USD45,05
%0
EURO52,83
%-0.04
EURO/USD1,17
%-0.07
BIST14.594,01
%0
Petrol102,42
%0.72
GR. ALTIN6.766,62
%-0.2
BTC3.459.401,70
%-2.54
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
Cemil Uçar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Bir Sözcüğe Feda Edilen Üç Edebiyatçı!

Bir Sözcüğe Feda Edilen Üç Edebiyatçı!

featured
Google'da Abone Ol
2
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bu Bir Necati Güngör Yazısıdır: 

Bütün bir yazı birlikte geçirdik bu dost insanlarla…

Edebiyat öğretmeni Adil İzci, hayatta olmayan yazar ve çizerlerle ilgili bir anılar – portreler kitabı hazırlıyormuş; benden de Tarık Dursun K. ve Cemal Süreya ile ilgili anılarımı yazmamı istedi.

İzci’nin isteğini kabul ettim ve oturup yazdım. Bab-ı Ali’de tanıyıp dostluklarını gördüğüm, bu insanlarla ilgili anılarımı, gözlemlerimi, onlardan dinlediklerimi yazmamak, en basitinden ayıp olurdu!

İnsanı okuyup yazmalardan uzaklaştıran bunaltıcı yaz sıcaklarına karşın, üzerime aldığım görevi yerine getirdim. Tarık Dursun K. ve Cemal Süreya‘nın yaşamıyla ilgili kimi tanıklıklarımı, bizzat dinlediklerimi satırlara dökmeye çalıştım.

Neyse ki edebiyat öğretmenimiz, bu çalışmaları başarılı buldu ve aferin ödülünü de esirgemedi! Sağ olsun!

O arada, Demirtaş Ceyhun‘u yazacak kimse bulamamıştı sanırım.

Bab-ı Ali‘de ilk hikâyemin yayımlandığı tarihten beri (1972) hep desteğini gördüğüm, zaman birlikte çalıştığımız, birbirimiz hakkında yazı yazdığımız, nikâh tanığım Demirtaş Ceyhun‘u yazmak boynumun borcu sayılırdı.

Önerdim, kabul gördü. Ama kısa yazmam koşuluyla!

Yaklaşık yarım yüzyılımız birlikte geçmiş Demirtaş ağabeyi kısa yoldan anlatmayı sanırım beceremedim. Bu birinci kusurum! İkincisi, üstadın Adana’da geçen çocukluğuyla ilgili çok önemli bir ayrıntıyı yazmadan geçemezdim… Üstat, ilk gençlik çağında futbol oynadığını, bu konuda başarılı olduğunu, kendisini izleyenlerin, geleceğin futbolcusu olarak gördüklerini anlatmıştı bir keresinde.

Ancak başka takımların taraftarları ona bir ad takmışlar: Ne zaman top ayağına gelse, karşı taraftarlar bağırmaya başlıyormuş: “De-mir-ta-şak! De-mir-ta-şak!”

Bu tezahürat çok moralini bozar, topu bırakırmış hemen! Bu yüzden futboldan soğumuş… Edebiyata yönlenmiş… Yıllar sonra ünlü bir yazar olmuş, bu çocukluk anısını da gülerek anlatıyordu.

Ne var ki, ünlü edebiyat hocamız Sayın İzci, öğrencisinin kaleme aldığı bu kompozisyonu beğenmemişti! Bu anıyı içeren sayfayı çıkarıp atmamı buyurdular.

Böylesine önemli bir ayrıntıyı anlatmadan geçmek istemediğim için yazım tümden reddedildi!

Demirtaş Ceyhun’un bir sözcük uğruna reddedilmesini, Cemal Süreya ve Tarık Dursun K. içlerine sindirirler miydi? Bence onlar da, bu anlayışa ya da anlayışsızlığa karşı çıkarlardı. O nedenle, onların anılarını da ben geri çektim!

Özetle: Edebiyat öğretmeni Adil İzci’nin söz konusu kitabında yer almayacağım… Kahrolsun sansürcü zihniyet!

Aktaran: Necati Güngör

Bir Sözcüğe Feda Edilen Üç Edebiyatçı!
2

2 Yorum

  1. Tümüyle yalanla örülü bir yazı! Yazarı bunca yalanı bir araya getirme maharetini kutluyorum.
    Kahrolsun yalan üstüne yalan kıvırma zihniyeti!