USD44,09
%0.080
EURO51,38
%0.080
EURO/USD1,16
%-0.01
BIST12.702,00
%-0.71
Petrol90,47
%1.65
GR. ALTIN7.281,86
%0.08
BTC3.035.284,09
%3.8570103255648
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Demet KORUCU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. La Kediiii…

La Kediiii…

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

O gün, hizmetçisi olduğum evin mutfağında çalışırken bir ara gözüm açık bahçe kapısına ilişti. Aman, o da ne! Bahçe kapısını az aralık unutmuşum. Olamaz! Bu evin prenses kedisi ortada görünmediğine göre kesin tüymüştür! Eyvahlar olsun! Var ya, yüzde bir milyon bu kapıyı açık bıraktım da evin kedisi kaçtı diye, evdeki çocuklar beni A şıkkı kuşbaşı doğrar, B şıkkı kıyma yapar ya da C şıkkı kıymalı kuşbaşı yapar…

Hayatımda hiç bu kadar korkmamıştım; birilerinin en kıymetlisinin kaybolmasına sebep olduğum için… Yahu şimdi nasıl söyleyeceğim “Kediniz kayboldu” diye bu zalak çocuklara? Hay aksi! Keşke birkaç dakika öncesine dönüp o kapıyı kapatma şansım olsaydı. Ya da ah keşke hiç açmasaydım o kapıyı! Nereden açtım ya! Kendimi yiyip bitiriyorum şimdi sokakta kediyi ararken…

La kediiii! Nolursun dön gel! Vallahi adaklar adadım, hayır yapıp dağıtacağım eğer dönüp gelirsin. Bitkin halde, kediyle konuşup kör talihime yanıyorum; şu kedi keşke kaybolmasaydı diye. Ama “keşke”ler ne kediyi ne de birkaç dakika önceyi geri getiriyor. Çaresizce kediyi ararken bir yandan da “Acaba kime ne ettim de bu şekilde, tatlış çocukların biricik kedisini kaybetmek gibi bir denklemin parametresi oldum?” diye kendi kendimi yiyorum.

Hemen aklıma, lafları birer ikişer monte ettiğim, saçını başını yolmak istediğim cadaloz iş arkadaşım geldi. Yahu keşke o hatuna hiç demez olsaydım onca lafı. Evet, o da az değildi; beni uçurumun kenarına itti itiverdi hem de kaç sefer! İşte o yüzden yaptım ettim ne yaptıysam…

Ama şimdi kedi peşinde koşarken aklıma geldi: O cadalozun kötü lafına kötü laf etmeseydim keşke. Aslında o çoktan hak etmişti dediklerimi, hatta daha fazlasını. Ama işte onun ipiyle indiğim kuyuda şimdi kendim üzülüyorum monte ettiğim onca acı laf için. Yakıştı mı bana? İşte şimdi şu kedi peşinde koşarken çok üzgünüm; keşke bir acı lafım olmasaydı o kadına diye…

Vay be Demet! Başlangıçta kadına cadaloz diyordun, şimdi “kadıncağız” oldu ha! İşte hayat böyle adam eder insanın dilini…

Şu kediyi bulursam var ya, o kadına küçük bir hediye alayım.

Hele geçen gün kapıya gelen sütçüye dediklerime ne demeli! Süt satan yaşlı amcayı birkaç saniye yalnız bıraktım, bir koşu içeriden para alıp gelmek için. Döndüm geldim, ne göreyim! Herife bak ya, süt güğümünün dibine suyu doldurmuş, güğümü suyla çalkalayıp bize sattığı sütün içine döküyor… “Hacı emmi, hacı emmi!” dedim. “Oldu mu bu yaptığın? Bize düpedüz sulu süt satıyorsun sen! Nasıl güvenelim sana bir daha ki sefere ha?” Bir de atarlandım adamcağıza: “Günün birinde bir ineğim olursa işte o zaman susuz süt içtiğime emin olabilirim” diye.

İyi artık Demet! Sütçü amcaya afili cümle kurup büyük laf ettin ya, içtiğin susuz sütlerle atomu parçalarsın gayri… Ya sütçü amca, vallahi şu çocukların kedisini bulayım, gelecek hafta sana bir şapka hediye alacağım…

Biliyor musunuz, belki de bu lafı çaktığımı düşündüklerim bana o kadar da kızgın değildir. Öyle ya, onların davranışları tetikledi beni de; ondan yapıp ettim ne yaptıysam kafasındaysam bir an, kendime şöyle diyorum: “İyi Demet, onlar yaptı etti de, sen de oyunu onların kartına göre oynayıp o beğenmediğin davranışları yaptın.” Çok pişmanım kırdığım kalpler için şimdi, kediiii!!!… Nolur dön gel, yoksa çocukların da kalbi paramparça olacak ya!

Ha bir de, hiç farkında bile değilmişim; rutin günlerde mutfakta çocuklar için yemeği pişirirken şu saftirik kedi de orada tembel tembel yan gelip yatarken ne güzelmiş hayat. Ama ah işte, bir şeyleri kaybedince anlıyor insan. Gerçekte bu kedi sorunsalı yokken, öyle genel geçer sıradan bir günde, etraf sütlimanken yemek pişirirken de muhtemelen yine bir şeylere kızıp söyleniyorumdur: Yok o şunu dedi, yok böyle böyle oldu… Varın siz doldurun gerisini…

Halbuki ne gerek var değil mi ya! İşte şimdi o herhangi bir günkü sıkıcı rutini, orada öylece basit yemek pişirme gündemimi bile mumla arıyorum sokaklarda kediyi ararken…

Harap bitap halde eve döndüm. Kapıda kedi beni karşıladı.

Yahu neredeydin sen be mübarek hayvan! Öyle de bir hinlik var ki bu kedide… Boyu bıdıcık, tipinden hayır yok, safinaz gibi derisi kemiğine yapışmış ama bin kere adını haykırsam sokaklarda, onu aradığımı fark ettiği an asla bir soluk ses vermez!…

Kediyle kapıda göz göze geldik. Aman Tanrım! Önce eşeğini kaybetmiş, sonra da bulmuş Nasrettin Hoca gibi oldum ha! Yarın ilk işim, iş arkadaşım hanımefendiye ve sütleriyle büyüdüğüm sütçü amcama hediye almak olacak kuşkusuz. Neden mi? Çünkü çok şükür ki bir tanecik kedilerini kaybedip şu evdeki çocukların gözyaşı olmadım…

La Kediiii…
+ -