USD45,19
%0.16
EURO53,05
%0.38
EURO/USD1,17
%0.48
BIST14.384,39
%0.51
Petrol110,55
%0.1
GR. ALTIN6.711,88
%1.83
BTC3.442.950,98
%-0.18
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
Demet KORUCU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Kadın Cinayetleri

Kadın Cinayetleri

featured
Google'da Abone Ol
3
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kadın cinayetleri, toplumumuzun kanayan bir yarası. Neredeyse günlük hayatımızda gün aşırı, maalesef acı bir haber okuyoruz. Hatta bazen, “Bu okuduğum kadar kötü bir olay, hiç beklemezdim ama, benim kızımın başına geldi” diye düşündüğümüz anlar oluyor. Bir anneannenin gözyaşlarını, yani üstüne bir yenisini daha okuyoruz. Ne kadar içimiz yanıyor, inanın, insan olan, can, yürek taşıyan herkesin derin üzüntüsü bu… Kah yasaların yetersiz olduğundan, kah erkeklerdeki öfke kontrol probleminden dert yanıyoruz. Haklı mıyız? Evet, hem de çok. Ama haklı olmamız, bu kötü gidişatı, kadın cinayetlerini önlüyor mu? Ah, keşke ama maalesef. İşte bir de üstüne üstelik, istesek de istemesek de kabul etmemiz gereken, erkek egemen bir toplumda yaşıyoruz. Yasalar yeterli değil diyoruz, bu da cabası. Hepsini gördük, yaşadık. Size yemin ederim, yanıyor ciğerlerimiz liğme liğme her defasında bu kadına, çocuğa şiddet haberlerinde. Bir şeyleri değiştirebildi mi? Bu üzüntümüz, feryadımız… Umarım toplumsal bilincimiz had safhadadır artık. Çünkü tahammülümüz kalmadı yitip gidenlerimize.

Şiddet deyince, hemen sadece eş, koca, abi, baba şiddeti gelmesin aklınıza; kadına şiddet her yerde, işte, yolda, sokakta. Yani illa duygusal bağınız olan birinden gelmiyor; ondan da geliyor doğru, hatta bazen tanımadığınız birinden, yolunu şaşırmış bir öfkeden bile olabiliyor…

Bu yazıda ben biraz da çuvaldızı kadın olarak kendime batırmak istiyorum. Hayatımda birkaç kere, bıçak sırtı, ölümle burun buruna kaldığım anlar oldu. Ne yalan söyleyeyim, çok korktum ve hatta birkaçında dananın kuyruğunu yırtıp ipten döndüm. Döndüm dönmesine ama, işte her zaman herkes için öyle olmayabiliyor maalesef… O zaman toplumumuzdaki bütün bu paradigmaların bir bileşkesini alıp, bütün bu resmin içinde, yasaları, toplumsal erkek egemen algıyı, sistematik yanlışları hemen ya da yakın vadede değiştirmek epey zor. Zaman alabilecek uygulamalara rağmen, peki ya bugün, bireysel olarak topluma fayda sağlayabilecek hemcinslerim, kadın arkadaşlarıma neler demek isterim oturma odamızda hep beraber sohbet ederken?

Türkiye’deki kadınlar olarak biz kimiz? Çok iyiyiz, çok becerikliyiz, çok candanız, amenna. Bütün bunların fazlası var. Öğretmeniz, doktoruz, anneyiz, bankacıyız, tarlada hasatta işçiyiz, beş yıldızlı otelde şefiz, polisiz, askeriz, eşiz… Parmaklarım bunları yazınca fark ettim ki, aslında biz ilk ve en önce kadınız. Ve tüm bu üstte saydığım kimlikler sonradan, hep sonradan eklenenler…

Peki o zaman nasıl kadınlarız? Yahu Demet, hangi birimizi sayalım burada? Derseniz, eh ben de kendimin ne kadar mükemmel bir kadın olduğunu yazıp goygoyculuk yapıp türbünlere oynamayayım. Aşağı yukarı nasıl bir kadın mıyım? Bir ülke insanını hiç bilmiyorsanız, en ortalama bilgi edinme yolu, o ülkenin üç beş televizyon programını açıp, ortalama kadınlar nasıl konuşuyor, nasıl davranıyor, el kol hareketleri, mimikler falan filan olsa, az biraz fikir verir. İyi o zaman açalım televizyonu, bakalım ekranlardaki kadın figürlerin hepsine; çünkü ben de “istesem de istemesem de”, kanlardan mı dersiniz, genlerden mi dersiniz, ırktan, soydan, huydan mı dersiniz, veyahut bu topraklardaki içtiğimiz sudan, çaydan, yediğimiz ekmekten mi dersiniz, üç aşağı beş yukarı ben de ekranlardaki kadınlardan biri ya da diğeri, veya bazen birkaçının ortalamasıyım.

