Salgın Sonrası “Yeni Dünya Düzeni” ve Ülkemizdeki Görünümü
Gençlere Tavsiyem
Gençlere söyleyeceğim sözü, gençlerden önce ebeveynlerine söylemek gerekir: Yapmayın, etmeyin; asla demeyin. Hiçbir konuda engellemeye çalışmayın. Çünkü neyi yasaklarsanız, onu daha cazip hâle getirirsiniz. Korumanın en etkili yolu, paradoksal biçimde “yap oğlum, kızım” demektir. Hatta daha da ileri gidin: bırakın, sizin aklınızla değil, kendi akıllarıyla yaşasınlar. Zira ömür boyu yanlarında olmayacaksınız.
“İnsan, kendi yolunu bulmadıkça başkasının ışığında körleşir.”
Bu cümle, bugünün ebeveynliğinin kısa ama sert özetidir.

Yeni Bir Süreç: Toplumun Psikolojisi
Salgın sonrası başlayan yeni süreç, ülkemizi daha ağır şartlarla karşı karşıya bırakıyor. İnsanlar haklı olarak birbirine karışmayı, sokaklara çıkmayı, kalabalık olmayı özledi. Ancak hayat bize bir gerçeği zorla öğretti: İnsan, önce kendini düşünür; hem de istemsiz, refleksif ve zorunlu olarak. Bu, ahlaki bir tercih değil, doğanın yasasıdır.
Spinoza’nın dediği gibi: “Her varlık, varlığını sürdürmeye çalışır.”
Bu yasa, bizim keyfimize göre askıya alınamaz.

Beden, Bilinç ve Disiplin
Bedenimiz, hastalıklar karşısında ancak bilinci disipline edilmiş hekimler tarafından iyileştirilebilir. Umarım bu süreç bize bunu öğretmiştir. Çünkü benlik, yalnız bırakılır ve eğitilmezse cehalete dönüşür. Cehalet ise virüslerden kat kat tehlikelidir. Hele ki örgütlenmiş cehalet söz konusuysa, mesele artık bireysel değil, toplumsaldır.
“Cehalet, bilgi eksikliği değil; öğrenmeyi reddetmektir.”
İşte asıl salgın tam da budur.












