Bir Yumurtanın Terbiyesi
Hayat gerçekten çok garip. Bir zamanlar çift olarak uyuduğum günlerde yatağa geç girerdim, şimdi ise yalnızlığın disipliniyle erkenden uyanıyorum. Bu gece de öyle oldu. Karanlık henüz yerinden kıpırdamamıştı. Kalktım. Önce bir bardak süt, ardından bir sigara… Ama yetmedi. İçimdeki boşluk ikna olmadı.
Sonunda kendime şunu itiraf ettim: İnsan açgözlü bir varlık.
Yetinen değil, isteyen… Doyan değil, arzulayan…
Akşamdan kalma yarım bardak şarap vardı. Onu da içtim. Sonra aklımdan —daha doğrusu nefsimden— şu geçti:
“Börekçiye gidip pastırmalı börek yesem mi?”
Bir anlık heves… Hemen vazgeçtim. Çünkü biliyorum; şu an kaç kişi bir poğaça alayım mı, almayayım mı diye içinden hesap yapıyor. Açlık bazen mideyle değil, vicdanla ölçülür.
Bu yüzden bir dilim peynir ve bir haşlanmış yumurta ile yetinmeliyim.
Zindanın Öğrettikleri
“Aklına getirsene oğlum, zindan günlerini,” dedim kendime.
Bir yumurta haşlamak… Ne büyük bir lükstü o günlerde.
Hemen kendime ayar verdim:
“Şımarma oğlum, şımarma.”
İnsan bazen geçmişiyle hizaya gelir. Hatıralar, bugünün şımarıklığını törpüler. Ama bu düşünceler ister istemez başka görüntüleri de çağırır zihne:
Saraylarında bal börek yiyenleri,
suyunu bile ithal edenleri,
birkaç yıl daha fazla yaşamak için binbir hesabı ustalıkla yapanları…
Ve insan sormadan edemez:
Aynı ülkede, aynı zamanda, bu kadar ayrı hayatlar nasıl yaşanır?
Sıkıntının Defterleri
Canım daha da sıkıldı.
“Hapishane defterlerine göz atayım,” dedim.
Sararmış sayfalar, ağır cümleler… Ama bilirim; insan en berrak düşüncelerini dar alanlarda üretir. Özgürlük yoksa, düşünce mecburen derinleşir.
Notlar arasında Melih Cevdet Anday çıktı karşıma.
“FELSEFESİZ YAŞAMAK” kitabından altını çizdiğim satırlar hâlâ diri duruyordu:
“Tragedya ile komedya bir kâğıdın iki yüzü gibidir.
Gülmeyi eğlence ile karıştırmamak gerekir.
Mizah, şaka demek değildir.”
Bu cümleler insanın yüzüne hafif bir tokat gibi çarpar. Çünkü biz çoğu zaman acıya güler, gülmeyi de hafiflik sanırız. Oysa mizah, hayata tutunmanın en ciddi biçimidir.
Arada Kalan Hayat
Belki de yaşadığımız hayat tam olarak budur:
Bir yanımız trajedi, bir yanımız komedi.
Bir yanımız yumurtaya şükrederken, öteki yanımız bal böreğe öfkelenir.
Bir yanımız geçmişin zindanlarında dolaşır, öteki yanımız bugünün rahatlığında utanır.
Şunu fark eder insan zamanla:
Asıl hapishane, unutkanlıktır.
Unutan şımarır.
Hatırlayan susar, düşünür, yazar.
Bu satırlar 23 Ekim 2022 gecesinin sessizliğinde,
bir bardak süt,
yarım bardak şarap
ve bir haşlanmış yumurtanın eşliğinde
akıldan kâğıda düştü.
- Yazı Boyutunu Ayarla Okuma rahatlığı için seçin
- Küçük 100% Dev











