USD45,07
%0.04
EURO53,03
%0.31
EURO/USD1,17
%0.04
BIST14.329,34
%-1.81
Petrol104,32
%0.06
GR. ALTIN6.658,61
%0.03
BTC3.435.240,57
%-1.46
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
Cemil Uçar

Mektup

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ben, kendime sık sık oğlum diye seslenirim. 

Hayata kötü tarafından bakıyorum, bin bir eksiklik görüyorum; kaç yaşına gelmişim belki de ölümün o sonsuz çukurunun, uçurumun yanı başında duruyorum: Ne emekliliğim, ne kendime ait bir evim ne de yaşamsal ihtiyaçlarımı karşılayacak bir maaşım var. Kafanızı ağrıtmayayım bendeki yoklarla yoksa bir yazarımızın dediği gibi, “ne kadar çok yok’unuz varmış” diyebilirsiniz. Gene de hayata iyi kazanılmış taraflarından bakıyorum, çünkü başka türlü bir saat daha yaşanmaz intihar edilir…

“Bak, dostların var oğlum” diyorum; az, ama fena erkek ve kızlar değil bunlar, üstelik senin gibi onlarda yazmayı okumayı seviyorlar. Bilir misiniz, yazmaya benim gibi amatör başlayıp ve amatör olarak kalanlar okumaktan çok yazmak sözünü kullanırlar. Ne de olsa insan yaptığı iyi bir şeyi hep hatırlar – kendi adını anmadan – mümkün olsa hep ondan söz etmek ister. Yazmak, bu yalancı ve vefasız – kahpe ama bir o kadar da cilveli hemi de orospu dünyada bizi avutup oyalayacak tek uğraştır. Yazı dostları, dostlukların üstünde, ihtimal hem de en en tepe noktasındadır. Dostun zor durumdayken bile yazar-çizer, aklının takıldığı karanlığı ortadan kaldırmak ister yazan. Okuyan genellikle – en iyi okuyucu bile olsa – dalgındır, her zaman yazanın anlattığının çok çok azını anlar.

Yahu, diyorum oğlum, kendine mi yazıyorsun?.. Ağıt mı bu, teselli mi yoksa? Belki birincisi belki ikincisi belki de hepsi ama kesinlikle öğüt olarak anlamayın lütfen!

Eğer öğüt olarak anlamakta ısrarlı iseniz; bari sözleri öğütün derim!..

Bu hayatın eksikliklerine takılıp kalmayın!.. Çevrenizde dost yüzlü düşman kardeşleriniz de olabilir, boşuna onlara kızarak hayatınızı zehir etmeyin!..

Asla ve asla sahip olduğunuz eşinizi, çocuğunuzu ve dostlarınızı yani kendinizi ihmal etmeyin! Çünkü ben çok ihmal ettim. Belki, siz de benim takılıp kaldığım o kör anda kalmışsınızdır. Evet, hayat bir andır; ama güzel, çirkin geçip gitmiş anın ardından koşmak aptallıktır. Ben çok yaptım lütfen siz yapmayın!.. Uçup giden her neyse elinizdeki belki de hayatın size vereceği yeni müjdelerin habercisidir. Bilir misin oğlum, her müjde kendini gizler bazen de felaket kılığına bürünür; ne de olsa hayat değişimdir. Değişime asla kızılmaz yalnızca uyum sağlanır ve her şey muadiliyle değiştirilir. Hayat her zaman özellikle de kayıp zamanları daha bir hırs ve umutla yeniden başlar ve sürdürülür. Hiç bir başarı dön bak tarihe, olduğu yerde seyrederek kazanılmamıştır. Büyük umutları olanları büyük felaketlerde inatla kovalar hayatın diyalektiğidir bu.

Kazanmak ve kaybetmek iç içedir çünkü.

İnandıkça kazanmaktan hiçbir güç alıkoyamaz bizi işte unutulmaması gereken dersimiz bu oğlum.

Gözlerinden öperim. Selamlar oğlum.

 

Mektup