USD45,22
%0.06
EURO52,88
%-0.04
EURO/USD1,17
%-0.11
BIST14.369,61
%0
Petrol112,92
%-1.33
GR. ALTIN6.589,65
%0.28
BTC3.650.751,36
%0.75
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
Demet KORUCU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Lüzumsuz İşler Müdürü

Lüzumsuz İşler Müdürü

featured
Google'da Abone Ol
3
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

O gün davetli olduğumuz yere giderken, elimiz boş gidilmez diye Türk kahve fincanlarını ve lokumları hazırlamıştık. Vardığımız yerde bir de ne görelim, iki küçük çocuk ve bir yaşlı anneanne de var… Prensip olarak her zaman arabanın bagajında ya bir şal ya bir broş ve mutlaka birkaç tane de hediye kartı, çikolata paketi bulundururum; yani mutlaka cafcaflı paketli hazır hediyeler olur. Aslında itiraf etmek gerekirse, bana gelen hediyelerin en güzellerini bir başkasına hediye etmeyi daha çok severim, gönlüm çok meyletmesin, böyle takıntılı olmasın o markaya, bu kıyafete diye… Böylelikle ansızın yolda karşılaştığım veya tanıştığım biri ya da birileri olursa, bizden bir hatıra olsun diye mutlaka bir şeyler hediye etmek isterim. Çünkü hayattaki hiçbir karşılaşma tesadüf değildir…

İşte gittiğimiz misafirlikteki anneanne ve çocukları baştan hesaba katmasak da, hemen bir koşu bizim bagajdan güzel hediyeler getirdim bu tatlı çocuklara ve bal anneanneye… Ama o da neyin nesi! Benim hediyeleri getirdiğimi gören oradaki lüzumsuz işler müdürü, benim arkamdan gezerek oradakilere açıklıyor: “Şeeeey, sakın siz Demet’e hediye getirmeyi düşünmeyin, çünkü Demet siz ona hediye getirin diye değil, Türk kültürü böyle olduğu için hediye getirdi geldi size…” diye uzun uzun anlatıyor. Düpedüz işgüzarlık… İçimden ne mi geçti? Yahu kardeşim, üstüme iyilik sağlık, ne gerek var bu dam üstünde saksağan vur beline kazmayı türü tamamen alakasız izahına! Yani bize iade-i ziyarete gelseler ve hediye getirseler iflas bayrağını mı çekecekler? Niye böyle lüzumsuz işler müdürlüğüne soyundun!

Bir başka lüzumsuz işler müdüresiyle tanıştırayım sizi… Fakat öncesinde belirtmekte fayda var ki bizim eğitim sisteminde, eğer yeteneğimiz de varsa, biz yabancı dil okumayı çok iyi öğreniyoruz aslında. Gel gelelim bazı kelimelerin telaffuzunu anlamak, yani azizim, hele bir de uzmanlık alanın değilse, dinlediğini anlamak bazen zor olabiliyor… Yani bir fizikçiysen, fizikteki İngilizce ya da Fransızca kelimeleri çok iyi bilsen de, balıkçılık terimlerinin yabancı dildaki karşılığını bilemeyebilirsin. Eh malum bir de nasıl bizde Kayseri’de “gadasını aldığım” denildiğinde, belki Edirne’deki anlamıyorsa, yabancı dilde de şiveler, ağızlar var.

İşte o gün de sosyetik yemeklerden bahsetmeyi seven bir karı kocayı dinliyoruz sofrada. Aslında pek de dinlemiyoruz da… İşte öyle… Avrat ha babam de babam bir şeyler anlatmaya çalışıyor, kocası da emme basma tulumba gibi kafasını sallıyor, bir de kadının laflarını bize izah ediyor. Sonra karısı dönüp bana sordu: “Demet, sen deniz tarağı yedin mi?” Sanırım ben “O neydi Gız?” der gibi aval aval baktım hatunun suratına. Kocası uzun uzun anlattı yedikleri deniz tarağı ile marine edilmiş lazanyayı… Herhalde kamu spotu olarak, bizi sazan gibi dinliyor görünce, bir posta ders geçti bize deniz tarağını.

