USD45,96
%0.03
EURO53,34
%-0.27
EURO/USD1,16
%-0.3
BIST13.965,65
%-1.65
Petrol97,74
%1.81
GR. ALTIN6.560,44
%-1.07
BTC3.028.135,15
%-2.01
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
  1. Haberler
  2. Kültür & Sanat
  3. Yasaklı Şiirlerden Dünya Barışına: Nâzım Hikmet’in Öyküsü

Yasaklı Şiirlerden Dünya Barışına: Nâzım Hikmet’in Öyküsü

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Nâzım Hikmet, 15 Ocak 1902’de Selânik’te köklü ve entelektüel bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Hikmet Bey, valilik yapmış Nâzım Paşa’nın oğlu olup Osmanlı Hariciyesi’nde memurluk ve Matbuat Umum Müdürlüğü görevlerinde bulunmuştu. Annesi Celile Hanım ise dilci Enver Paşa ile Leylâ Hanım’ın kızı, ilk kadın ressamlarımız arasında anılan kültürlü ve sanatçı ruhlu bir kadındır. Küçük Nâzım, ilk eğitimini annesinden ve evinde sıkça şiirli toplantılar düzenleyen, kendisi de bir Mevlevi şairi olan büyükbabası Nâzım Paşa’dan aldı. Bu sanatsal çevrenin etkisiyle henüz on bir yaşındayken ilk şiirini kaleme aldı. Orta öğrenimini Galatasaray ve Nişantaşı Sultanilerinde tamamladıktan sonra 1915 yılında Bahriye Mektebi’ne girdi. İlk şiiri 1918 yılında bir dergide aşk temasıyla yayınlansa da İstanbul’un işgaliyle birlikte şairin kalemi yurtsever nitelikteki şiirlere yöneldi.

Bahriye’den Anadolu’ya ve İlk Moskova Yılları

Mezuniyetine üç ay kala geçirdiği bir rahatsızlık nedeniyle Bahriye’den ayrılmak zorunda kalan Nâzım, bir grup arkadaşıyla birlikte Anadolu’ya geçti. Ankara Hükümeti’nin görevlendirmesiyle arkadaşı Vâlâ Nurettin ile Bolu’da bir süre öğretmenlik yaptı. Ardından hayatında önemli bir dönüm noktası olacak Moskova’ya ilk seyahatini gerçekleştirdi ve burada iki yıl kaldı. Rusya’daki ihtilale yakından tanıklık ederken, Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde (KUTV) ekonomi-politik öğrenimi gördü. Türkiye’ye döndükten sonra, hakkında verilen bir kürek cezası davası nedeniyle yeniden ve bu kez zorunlu olarak Moskova’ya gitmek zorunda kaldı. Bu ikinci gidişinde, daha önce öğrencisi olduğu üniversitede çevirmenlik ve asistanlık yaptı. Ceza Yasası’ndaki değişikliklerin ardından 1928 yılında ülkesine geri dönen şair, kısa bir süre cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakıldı.

Edebi Yükseliş, Hapishane Yılları ve Sürgün

Ülkesine döndükten sonra çeşitli gazete ve dergilerde yazıları ve şiirleri yayınlandı, kitapları basıldı. Siyasal ve entelektüel yaşamda aktif bir rol üstlenen ünlü bir şair haline geldi; şiirleri ders kitaplarına girdi, oyunları devlet tiyatrolarında sahnelendi. Ancak fikirleri ve etkileyici gücü kimi çevreleri ürküttüğü için sürekli kovuşturmalara, gözaltılara ve yargılamalara maruz kaldı. Düzmece davalar neticesinde ömrünün on yedi yılını hapishanelerde geçirmek zorunda kaldı. 1950 yılında hem ulusal hem de uluslararası düzeyde yürütülen büyük kampanyalar sayesinde çıkarılan Genel Af Yasası’yla özgürlüğüne kavuştu. Ne var ki yaşamına yönelik tehlikeler ve komplolar nedeniyle yeniden yurtdışına çıkmak zorunda kaldı. Böylece, ömrünün sonuna kadar yurduna, halkına ve sevenlerine duyduğu hasreti haykıracağı zorlu göçmenlik yılları başladı.

Dünya Barışı İçin Mücadele ve Veda

Bu son döneminde, Uluslararası Barış Ödülü sahibi bir sanatçı olarak dünya çapındaki barış hareketlerinde çok aktif roller üstlendi ve Dünya Barış Konseyi Başkanlık Divanı’na seçildi. Ünlü besteci Şostokoviç’e, sinema dehası Charlie Chaplin’e ve Fransız Parlamentosu Başkanı Eduard Heriot’ya Uluslararası Barış Ödülü’nü takdim eden jürinin başkanlığını yürüttü. Ancak cezaevi yıllarında yıpranan sağlığı ve bitmeyen memleket hasreti onu rahat bırakmadı; acılı yüreği 3 Haziran 1963 sabahı Moskova’daki evinde durdu. Sağlığında, “yazılarım otuz kırk dilde basılır / Türkiye’mde Türkçemle yasak” diyerek sitem ettiği o ölümsüz şiirleri, ancak onun vefatından sonra kendi ülkesinde özgürce basılabildi.

Saygıyla anıyoruz büyük ustayı

Yasaklı Şiirlerden Dünya Barışına: Nâzım Hikmet’in Öyküsü
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Gazetemize Abone Olabilirsiniz.

Yeni haberlerden anında haberdar olmak için e-posta aboneliğini hemen başlat.

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.