Türkiye Sosyalist Hareketinin Çınarı: Sevim Belli’nin 100 Yıllık Mücadelesi
Türkiye sosyalist hareketinin sembol isimlerinden, yazar ve çevirmen Sevim Belli, 100 yaşında hayata gözlerini yumdu. İstanbul’da yaşamını yitiren Belli, yalnızca bir siyasi figür değil, aynı zamanda tıp doktoru, kurye ve Marksist literatürün önemli eserlerini Türkçeye kazandıran bir entelektüeldi. 2011 yılında vefat eden efsanevi komünist lider Mihri Belli’nin eşi olan Sevim Belli, bir asra sığdırdığı ömrüyle Türkiye’nin devrimci tarihinin en canlı tanıklarından biri olarak hafızalara kazındı.
1925 yılında İstanbul’da doğan Belli, eğitim hayatındaki başarısıyla dikkat çekti. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra uzmanlık eğitimi için önce ABD’ye, ardından Paris’e gitti. Ancak onun hayatının akışı, Ağustos 1951’de Berlin’de düzenlenen 3. Dünya Gençlik ve Öğrenci Festivali’nde dünyaca ünlü şair Nâzım Hikmet ile tanışmasıyla tamamen değişti. Bu tarihi tanışıklık, onu Türkiye Komünist Partisi (TKP) içinde aktif bir rol üstlenmeye itti ve Belli, partinin yurt dışı ile yurt içi yöneticileri arasında kuryelik görevini devraldı.
51 Tevkifatı ve Cezaevi Yılları
Kuryelik görevi sırasında İstanbul’dan Paris’e dönmeye çalışırken yakalanan Sevim Belli, Türk siyasi tarihine “51 Tevkifatı” olarak geçen büyük operasyonun merkezinde yer aldı. Bu geniş çaplı tutuklama dalgasında; Şefik Hüsnü Değmer, Zeki Baştımar, Reşat Fuat Baraner, Mehmet Bozışık, Halil Yalçınkaya ve ileride eşi olacak olan Mihri Belli gibi TKP Merkez Komitesi üyeleriyle birlikte gözaltına alındı. Mücadele ve aşkın iç içe geçtiği bu zorlu süreç, 1957 yılında cezaevinde Mihri Belli ile evlenmesiyle yeni bir boyut kazandı.Siyasi görüşleri nedeniyle ağır bedeller ödeyen Sevim Belli’nin hekimlik yapma hakkı, komünistlikten hüküm giydiği gerekçesiyle elinden alındı. Mesleğini icra edebilmek adına 1964 yılında çocuklarını da yanına alarak Cezayir’e giden Belli, burada iki yıl boyunca doktorluk yaptı. 1966’da vatanına geri dönse de baskılar peşini bırakmadı; 12 Mart döneminde tekrar tutuklanarak 3 yıl hapis yattı. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından ise yeniden yurt dışına çıkmak zorunda kaldı.

Edebi Miras ve Sosyalist Adalet Vizyonu
Sevim Belli, sadece eylemleriyle değil, kaleminden çıkan eserlerle de büyük bir miras bıraktı. “Boşuna mı Çiğnedik?” adlı anı kitabında, yaşadığı dönemin devrimci tarihini bir kadının gözünden, yalın ve samimi bir dille aktardı. Ayrıca Karl Marx ve Friedrich Engels’in Alman İdeolojisi, Georges Politzer’in Felsefenin Başlangıç İlkeleri gibi temel eserlerini Türkçeye çevirerek Türkiye’deki sol literatürün zenginleşmesine katkı sağladı.
Siyasi hayatının son dönemlerinde Sosyalist Parti Genel Başkanlığı görevini yürüten Belli, vizyonunu şu sözlerle özetlemişti: “Sosyalizm; sömürülenler, ezilenler, mazlum milletler, kadınlar, çocuklar, engelliler ve dışlananlar için adalet istemektedir.” Özellikle kadınların “iki kere ezildiğine” vurgu yaparak pozitif ayrımcılığı savunan Belli, Kürt sorunu ve işçi mücadelesini aydınlık bir geleceğin temel taşı olarak gördü. Sansaryan Han’ın tecrit hücrelerinde başlayan ve Sultanahmet Cezaevi’nde nikahla mühürlenen bu 100 yıllık hayat, Türkiye’nin devrimci ruhunun unutulmaz bir parçası olarak kalacaktır.











