Birçok insanın ilk defa duyduğu bir düşünce akımı olan “Incel” ile Semih Çelik sayesinde tanıştık. 19 yaşındaki Semih Çelik, liseyi üçüncü sınıfta bırakıp açıktan okumaya karar veriyor. Liseye giderken İslami bir yaşamı var; namaz kılıyor ve babasını, namaz kılmadığı için “Cehennemde yanacaksın” diye uyarıyor. Covid döneminde varoluşunu sorgulamaya başlayan Çelik, liseyi bıraktıktan sonra kasaplık eğitimi alıyor. Liseden tanıştığı Ayşenur Halil ile olan gönül ilişkisinde gelgitler yaşayan Çelik’in, 2024 yılında akıl hastanesinde beş kez tedavi gördüğü, hakkında iki kez kayıp ihbarı verildiği ve bir kez intihara teşebbüs ettiği biliniyor. Çelik, Ayşenur Halil’i evinde, iddialara göre kafasını gövdesinden ayırarak ve dilini keserek öldürdü. Daha sonra İkbal Uzuner’i Fatih’te, sur dibinde buluştuktan sonra surlara çıkarak katletti; cesedini parçalara ayırıp kafasını surlardan aşağı attı. Ardından katil, boynuna ip dolayıp kendini surlardan aşağı bırakarak intihar etti.
Semih Çelik’in kısa yaşamına bakıldığında, iç dünyasında çok büyük bir kaos yaşadığını görüyoruz. Hegemonik erkeklik anlayışının had safhada olduğu, her türlü şiddetle kendini var etmeye çalıştığı ve toksik erkeklik kavramının her türlü “hakkını verdiği” sonucuna varıyoruz. Semih Çelik’in olaydan bir gün önce babasını arayıp “Reis seni nasıl kesmemi istersin?” demesi, babasına karşı lakaytlığı, iddialara göre İkbal Uzuner’i intihara ikna etmeye çalışması ve okul yaşamında hocasının ailesini arayıp görüştüğü bir arkadaşı hakkında ailesini uyarması; temelinde ruh ve akıl sağlığında sorunlar olduğunun göstergesidir. Tutumlarına ve eylemlerine bakıldığında sevgi, saygı ve güven duygusu anlayışında ciddi problemler yaşadığı anlaşılıyor.
Bu noktada Incel’ler, onun kendini bulduğu ve kendisi olabildiği bir mecra haline dönüşmüş olabilir. Topluma uyumsuzluğu, insanlara olan öfkesi, kendisine karşı tutumlarında muhtemelen kabul görmeyişi ve karşı cinsle istikrarlı ilişki kuramayışında yaşadığı hayal kırıklığı neticesinde; içindeki nefret, intikam ve kin duygularına destek bulabildiği yerin Incel toplulukları olduğu çıkarımına varıyoruz. Incel topluluklarının temelleri, 1990’ların sonlarına ve 2000’lerin başlarına dayanmaktadır. Çevrim içi forumlarda kendilerini “İstemsiz Bekar” olarak tanımlayan kişilerle başlayan bu süreç; başlangıçta romantik ilişkilerde yaşanan sorunlarla başa çıkma ve dertleşme amacını taşırken, zamanla kadınları cinsel obje olarak gören, reddedildiğinde mizojinist (kadın düşmanı) bir yapıya bürünüp radikalleşen bir platforma dönüşmüştür.
Teknoloji sayesinde evrensel internet kültürü, bireylere dünyada olup biten her türlü bilgiyi ve oluşumu sunmakta; ancak bunlar olumlu olduğu kadar içerisinde olumsuzlukları da barındırmaktadır. Reddit, Telegram ve Discord gibi platformlarda yer alan Incel içeriklerinin Semih Çelik tarafından takip edildiği belirlenmiştir. Eskiden kadınların hizmetkar, itaatkar ve edilgen olduğu; hegemonik erkeklik olgusunu destekleyip var eden eski düzeni benimsemiş erkek benliği, bireysel özgürlüklerin öncelik kazandığı günümüzde zorlanmaktadır. Toplumsal normların ve insan ilişkilerinin yeniden şekillendiği, kadınların bağımsız, güçlü ve kendi egemenliğini kazanmış (ya da kazanma çabasındaki) yeni imgesini kabullenemeyen bu zihniyeti; kadın cinayetlerinde, çocuğunun gözü önünde cinayet işleyen babalarda gördüğümüz gibi Semih Çelik vakasında da görüyoruz.
Kan donduran bu olayın medyadaki yansımalarına bakıldığında; korkunç, dehşet verici ve şaşkınlık ifadeleriyle aktarımın yanı sıra Münevver Karabulut cinayetine özenme, satanizm, psikopatlık, teolojik yorumlarla yargılama ve yasaları sorgulama gibi sorun tespitleri yapılıyor. Ancak bunların yanı sıra çözüm odaklı da düşünülmelidir. Kültürümüzde bazı erkekler şiddet uygulayarak “ÖNEMLİ” bir varlık olduğuna inanıyor. Oysa asıl şiddeti kendi canına, bedenine, ruhuna ve kalbine uyguluyor; ıstırap içerisinde, bedeninde bir cehennemle yaşıyor.
Değişen dünya düzeninde, bireysel özgürlüklerin ön planda olduğu insan ilişkilerinde “erkeklik” olgusu, erkekleri de sürece dahil ederek ciddi anlamda ele alınmalıdır. Bir kadına eziyet edebildiği oranda önemli olduğuna inanan, inandırılan, kadından ilkel kabile düzeni bekleyen, kendisine sınırsız özgürlük ve saygısızlık alanı yaratan dogmalardan güç alarak önemli olabildiğini zanneden hegemonik erkekler dönüşebilmelidir. Bu kişiler; kendine değer veren, saygı duyan, aklını ve düşüncelerini nitelikli, erdemli bilgiyle donatan, “Ego” bilincinden “Sevgi” bilincine geçebilen bireyler olmalıdır. Millet olarak yaşamaya, hissetmeye ve dile getirmeye çekindiğimiz “SEVGİ” duygusunu her şeyden önce kendisini sevmek için kullanan; karşı cins üzerinde güç kullanmaya gereksinim duymadan, zaten çok değerli ve “Biricik” olduğunun bilincinde olan; zarafetin, asaletin, kibarlığın ve inceliğin simgesi asil erkeklere dönüşebilmelidir.
Şule Becer Ressam – Yazar