Heh! Ben de jeton düştü geç de olsa! Sonra dedim ki bu lüzumsuz işler müdürüne: “Ayol biz çocukken annem hep salçalı ekmeğimizin arasına mutlaka deniz tarağı da koyardı ha!” 20 dakikadır dinlediğimiz, eften püften şeyle ilgili, çocukluğumdaki ekmek arası deniz tarağını hatırlamak da! Epey duygusal oldu bana yahu, gözümde süzülen damlacıklar…

Burada konuyla doğrudan alakalı değil ama saray soyundan ya da bu lüzumsuz işler müdürü karı koca örneğinde olduğu gibi, dar gelirli ailelerden gelip, sonra çıktığı kabı beğenmeyen insanlar da olsa, böyle yediklerinden ahkâm keser gibi “yok onu da biliyor musun, yok bunu da biliyor musun?” tarzı soru üstüne soru gibi, günlük konuşma dilinde, “sor Allah sor!” türü konuşmaları çok şık bulmuyorum. Neyse efendim, deniz tarağı sorusunda çok şükür dananın kuyruğunu yırttık da! Bir başka lüzumsuz işler müdürünün yanında o kadar da şanslı değildik vallahi! Hanımefendi, sorunun bini bir para, pek çok filmin ismini soruyor: “Şu filmi izledin mi? Ya bunu? Ya şunu?” Aramızdaki akademisyen arkadaşlardan biri nazikçe cevap veriyor: “Film izlemek gibi bir tutkum yok.” Ama bu lüzumsuz işler müdüresi, bir yerlerden bu akademisyen arkadaşın açığını yakalamış bir avcı gibi, şaşkınlıktan patlayan gözlerle ısrarla sorularına aralıksız devam ediyor: “Peki ya şu ödüllü filmi izledin mi? Ya şu bilmem kaç dalda Oscar alan filmi de mi izlemedin ha?” Yüzü ve davranışları git gide “yok artık bu kadar da süzme öküzlük olmaz ha!” modunda fıldır fıldır…

Israrla sorduktan sonra en nihayetinde seviyeyi iyice düşürüp: “Peki ya Cin Ali çizgi filmini izledin mi? Böyle normal televizyonun içinde oynuyor…” sorularına iniyor, soruların zorluk derecesi… Sonra akademisyen arkadaş yineledi: “Film tutkum yok, hiç ilgi alanım değil.” Ve ekledi: “Hatta bizim evde kumandaya bile dokunmuşluğum yoktur.” Sonrasında bu dilbere, sadece bir defa “Peki ya sen NASA’daki son gelişmeleri, Artemis II’nin haberlerini okudun mu?” diye sorunca, bu film tutkunu lüzumsuz işler müdüresi “Beni niye böyle eğitiminle eziyorsun?” diye neredeyse ağlıyordu…

Demek ki neymiş… Çok ve ısrarla sorup kazıma be ya her şeyi! Hayat, ne yediğin, ne gördüğün, ne bildiğin değil; karşındakine ne kadar iyi geldiğin… Eğer tabii iyi gelebilirsen…

Lüzumsuz İşler Müdürü
3

3 Yorum

  1. 12 Nisan 2026, 23:23

    Yazılarınızı çok beğeniyorum, düşünceleriniz gerçekten çok etkileyici. Herkesin ilgi alanı ve yetenekleri farklı, insanları sadece kendi bildiklerimizle değerlendirmek doğru değil. Ellerinize sağlık, yazılarınızın devamını diliyorum.

  2. 12 Nisan 2026, 23:43

    ne kadar anlatırsan anlat karşı tarafın anlayışı kadar gelişiyor sohbet ,
    Gününüzden anlayışı ve gönlü zengin dostlar eksik olmasın …

  3. 13 Nisan 2026, 09:40

    Ne güzel yazmışsın hayat ne yedigin ne gezdiğin sadece karşıdakine ne kadar iyi geldiğindir…..
    kalemine sağlık