Açtık ekranları, başladık Türkiye’deki kadın profiline… Sabah kuşağındaki kadın figürler, dizilerdeki kadın karakterler, yemek programlarındaki kadın katılımcılar, ekranlardaki kadın emekçilerimiz, hangi partiden olursa olsun bizi, kadınları temsil ettiğini düşündüğüm için merakla dinlediğim kadın siyasetçilerimiz… Bu liste uzayıp gider. Kalbimde bütün bu kadınların HEPSİ, ama hepsi çok güzeller, çok renkliler… Hepsinin sinirli olma hallerini, haklılıklarını bile anlıyorum bazen elbette. Ama, ama yine de çuvaldızı kendime batırırsam, biz bu ülke kadınları olarak, bizde az biraz fevrimiz? Bazen günlük yaşantımızın getirdiği zorluklardan duygusal inişler çıkışlar yaşıyor muyuz? Biz de biraz, adamların dalına basmayı çok iyi biliyor muyuz? Biz de biraz, tam 12’den doğru tespitler yapıp, karşımızdakini patlıcan oturtması gibi oturtmayı iyi biliyor muyuz? Biz de biraz, bize söylenen yalanları bir bir, çarşaf çarşaf, adeta dedektif gibi analiz edip, ilişkilendirerek adamların önüne sunuyor muyuz? Anamıza, bacımıza, kaynanamıza, yani kadın olsun erkek olsun, lafların biri elinde biri cebimizde mi bazen, hem de en cuk otururundan. Bazen çok paylaşımcı, bazen çok konuşuyor muyuz? Belki de evet.

Ben sadece, kendime öz eleştiri olarak, bütün bunları ve fazlasını ya da azını yaptığım bazı durumlarda, ipten döndüğüm için çok şanslıymışım; çünkü muhatabım olan kişilerde bütün bunları kaldıracak kodlar, onların yazılımlarında yoktu ve ben bunu bilmediğimden ya da göz ardı edip, neredeyse kendi ayağıma sıkıyordum.

Eeeee Demet! Lafı eveleyip geveleme; bunları ya da daha fazlasını yapıyorsak yapıyoruz da! Hiç kimse bütün bunları yaptı diye öldürülmeyi hak etmiyor! Ve hatta üstüne oospuouk yapsak bile, Allah’ın verdiği canı ancak Allah alır diyorsanız…, çok haklısınız. Kimse ve hiçbir insan, hiçbir kadın öldürülmeyi asla hak etmiyor. Etmiyor da, bütün bunları yaptığımda, içinde yaşadığımız toplum yapısı, şu an değişmesi zaman, emek, para isteyen hantallaşmış sistemlerin, düzenlemelerin, erkek egemen hiyerarşisinin, bu coğrafyadaki erkeklerin genetik mirasının yakın vadede değişmesi, dönüşmesi beklentisi çok da gerçekçi olmadığı için belki de, kadın olarak, biraz odağımızı kendi kadın kimliğimizin gelişimine, eğitimimize, yabancı dil öğrenmemize, ille de akademik başarıdan bahsetmiyorum; meslek liselerinden başlayarak, dikişten tutun da, kozmetik, estetik, saç kesim, bahçe bakım, ahşap boyama ve burada benim sayamayacağım kadar çok meslek veya hobi öğrenimine, hatta bunların bazıları halk eğitimlerinde ücretsiz eğitim olarak bile veriliyor. Karşımızdakini değiştirmek yerine, kendimize daha çok odaklansak, kendimizin bir daha iyi versiyonu olabilmek için, elimizdeki imkan ve yeteneklerle, sessiz ama derinden birilerine gönüllü yardım etmeyi ya da her gün yeni bir şey öğrenmeyi kafaya koysak, ve inanın fizik profesörü bile olsak, kadın olarak o ekranlardaki saydığım kadınlardan biri veya bazıları gibiyiz bazı anlarda. Bugün zaaflarımızı, zayıflıklarımızı bir masaya yatıralım; biz kendimiz, tek bir can, bir kadın olarak, içinde bulunduğumuz zorluk için ve bu düzende, bu sistemdeki olumsuzluklara rağmen, bir milim bile olsa, bir adım kendimize, etrafımıza, çocuklarımıza bir güzellik ne yapabiliriz?

Babamın bana vasiyetiydi: “Boşsan başka uğraş bul kendine hemen! Ama bu uğraşın ikinci bir insan olmasın…” Saygıdeğer kadim hemcinslerim, bu hassas konu hakkında yazdığım bir yanlış, bir hadsiz kelime ve hatta bir hatalı virgül varsa bile, sizlerden özür dilerim; cahilliğimdendir, iş bilmezliğimdendir. Sadece kalbimde derin acılar bırakan bu konuyu yazmak istedim, Allahım bir kadın kardeşime ulaşır, bir fikir verirse, bir şey hatırlatırsa diye… Yoksa siz en iyisini bilirsiniz…

Kadın Cinayetleri
3

3 Yorum

  1. 6 Nisan 2026, 18:14

    Değerli hocam yazılarınız hem güncel hem edebi hem de ebedi , alıştık artık artık sizle sohbet eder gibiyiz .hak verilmez alınır düşüncesi ile het ne kadar Türk erkeği için kadınlar baş tavı ise Ata’mızın dediği gibi global dünyada haklarını bizlerden daha fazla korumak zorundalar

    • 6 Nisan 2026, 18:20

      Değerli hocam ; yazılarınız hem güncel hem edebi hem de ebedi , alıştık artık artık sizle sohbet eder gibiyiz .Hak verilmez alınır düşüncesi ile her ne kadar Türk erkeği için kadınlar baş tacı ise de Ata’mızın dediği gibi geleneğimizce global dünyada haklarını bizlerden daha fazla korumak zorundalar

  2. 6 Nisan 2026, 03:45

    Başlığı okuyunca, bilindik içerikte bir yazı olduğunu düşünerek okumaya başladım. Ancak çarpıcı bir bakış açısıyla yazılmış. Tebrikler, zor konuları güzel bir şekilde yazma sanatına örnek bir yazı.