USD45,19
%-0.01
EURO53,10
%0.07
EURO/USD1,17
%0.08
BIST14.442,56
%0.92
Petrol111,52
%1.01
GR. ALTIN6.635,40
%-1.2
BTC3.494.830,37
%2.01
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
Nuri Kaymaz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Apo Demirkubuz ile Sinema Yolculuğu: “Ben Bir Sanat Emekçisiyim”

Apo Demirkubuz ile Sinema Yolculuğu: “Ben Bir Sanat Emekçisiyim”

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
  • Apo Demirkubuz, Türk sinemasının en özgün yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz‘un kardeşi olmanın ötesinde, sektöre çocuk yaşta adım atmış gerçek bir sanat emekçisidir. Sinema yolculuğuna usta yönetmen Zeki Ökten‘in “Yoksul” filminde kamera karşısına geçerek başlayan Demirkubuz, bu ilk deneyiminde oldukça zorlandığını ifade ediyor. Ancak zamanla hem abisinin setlerinde çalışarak hem de farklı projelerde roller üstlenerek alaylı bir sanatçı olarak kendini yetiştirmeyi başardı. Kendi deyimiyle “sokaktan gelen” bu oyuncu, sinemayı bir şöhret aracı değil, samimi bir emek alanı olarak görüyor.

Sinemaya İlk Adım ve Oyunculuk Serüveni

Nuri Kaymaz’ın sinemaya nasıl başladığına dair sorusuna Demirkubuz, abisinin asistanlık yaptığı “Yoksul” filmini işaret ederek yanıt veriyor. Bu filmde diyaloglu bir sahnede yer alan çocuk oyunculardan biri olduğunu belirten Demirkubuz, ilk macerasını şu sözlerle anlatıyor: “İlk defa kamera karşısına geçiyordum, zorlandım ama Zeki Ökten beni iyi yönlendirdi. Sonrasında abimin yönettiği filmlerde hem oyunculuk yaptım hem de sette çalıştım.”

Oyunculuğun inceliklerini ise “C Blok” filminde Fikret Kuşkan’ın tavsiyesiyle doğayı ve insanları gözlemleyerek öğrendiğini dile getiriyor. Demirkubuz, oyunculuğun insanın içinden gelen bir yetenek olduğuna inanıyor. Bu noktada Haluk Bilginer‘in “oyunculuk öğretilmez, insan kendi kendine öğrenir” felsefesini benimsediğini ve bunu “Masumiyet” filmindeki “Bekir” rolüyle net bir şekilde gördüğünü vurguluyor.

İşte Apo Demirkubuz İle Sinema Üzerine Söyleşimiz

Nuri Kaymaz: Sinemaya nasıl başladın?

Apo Demirkubuz: Ağabeyim asistanlık yaparken çalıştığı filmlerden biri olan “Yoksul” filminde oynayarak başladım. Çocuk oyunculardan biriydim. Diyaloglu sahnem vardı. İlk defa kamera karşısına geçiyordum. Zorlandım ama Zeki Ökten beni iyi yönlendirdi. İlk sinema maceram böyle başladı. Sonrasında ağabeyimin yönettiği filmlerde hem oyunculuk yaptım hem sette çalıştım.

Oyunculukta Gözlem ve Doğallık

Nuri Kaymaz: Oyunculuğun inceliklerini nasıl öğrendiniz?

Apo Demirkubuz: “C Blok” filminde Fikret Kuşkan’ın tavsiyesiyle doğayı ve insanları gözlemlemeye başlayarak oyunculuğu içselleştirdim. Oyunculuğun insanın içinden gelen bir şey olduğuna inanıyorum. Haluk Bilginer’in dediği gibi; oyunculuk öğretilmez, insan kendi kendine öğrenir. Bunu “Masumiyet” filminde “Bekir” rolüyle çok net gördüm.

Nuri Kaymaz: Zeki Demirkubuz’un filmleri dışında hangi projelerde çalıştın?

Apo Demirkubuz: İlk aklıma gelenler; Serdar Akar’ın “Aşk Meydan Savaşı” dizisi, Nuri Bilge’nin “İklimler” filmi, Biket İlhan’ın “Ayın Karanlık Yüzü” filmi ve bu sene oynadığım arkadaşım Mehmet Bükülmez’in bir yaz günü filmini sayabilirim. Set emekçisi olarak çalıştığım projeler daha fazla. Tiyatro tecrübem de oldu. Metin Boran’ın sahnelediği “Ben Orhan Kemal” oyununda sahneye çıktım.

Nuri Kaymaz: Oyunculuğunu çok beğendiğin birkaç oyuncu ismi verebilir misin?

Apo Demirkubuz: Tabii ki; Ali Şen, Yılmaz Güney, Fikret Kuşkan, Haluk Bilginer, Musa Uzunlar, Türkan Şoray, Zuhal Olcay, Serap Aksoy, Derya Alabora… Dünyadan ise Robert De Niro, Javier Bardem, Oleg Yankovski… İlk aklıma gelenler bunlar.

