Mehmet Emin Bozarslan ve Alfabe’nin Sürgün Yolculuğu
Bazen bir insanın ölümü, sadece biyolojik bir veda değildir; koca bir kütüphanenin kapılarının kapanması, bir dilin en yaşlı çınarının devrilmesidir. Modern Kürtçe çalışmalarının, dilbilimin ve çevirinin sessiz mimarı Mehmet Emin Bozarslan, 45 yılı aşkın süredir “vatan” kıldığı sürgün diyarı İsveç’in Uppsala kentinde, 90 yaşında hayata veda etti.
Ardında bıraktığı 50’den fazla eser, sadece rafları dolduran kitaplar değil; yasaklanmış, yok sayılmış ve unutulmaya yüz tutmuş bir dilin modern dünyaya taşınma mücadelesinin tapu kayıtlarıdır.

Medreseden Modern Dilbilime: Sıra Dışı Bir Portre
1934 yılında Diyarbakır’ın Lice ilçesinde doğan Bozarslan’ın hikâyesi, geleneksel ile modernin, inanç ile sorgulamanın kesişim noktasında başlar. Klasik medrese eğitimiyle yetişen, Türkçeyi ve okuma-yazmayı kendi azmiyle sonradan öğrenen bir müftü… Ancak o, cübbesine sığmayan, sorgulayan bir zihindi.
1956 yılında başladığı müftülük görevinden, kaleme aldığı eleştirel eserler nedeniyle iki kez uzaklaştırılması, onun entelektüel omurgasının ne denli sağlam olduğunun ilk işaretiydi. “İslamiyet Açısından Şeyhlik-Ağalık” (1964) ve “Doğu’nun Sorunları” (1966) gibi eserleri, döneminin çok ötesinde sosyolojik tespitler içeriyordu.

Yasaklı Alfabe ve Bedel Ödenen Yıllar
Bozarslan’ın adını tarihe yazdıran asıl kırılma noktası ise 1968 yılıdır. Yayımladığı “Kürtçe Alfabe (Alfabê)”, Cumhuriyet tarihinde Latin harfleriyle basılan ilk Kürtçe alfabe olma özelliğini taşıyordu. Ancak bu kültürel hizmet, o günün koşullarında “bölücülük” olarak yaftalandı. Kitap yayımlandığı gün toplatıldı, yazarı tutuklandı.
Alfabe, harflerden oluşan bir kitapçık değil, bir kimlik beyanıydı. Bedeli ise ağırdı; 12 Mart 1971 Muhtırası sonrası gelen tutukluluklar ve 1974’e kadar süren cezaevi yılları… Baskıların nefes aldırmadığı bir ortamda, 1979 yılında İsveç’e, o zorunlu göç yoluna düştü.

Sürgünde Kurulan “Deng” ve Kültür Köprüsü
Bozarslan, sürgünü bir kaçış değil, bir üretim sahası olarak gördü. İsveç’te kurduğu Deng Yayınevi, adeta bir kültür bakanlığı gibi çalıştı. Arap alfabesiyle yazılmış, kütüphanelerin tozlu raflarında kaybolmaya yüz tutmuş Kürt klasikleri, onun titiz çevirmenliğiyle Latin alfabesine aktarıldı.
Ehmedê Xanî’nin başyapıtı “Mem û Zîn”, Şeref Han’ın tarihsel dev eseri “Şerefname”; onun sayesinde modern okuyucuyla buluştu. Osmanlı döneminin ilk Kürtçe yayınları olan Jîn Dergisi ve Kurdistan Gazetesi’ni 5 cilt halinde yayına hazırlayarak, kopuk olan tarihsel hafızayı onardı. Hazırladığı “Kürtçe–Türkçe Sözlük” (1978) ise hala alanının en temel başvuru kaynaklarından biridir.

Uppsala’da Sessiz Veda
Ömrünü kelimelere adayan yazarın vefatını, akademisyen oğlu Hamit Bozarslan ve ailesi adına Aycan Şermin Bozarslan duyurdu. Vasiyeti üzerine, gösterişten uzak, sade bir törenle aile arasında son yolculuğuna uğurlandı.
Ailesi, taziyeleri 11 Şubat günü, saat 13:00 – 16:00 arasında Uppsala’daki Stabby prästgård adresinde kabul edecek.

Mehmet Emin Bozarslan, Lice’den Uppsala’ya uzanan 90 yıllık ömründe, bir dilin var olma savaşına kalemle, mürekkeple ve sabırla omuz verdi. Sürgünde gözlerini yumsa da, kurduğu alfabe ve çevirdiği eserlerle kendi toprağında yaşamaya devam edecek.
Tarih, sadece kazananları değil, direnenleri ve üretenleri de yazar. Güle güle “Dilin Ustası”…











