USD45,72
%-0.04
EURO53,57
%0.89
EURO/USD1,16
%0.38
BIST13.827,79
%0.14
Petrol94,99
%-5.21
GR. ALTIN6.712,34
%1.23
BTC3.533.416,91
%0.59
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
Demet KORUCU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Gençlerimiz Bir Fidan…

Gençlerimiz Bir Fidan…

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bugünün fidaları gençlerimiz, 2040’lı yılların patronu, doktoru, terzisi, işçisi… Ben sanılanın ve söylenenin çok aksine, günümüz gençleriyle çok yakın, bire bir ya da onlarla kalabalık projelerde çalışan biri olarak, bugünkü gençliğimize çok ama çok güveniyorum. Hiç boş konuşan, geveze bir genç görmedim ve eğer görseydim, yetişkin bir birey olarak “Ben neyi eksik, yanlış yaptım ki, bu genç böyle abuk sabuk düşünmeye, konuşmaya başladı ki!” derdim. Bir yerde saçma sapan davrandığını düşündüğünüz bir gencimiz varsa, sadece suç onun mu? Büyüdüğü, yeşerdiği toprağın ya da kendisini sulayan ellerin hiç mi suçu yok?

Ve kusura bakmayın ama, bugünkü gençleri beğenmeyen, eleştiren, tembel, hımbıl, ekran bağımlısı, abuk sabuk giyinen ve tuhaf davranan olarak kategorize eden herkese ve her düşünceye karşıyım. Arkadaş, bugün gençlerden biri olsaydım ve böyle günümüz gençlerine eleştirileri birer ikişer monte ettiğini sananlara, “Yahu pardon da! Sen ne katkıda bulundun dünyaya, ülkemize ve insanlığa bunca geçirdiğin yıllara rağmen?” derdim. Hakikaten, çok bilmişlere, oturduğu yerden sağı solu, günümüz gençlerini eleştirmekten başka bir şey yaptın ettin mi? diye sorarlar adama. Eh gençler kötü, ne yapsak boş düşüncesine hiç katılmıyorum; damla damla, dirhem dirhem de olsa, gencecik filizlerimize yapılan her güzellik boy verir…

Arkadaş, beğenmiyorsak kalkıp bir şeyler yapalım, başlayalım bakalım en yakınımızın evladı, abimizin kızı, bacımızın oğlu için bir şeyleri iyileştirelim. Herkes sorunları tespit ediyor da, biz çare çözüm olalım, olabilirsek! Sadece nasihat vermek ve parmak sallamaksa gayemiz, canım, bunu yapan bir ton kimse var internette, zaten! Ve gençler bunları dinlemiyor bile, bıkmışlar eleştiriden; onlara anlayışlı kalpler lazım. Gerçekte günümüz gençleri benden, bizden kat ve kat olgun ve bilgili olduklarından, asla benim yazdığım gibi, kendilerini eleştiren şimdinin orta yaş sendromundakilere kötü bir şey deme ihtiyacı bile duymuyorlar…

18 yaşındaki filiz gibi bir delikanlı bana dedi ki:
“…Bana söylenenlere cevap vermeye değmez, saygısızlık yapmak istemem. Üstelik sürekli eleştirenlerin, gençlere alıcıları kapalı olduğu için, beni anlamasını bekleyemem bile; bu beklenti çok olur!”

16 yaşındaki bir diğer güzel kızımız, her gün, evet her Allah’ın günü, babaannesini arayıp “Nasılsın, ne yapıyorsun?” diye soruyormuş. Kızım evladım, baban ve annenin aklına arayıp hâl hatır sormak gelmezken, senin insanlığına şapka çıkarılır doğrusu…

Üniversitede bir iki yılını devirmiş bir diğeri bana dedi ki:
“Sahiden yapay zekâ ve ekran kullanım sürelerinin artmasını eleştiren büyükleri anlamak imkânsız. Çünkü günümüzün gerçeği bunlar. Önemli olan olup giden yeni düzene uygun insanlar olabilmek!”

