Bektaş Kaymaz, 1919 yılında Malatya’nın Arguvan ilçesine bağlı Eymir köyünde doğmuştur. Ancak, 1970 yılında kaleme aldığı bir şiirinde “Yaşım elli yedi senemiz yetmiş / Gayri ecel kuşu geldiyse ötmüş / Yakasız gömleğim terzide çıkmış / Boynuma gömleği biçmik göründü” dizeleri, kayıtlarda 1919 olarak belirtilen doğum yılının aslında 1913 olduğunu ortaya koymaktadır. Yöre sakinlerinin aktardıklarına göre, Eymir’e ilk gelen kabileler Alhanoğulları, Arzumanoğulları ve Emirhanoğulları aileleridir. Âşık, Arzumanoğulları kabilesinden olup Molla İsmail’in torunu ve Ali’nin oğludur. Kaymaz hakkında en geniş bilgiyi araştırmacı Halil Yazgan’ın aktardığı tespit edilmiştir.
Kaymaz, yedi yaşındayken okula kaydolmuş ve ilkokula devam ettiği yıllarda okuma yazmayı öğrenerek mani ve şiir yazmaya başlamıştır. Okulunu tamamladıktan sonra kendi köyünden Hüseyin Bektaş ile tanışmış ve onun gibi saz çalmaya ve türkü söylemeye heveslenmiştir. Hüseyin Bektaş, kendisine atını hediye etmiş, bu durum Kaymaz’ın âşıklığa olan merakını daha da artırmış ve bir saz satın almaya karar vermesine yol açmıştır. Bu tarihten itibaren de şiirlerini sazı eşliğinde icra etmeye başlamıştır.
1944 yılında Akçadağ Köy Enstitüsü’nün açtığı eğitmenlik kursuna katılan Kaymaz, kurs bittikten sonra dört yıl eğitmenlik yapmış ancak Malatya’nın Hekimhan ilçesine bağlı Çarıkpınar köyüne tayini çıkınca, aldığı ücretin yetersiz olması nedeniyle görevinden istifa etmiştir. Bu olayın ardından köyüne dönüp yerleşen Kaymaz, kendini şiir yazmaya ve eserlerini çalıp söylemeye adamıştır. Bektaş Kaymaz, 21 Temmuz 1978’de vefat etmiştir (Akdemir 2018).

Yaşamsal İzlerin İzinde
Çocukluğundan itibaren şiir yazmaya başlayan Âşık Bektaş Kaymaz, Âşık Hüseyin Bektaş ile tanıştıktan sonra saza olan meyli artar ve saz çalmaya heveslenir. Kendi köyüne yerleştikten sonra iyiden iyiye kendini çalıp söylemeye ve âşıklık geleneğini öğrenmeye verir. Şiirlerini hece ölçüsüyle kaleme alan Âşık Bektaş Kaymaz, eserlerinde daha çok aşk, gurbet, hasretlik ve ayrılık gibi temaları ele alır (Doğan 2012: 61). Çocukluk yıllarında öğretmenlerinin yanında öğretmenlerin defterine ve cetvel tahtasına şiir yazdığı için çok cezalar alan Bektaş Kaymaz, âşık cemiyetlerine gittiğini ve saz çalıp söyleyenlere hayran kaldığını ifade eder. Kendi köyünden çeşitli dedelerin şiir ve deyiş defterlerini alıp günlerce okur ve dinleyerek gençlik yıllarında kendi şiirlerini yazmaya başlar (Doğan 2012: 61-63). Bektaş Kaymaz, şiirlerinde “Âşık Bektaş” ve “Âşık Kaymaz” mahlaslarını kullanır. Özlemini ve hasretini tabiat tasviri ile yoğuran âşık, birçok şiirinde bu duyguyu yoğun bir biçimde yansıtır (Doğan 2012: 62–64). Kendisine ait olduğu tespit edilen birçok eser de mahlası söylenmeksizin çeşitli mecralarda icra edilmiş ve kayıtlara anonim Arguvan türküsü olarak geçmiştir.
Eserler ve Tespitler
Bektaş Kaymaz’ın kırk yedi şiiri oğlu Hüseyin Kaymaz tarafından kitaplaştırılmıştır. Elli adet şiiri ise Hekimhan Ortaokulundaki bir Türkçe öğretmeni tarafından alınmış ancak iade edilmemiştir. Çok sayıda şiiri de kaybolmuştur (Doğan 2012: 60-64). Müslüm Akdemir‘in; Âşık Bektaş Kaymaz – Hayatı ve Eserleri adlı çalışması, âşığın hayatı ve tespit edilebilen eserleri hakkında bilgiler içermektedir (Akdemir 2018).











