USD44,87
%0.22
EURO52,97
%0.07
EURO/USD1,18
%0.03
BIST14.201,05
%-0.36
Petrol98,21
%0.12
GR. ALTIN6.913,38
%0.31
BTC3.359.131,13
%0.35
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
Nuri Kaymaz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Bir Dilin Hafızası Sustu

Bir Dilin Hafızası Sustu

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Mehmet Emin Bozarslan ve Alfabe’nin Sürgün Yolculuğu

Bazen bir insanın ölümü, sadece biyolojik bir veda değildir; koca bir kütüphanenin kapılarının kapanması, bir dilin en yaşlı çınarının devrilmesidir. Modern Kürtçe çalışmalarının, dilbilimin ve çevirinin sessiz mimarı Mehmet Emin Bozarslan, 45 yılı aşkın süredir “vatan” kıldığı sürgün diyarı İsveç’in Uppsala kentinde, 90 yaşında hayata veda etti.

Ardında bıraktığı 50’den fazla eser, sadece rafları dolduran kitaplar değil; yasaklanmış, yok sayılmış ve unutulmaya yüz tutmuş bir dilin modern dünyaya taşınma mücadelesinin tapu kayıtlarıdır.

Medreseden Modern Dilbilime: Sıra Dışı Bir Portre

1934 yılında Diyarbakır’ın Lice ilçesinde doğan Bozarslan’ın hikâyesi, geleneksel ile modernin, inanç ile sorgulamanın kesişim noktasında başlar. Klasik medrese eğitimiyle yetişen, Türkçeyi ve okuma-yazmayı kendi azmiyle sonradan öğrenen bir müftü… Ancak o, cübbesine sığmayan, sorgulayan bir zihindi.

1956 yılında başladığı müftülük görevinden, kaleme aldığı eleştirel eserler nedeniyle iki kez uzaklaştırılması, onun entelektüel omurgasının ne denli sağlam olduğunun ilk işaretiydi. “İslamiyet Açısından Şeyhlik-Ağalık” (1964) ve “Doğu’nun Sorunları” (1966) gibi eserleri, döneminin çok ötesinde sosyolojik tespitler içeriyordu.

Yasaklı Alfabe ve Bedel Ödenen Yıllar

Bozarslan’ın adını tarihe yazdıran asıl kırılma noktası ise 1968 yılıdır. Yayımladığı “Kürtçe Alfabe (Alfabê)”, Cumhuriyet tarihinde Latin harfleriyle basılan ilk Kürtçe alfabe olma özelliğini taşıyordu. Ancak bu kültürel hizmet, o günün koşullarında “bölücülük” olarak yaftalandı. Kitap yayımlandığı gün toplatıldı, yazarı tutuklandı.

Alfabe, harflerden oluşan bir kitapçık değil, bir kimlik beyanıydı. Bedeli ise ağırdı; 12 Mart 1971 Muhtırası sonrası gelen tutukluluklar ve 1974’e kadar süren cezaevi yılları… Baskıların nefes aldırmadığı bir ortamda, 1979 yılında İsveç’e, o zorunlu göç yoluna düştü.

Sürgünde Kurulan “Deng” ve Kültür Köprüsü

Bozarslan, sürgünü bir kaçış değil, bir üretim sahası olarak gördü. İsveç’te kurduğu Deng Yayınevi, adeta bir kültür bakanlığı gibi çalıştı. Arap alfabesiyle yazılmış, kütüphanelerin tozlu raflarında kaybolmaya yüz tutmuş Kürt klasikleri, onun titiz çevirmenliğiyle Latin alfabesine aktarıldı.

Ehmedê Xanî’nin başyapıtı “Mem û Zîn”, Şeref Han’ın tarihsel dev eseri “Şerefname”; onun sayesinde modern okuyucuyla buluştu. Osmanlı döneminin ilk Kürtçe yayınları olan Jîn Dergisi ve Kurdistan Gazetesi’ni 5 cilt halinde yayına hazırlayarak, kopuk olan tarihsel hafızayı onardı. Hazırladığı “Kürtçe–Türkçe Sözlük” (1978) ise hala alanının en temel başvuru kaynaklarından biridir.

Uppsala’da Sessiz Veda

Ömrünü kelimelere adayan yazarın vefatını, akademisyen oğlu Hamit Bozarslan ve ailesi adına Aycan Şermin Bozarslan duyurdu. Vasiyeti üzerine, gösterişten uzak, sade bir törenle aile arasında son yolculuğuna uğurlandı.

Ailesi, taziyeleri 11 Şubat günü, saat 13:00 – 16:00 arasında Uppsala’daki Stabby prästgård adresinde kabul edecek.

Mehmet Emin Bozarslan, Lice’den Uppsala’ya uzanan 90 yıllık ömründe, bir dilin var olma savaşına kalemle, mürekkeple ve sabırla omuz verdi. Sürgünde gözlerini yumsa da, kurduğu alfabe ve çevirdiği eserlerle kendi toprağında yaşamaya devam edecek.

Tarih, sadece kazananları değil, direnenleri ve üretenleri de yazar. Güle güle “Dilin Ustası”…

Bir Dilin Hafızası Sustu