Sette Profesyonellik ve Akrabalık İlişkisi

Nuri Kaymaz: Ağabeyin Zeki Demirkubuz ile olan ilişkinden biraz bahseder misin?

Apo Demirkubuz: Yaptığı işte çok titizdir. Akrabalık imtiyazı tanımaz. Herkese nasıl davranıyorsa bana da öyle davranır. Sette ben onun sadece bir çalışanı ya da oyuncusuyumdur. Ben de sorumluluklarımın farkındayım. Her bulunduğum sette tamamen işime odaklanırım. “Ağabeyimin filmidir” diye bakmam. İmtiyazdan hoşlanmam; bizim aile geleneklerimize de uygun değil zaten. Ben beraber çalıştığım yönetmenlerin kararlarına her zaman saygı duymuşumdur. Ağabeyim dahil birlikte çalıştığım tüm yönetmenlerden hep bir şeyler öğrenmişimdir. Ben okullu değilim, alaylıyım. Sokaktan geliyorum.

Masumiyet Filmi ve Başarının Kaynağı

Nuri Kaymaz: “Masumiyet” filmi Türkiye sinemasında kült bir film oldu. Bunun başarısı nereden geliyor?

Apo Demirkubuz: Zeki Demirkubuz’un insanların hikâyelerini gözlemlemesinden geliyor bence. Gerçek hayattaki olayları, kişileri olduğu gibi filme taşır. Araştırır, okur, izler… Hayatı, yaşamı, insanları inceler. Ağabeyimin gözlemci yönüne hep tanık oldum. Onu bildiğimden beri öyledir. Hayattan beslenir. Zaten yönetmen sineması dediğimiz şey de tam olarak budur: İnsanın varoluşsal sebebine tanık olmamızdır. Bunu zaten “Mühürlenmiş Zaman” kitabında Tarkovski iyi anlatır.

“Masumiyet” filminin başarısında oyuncuların da katkısı yadsınamaz. Gerek “Bekir” karakteri, gerek “Yusuf”, “Uğur” ve “Otelci” karakterleri… Hepsi de rollerinin hakkını verdiler. Ben oyuncuların nasıl bir ciddiyetle çalıştıklarına birebir şahidim. Ağabeyimin oluşturmaya çalıştığı atmosferi iyi kavramışlardı. Özellikle Derya Alabora’nın oyunculuğunun nasıl zirveye çıktığını gördüm.

Görünür Olma Kaygısı ve Gelecek Planları

Nuri Kaymaz: Uzun süredir sektörde olmana rağmen çok fazla projede yer almadığını görüyoruz; bu bir tercih mi?

Apo Demirkubuz: Denilebilir. Ben sıradan bir sokak insanıyım. Oyunculuk meslek olarak seçtiğim bir alan değil. Birebir tanıdığım yönetmenlerden teklif gelmedikçe pek yanaşmıyorum. Benim menajerim hiç olmadı, hiçbir cast ajansına kayıtlı değilim. Genelde beni tanıyanların isteğiyle onların projelerinde yer aldım. Bazen oyuncu olarak bazen kamera arkası çalışanı olarak. Benim için sinema; ün, unvan veya para değil, bir sanat emeğidir.

Nuri Kaymaz: Peki, normal yaşamında Zeki Demirkubuz’un kardeşi olmanın nasıl bir etkisi var?

Apo Demirkubuz: Bu etki; ağır, özel bir sorumluluk isteyen, fedakâr ve feragat sahibi olmayı öğretti bana. Ondan dolayı sektörde çok fazla görünür olmayı istemedim; ayak bağı olma endişesinden dolayı. Çok kişi benim gerçek bir kişi olduğumu bile bilmez. Hatta sosyal medyada benim Zeki Demirkubuz tarafından uydurulmuş hayali bir karakter olduğumu sananlar bile var. Ekşi Sözlük’te bunu okuyabilirsiniz.

Nuri Kaymaz: Ağabeyinizin en sevdiğiniz filmleri hangileri?

Apo Demirkubuz: Hepsini severim ama “Masumiyet” ve “Yazgı” benim favori filmlerimdir.

Nuri Kaymaz: Kendiniz hiç senaryo yazmayı veya film çekmeyi düşündünüz mü?

Apo Demirkubuz: Zaman zaman istemişimdir ama çok üstüne düşmediğim için yapmadım. Çok zahmetli, yorucu ve yıpratıcı süreçler. Oyunculuk nispeten daha kolay ve cazip geldi bana. Ama bu bir kural değil, belki ileride olabilir.

Nuri Kaymaz: Teşekkür ederim Apo Demirkubuz görüşmek üzere.

Apo Demirkubuz ile Sinema Yolculuğu: “Ben Bir Sanat Emekçisiyim”
0