dikkat çekicidir:

“Kan dökücü Oğuz Türkleri ansızın bir köye saldırdılar…”
“Ey ecel, ey köyü yağmalayan Türk…”

Bu anlatılarda Türk, medeniyet kurucu değil; tehdit unsuru olarak sunulur.

“Bir toplumu nasıl anlattığın, ona nereden baktığını gösterir.”

Mevlana, Ahiler ve Moğollar

1243 Kösedağ Yenilgisi sonrasında Ahiler ve Türkmenler, Moğol işgaline karşı direnirken; Mevlana ve çevresi Moğol yönetimiyle uyumlu ilişkiler kurmuştur. Bu tavır, Mevlana düşüncesinde güce tabi olma anlayışının merkezî yerini gösterir. Nitekim Mevlevi geleneğinde iktidar kimdeyse hak da ondadır düşüncesi baskındır.

Mevlana’nın torunu Ulu Arif Çelebi’nin şu sözü bu yaklaşımı özetler:

“Allah gücü Moğollara vermiştir; biz de itaat ederiz.”Akıl mı, Sezgi mi?İslam düşüncesinde kadim bir çatışma vardır: Akılcılar (rasyonalistler) ile Sezgiciler (içe doğuşçular). Mevlana, hocası Şems-i Tebrizi’nin etkisiyle aklı reddeden, sezgiyi merkeze alan çizgide yer alır. Bu yaklaşım, bilimsel ve eleştirel düşünceyle ciddi bir kopuşu da beraberinde getirir.

Kadın Algısı ve Toplumsal EleştiriMesnevi’de yer alan çok sayıda hikâyede kadın, aşağılanan ve güvenilmez bir varlık olarak sunulur. Kadın–erkek birlikteliğine, Türkmen ve Ahi çevrelerin eşitlikçi dini meclislerine açıkça alaycı yaklaşılır. Hacı Bektaş-ı Veli ve Fatma Bacı üzerinden yapılan ithamlar, bu düşmanlığın kişisel boyutunu da gözler önüne serer.

Mevlevilik ve Osmanlı Devlet Aklı

XV. yüzyıl sonlarından itibaren Osmanlı Devleti, çok uluslu yapısını sağlamlaştırmak için Mevleviliği desteklemiş; Mevlevihaneler açmıştır. Çünkü Mevlevilik, “güçlüye itaat” kültürünü besleyen işlevsel bir araçtır.

Bu anlayışın modern bir yansıması, Fethullah Gülen’in ABD merkezli söylemlerinde görülür. Gücü elinde tutana yönelme refleksi, tarihsel bir zihniyet sürekliliğine işaret eder.

Mevlana’nın ve Mevleviliğin savunduğu “iktidara kayıtsız şartsız itaat” ahlakı, yalnızca tarihsel bir tartışma değil; bugün de sorgulanması gereken bir zihniyet mirasıdır. Çünkü adaletin kaynağını güçte arayan her düşünce, zulmü meşrulaştırma riskini taşır.

Mevlana, Mesnevi ve Güce Biat Kültürü