USD45,18
%-0.02
EURO53,03
%-0.09
EURO/USD1,17
%-0.08
BIST14.442,56
%0.92
Petrol111,10
%0.63
GR. ALTIN6.695,69
%-0.3
BTC3.474.292,88
%1.76
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
Cemil Uçar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Üstüne Şal Örtülen Anayasa

Üstüne Şal Örtülen Anayasa

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

12 Mart Ve Kızıldere: Bir Kuşağın Hazin Vedası ve Mahir Çayan

12 Mart 1971 Muhtırası, Türk siyasetinde hükümeti devirmekle kalmadı. Askeri hiyerarşi, ordu içindeki güç dengelerini de kökten değiştirdi. Komuta kademesi, 15 Mart tarihinde darbe yanlısı radikal grubu re ’sen emekli ederek tasfiye etti. Bu kararlı adım, ordunun emir-komuta zincirini korudu. Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, böylece hiyerarşik düzeni pekiştirdi. Medya ise baskıcı havayı yakından izledi. Gazeteler; ordunun anarşiyi durdurma, TRT ve Üniversite özerkliklerini sınırlama taleplerini eleştirel bir dille aktardı.

ODTÜ Baskını ve Müdahaleyi Tetikleyen Olaylar

Askeri müdahaleyi 5 Mart 1971 tarihindeki gelişmeler hızlandırdı. Bu olaylar bardağı taşıran son damla oldu. Güvenlik güçleri, kaçırılan Amerikan askerlerini bulmak için ODTÜ yurtlarına girmek istedi. Öğrencilerin ateş açmasıyla büyük bir çatışma çıktı. Bunun üzerine Genelkurmay Başkanı, tüm üst düzey komutanları acilen Ankara’ya çağırdı. Ancak tek neden öğrenci olayları değildi. Ordu içindeki 9 Mart grubu gibi sol cuntaların hareketliliği komuta kademesini endişelendirdi. Asker, hem sokaktaki anarşiyi hem de içindeki bölünmeyi durdurmak için yönetime el koydu.

Haşhaş Krizi ve ABD ile İlişkilerdeki Gerginlik

Dönemin en çok tartışılan konusu Haşhaş Meselesi oldu. Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit, muhtıranın arkasında ABD baskısının olduğunu savundular. Onlara göre Amerika, haşhaş ekimini yasaklamayan Demirel hükümetini hedef almıştı. Fakat Milliyet Gazetesi bu iddiaların aksini belgeledi. Habere göre Amerika, Türk üreticilere alternatif ürünler için 3 milyon lira yardım yapmayı kabul etmişti. Bu bilgi, muhtıra hakkındaki “dış güç” senaryolarını sarsmaktadır. Olayın ekonomik arka planı, siyasi söylemlerden daha karmaşık bir yapı sergiler.

 

Mahir Çayan: Hukuktan Siyasal Bilgilere Uzanan Yol

14 Ağustos 1945’te Samsun’da doğan Mahir Çayan, siyasi tarihin en etkili figürlerinden biri oldu. Eğitimine İstanbul’da başlayan Çayan, Haydarpaşa Lisesi’nden mezun oldu. 1963’te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. Bir yıl sonra rotasını Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne (SBF) çevirdi. Bu geçiş, onun ideolojik dünyasını şekillendiren dönüm noktasıydı. Çayan, 1965 yılında SBF Fikir Kulübü Başkanı seçilerek sosyalist mücadeleye başladı. 1967 yılındaki Fransa seyahati ise onun teorik derinliğini artırdı.

THKP-C’nin Kuruluşu ve Silahlı Eylemler

Çayan, Türkiye’ye döndüğünde 6. Filo protestolarına katıldı. Ardından Milli Demokratik Devrim (MDD) safına geçti. Zonguldak Ereğli’de yürüttüğü çalışmalar sırasında parti yönetimiyle fikir ayrılığına düştü. Bu sürecin sonunda Türkiye Halk Kurtuluş Partisi ve Cephesi’ni (THKP-C) kurdu. Stratejisini “Kesintisiz Devrim” broşürleriyle formüle etti. Çayan, sadece bir teorisyen değil, aynı zamanda bir eylem adamıydı. Şubat 1971’de Ankara Ziraat Bankası soygununu gerçekleştirdi. Ardından İstanbul’da iş insanlarını kaçırarak eylemlerini sürdürdü.

Elrom Olayı ve Balyoz Harekatı’nın Gölgesi

Muhtıra rejimi, sokaktaki her muhalif sesi “anarşi” olarak damgaladı. Buna karşılık THKP-C, şehir eylemleriyle varlığını kanıtladı. Grup, 17 Mayıs 1971’de İsrail Başkonsolosu Ephraim Elrom’u kaçırdı. Mahir Çayan ve arkadaşları, cezaevindeki dostları için özgürlük istediler. Fakat Nihat Erim hükümeti, bu talebe Balyoz Harekatı ile yanıt verdi. Sıkıyönetim ilan eden hükümet, evleri tek tek aradı. Ne yazık ki bu gergin süreç Elrom’un ölümüyle trajik bir noktaya ulaştı. Ancak bu olay gençlerin kararlılığını sarsmadı.

Maltepe Firarı ve Kızıldere’deki Son Direniş

29 Kasım 1971 tarihi, devrimci literatürde bir mucizenin adıdır. Mahir Çayan ve yoldaşları, Maltepe Askeri Cezaevi’nden tünel kazarak firar ettiler. Bu kaçış, rejimin tüm güvenliğini sarstı. Firari isimler, kendi hayatlarını kurtarmayı düşünmediler. Aksine, idamı bekleyen Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını kurtarmak için plan yaptılar. Bu vefa duygusu, onları Kızıldere köyüne taşıdı. 30 Mart 1972 günü güvenlik güçleri sığındıkları evi kuşattı. Çayan, teslim olma çağrılarına “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik!” cevabını verdi. Çatışmada Mahir ve dokuz arkadaşı hayatını kaybetti.

Üstüne Şal Örtülen Anayasa