Ne diyorsun? Bunlar günümüzün gerçeği mi? İster kabul edin ister kabul etmeyin, evet, bütün bu değişimler günümüzün gerçeği ve hayattaki uçuş biletimiz tek yönlü; hep ileriye uçuyoruz. Yani canım, bizim yetiştiğimiz 70’li, 80’li, 90’lı yıllardaki gibi gençlik beklersek, burada değiştirmemiz ve güncellememiz gereken bizim demode beynimiz ve bakış açımız olmasın ayol? Ama haklısın, bana, bize beyin nakli yapsak bile, gençliğimiz bizden daha yeni model beyne sahip oldukları için, yine de onlar kadar aydınlık, onlar kadar parlak olmamız zor…

Eh işte, biz de şimdiki gençleri anlamak ve onları geleceğimize yön verecek filizler olarak görüp sulamak, yeşertmek ve topraklarında yetişip kök salmalarına yardım etmek istiyorsak, güzel sözler edelim. “Ya güzel konuş ya sus,” derdi büyüklerimiz. Ama eğer gençlerimize bir faydamız olamıyorsa da en azından lütfen gidip eleştirecek başka şeyler bulalım; sıkıcı, boş hayatımızda meze yapmayalım gençlerimizi sofralarımıza…

Ve lütfen gölge etmeyelim, bu gençlik başka ihsan istemiyor bizden… Çünkü bir eğitimci olarak bana kalırsa, her kafadan eleştiri seslerinin yükseldiği günümüz ortamı ve insanı, bu filizlenmesi gereken gençliğimiz için umutları, hayalleri kıran bir tsunami etkisi yapıyor.

Hadi bir basit empati yapalım; sürekli günümüz gençlerini eleştiren birini kalkıp birimiz eleştirmeye kalksak ne yapar acaba bu kişi? Ağzımızı açıp karşımızdakini eleştirmeden önce çuvaldızı kendi egomuza bir batıralım! Maşallah anacığım, bugünün orta yaş bandındaki otoriteler, internette kalem silahşorları “yaz babam yaz” modunda; yazdıkça yazası geliyor: “Olduk bittik, mahvolduk ve bu gençlik adam olmaz…” diye…

Sizin etrafınızda da çok zengin olmadığı hâlde çok cömert, sofraları herkese açık olanlar var mı? Ya da fiziken çok güzel olmadığı hâlde, ağzından bal damlayanlar? Ya çok şeye sahip olmayıp, sıcacık, altın gibi bir kalbe sahip olanlar? İşte belki asıl gerçek zenginlik onlar ve gençlere örnek olması gereken onlar…

Dilime dolanan o şarkı:
“Tohumlar fidana,
Fidanlar ağaca,
Ağaçlar ormana,
Dönmeli yurdumda…”

Biz de lütfen bir tek dal kırmadan, tazecik fidanlarımız olan gençlerimize yardım edelim; sevgiyle dokunduğumuz her genç, her yürek daha da güzelleşir.

Bence mesele biraz da şu: Sürekli korku dinleyen insan, bir süre sonra kuş sesinden bile şüphe eder hâle geliyor. Hayat, bir ton eleştiriye rağmen, hâlâ güzel olmayı deniyor aslında… Sadece biz çok fazla gürültünün ve eleştirinin içinde kaldık belki de.

Umut da hâlâ var; çünkü hâlâ vicdanlı insanlar var, hâlâ iyi kalpli insanlar birbirini anlayabiliyor. Kısacası dünya biraz karışık olabilir ama çayın yanında hâlâ güzel insanımızın sohbeti varsa, yalan dünyaya inat, güzellikler aynen devam kafasında ve gençlerimize olan inancım hiç bitmeyecek demektir. Yaradan iki kulak ve bir ağız vermiş ya; bozuk plak gibi eski bildiklerimizi tekrar etmek yerine gençlerimizi daha çok dinleyelim…

Gençlerimiz Bir Fidan…
0