USD44,93
%0.1
EURO52,61
%-0.4
EURO/USD1,17
%-0.3
BIST14.335,49
%-0.28
Petrol101,73
%3.3
GR. ALTIN6.844,93
%0.5
BTC3.539.288,23
%4.06
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
Fatma Sahur
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Siyah Beyaz Bir Tebessüm

Siyah Beyaz Bir Tebessüm

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bugün bir çocuk resmi gördüm…

Siyah beyazdı.
Hani eskiden “renkli değil de siyah beyaz resim” derdik ya…
İşte öyle bir kare. Ama ne renkliydi o tebessüm!
Yüzü gülüyordu çocuğun, yüreği gibi saf, içi gibi temiz…
Bir an durdum, gözüm doldu.
Dedim ki içimden:
“Acaba hangi yılın çocukları daha mutluydu?”
Kalbim hiç düşünmeden cevap verdi:
“Bizim çocukluğumuz…”
O zamanlar sevgi belliydi.
Anneydi, ataydı, bacıydı…
Komşunun çocuğu bile kardeş gibiydi.
Akşam ezanında eve dönülürdü,
Bahçede oynarken anamın sesi gelirdi uzaktan:
“Fatmaaa, akşam oldu, gir içəri!”
Siyah beyaz televizyonumuz vardı.
Anteni kıpırdatırdık, görüntü netleşsin diye.
Hele o çizgi filmlerimiz…
“Şeker Kız Candy”, “Taş Devri”, “Heidi”…
Saatini kaçırmazdık.
Bir “Susam Sokağı”, bir “Bizimkiler”, bir də “Mahallenin Muhtarı”…
Renk yoktu ekranda ama
Gönlümüzde bin bir rəng vardı.
Ağaçlara tırmanırdık,
Iğdır’ın meşhur al alması kayısını koparıb yerdik.
Yere düşeni yerdik
Tozdu, torpaqdı, amma mutluluğun ta kendisiydi.
Kediyle oynar, köpeğe taş atmazdık.
Bir top, bir ip, bir de çamur yetiyordu oyun kurmaya.
Çamurdan ev düzərdik,
Saklambaç vardı,
İp atlama, körebe, birdirbir…
Yakan topta yanınca ağlamaz,
“Bir daha say!” derdik.
İşte o zaman ağlamadan büyümeyi öğrenirdik.
Okulda siyah önlük, beyaz yakalık…
Sınıfta koşturunca yakalanırdık ama
Öğretmeni görünce öyle bir saygı duyardık ki
Sanki bir devlet büyüğü geçiyor gibi toparlanırdık.
O saygı kalptendi, mecburiyetten değil.
Tandırdan çıkan ekmeğin kokusu hâlâ burnumda.
Bir də mutfaktan gələn bozbaşın, qazın, tandır tavuğunun qoxusu…
Lavaş yeni çıkmışsa, herkes sofraya koşardı.
Duvarlarımızda Şahmeran resimleri olurdu,
O evler sıcaktı, o evlər bizimdi.
Hiçbir şey o kokular, o duvarlar, o evler kadar içime işlemedi.
Şimdi ne var?
Ekranlar renkli ama yüzler soluk.
Oyuncak bol ama oyun yok.
Arkadaş çok ama dostluk eksik.
Gülüş var ama saf değil,
Hayal var ama umut yok.
Aşk ise…
Gerçek adı yok,
Adı konulmamış,
Camdan bakışlarda gizlenmiş,
Yürekten değil, Geçici heves olmuş.
Biz küçükken büyümek isterdik.
Şimdi büyüyen herkes çocukluğuna kaçmak istiyor.
Ama o günlər geridə qaldı…
Bir fotoğrafta, bir hatırada…
Bəzən deyirem ki:
“Uşaqlığım, səni çağırıram, gəl də…”
Ama nə sən gəlirsən, nə mən gide bilirəm…

Siyah Beyaz Bir Tebessüm