Altın Tepsideki Fırsat ve Dramatik Son:
Fenerbahçe’de İstenmeyen Kayıp ve Taktiksel İflas
Futbolda bazı haftalar vardır; Şampiyonluğun habercisi, kırılma anlarının başrolüdür. Rakibinizin puanını kaybetmiş, yenildiği bir haftada sahaya çıkıyorsunuz. Kazanmanız halinde puanlar eşitlenecek, şampiyonluk yarışında psikolojik üstünlüğün tamamıyla boyutu geçecek. Kadıköy’de tribünler tıklım tıklım, taraftarın galibiyeti şampiyonluk adeta sahayı aydınlatıyor. Ancak sahadaki tablo, tribünlerdeki bu inançla taban tabana sınırlardı. Sadece Kasımpaşa’yı yenecekti ama Fenerbahce, böylesine kritik ve hayati bir maça inanılmaz derecede devam etti, enerjiden yoksun ve hedefsiz bir görüntüyle başladı.
Sanki galibiyeti sadece tribünleri dolduran binlerce taraftar istiyordu. İlk yarıdaki futbolcularda o beklenen hırs, arzu ve isyan ruhundan eser yoktu. Peki, bu psikolojik sorunların ve sahadaki ruhsuzluğun olmaması ne yatıyordu?
Tedesco’nun Kadro Mühendisliği ve Talisca Yanılgısı
Sahadaki bu rehavetin yanı sıra, teknik direktör Tedesco’nun kadro kurulumunda yaptığı belirgin hatalar, puan kaybının baş mimarlarından biri oldu. Tedesco, Talisca gibi topla buluştuğunda harikalar yaratan bir oyun aklını, en uçta klasik bir santrfor gibi oynatmayı geliştirdi. Oysa futbolun yazılı olmayan kuralı der ki; Talisca forvet arkası oynar, yüzü kaleye dönükken geniş alanda buluştuğunda o satırlarını ve kilit paslarını sergiler. Onu rakip stoperlerden ayıran, dar alana mahkûm etmek, takımın hücum amacını baştan sona kırmaktı. Kasımpaşa savunması, sırtı dönük oynamakta zorlanan Talisca’yı çok rahat bir şekilde izole etti. Hatalar zinciri kulübesinde Tedesco ile başladı, sahadaki futbolcuların sistemsizliğiyle genişledi.
Savunmada Domino Etkisi ve Sakatlık Kabusu
Sadece gösterilen iki puan değil, savunma hattında yaşanan kayıplar da gecenin en büyük kabuslarından tespit edildi. Zaten Skriniar’ın yokluğundan dolayı defans kurgusunda ciddi pozisyon hataları yaşanırken, bu maçtan önce Çağlar Söyüncü’nün ardından da Jayden Oosterwolde’nin sakatlanarak oyundan çıkması, savunma direnci tamamen kırıldı. Stoper tandeminin sürekli oyunu, takımının geriden oyun kurma becerisini sıfıra indirdi. Şampiyonluk yolunda bu kadar kritik bölgede yaşanan yangınlar, teknik heyetin ilerleyen haftalar için çok derin bir bölüme dahil edilmesi.
Sahadaki Tek İsyan: Asensio ve Ederson’un formsuzluğu
Tüm bu olumsuzluklar silsilesi ve taktiksel kaos içinde sahada kalan Fenerbahçe formasıyla ayakta kalan, isyan eden tek bir oyuncu vardı: Asensio. İspanyol yıldızının elinden gelenin en iyisini yaptı, sorumluluk aldı ve nitekim 90+5. dakikada kırılan o muhteşem gol takımının ipten dağılımı sandı. Ancak futbolda bazen bireysel çabalar, takımın genel çöküşünü henüz örtmüyor. Kalede ise Ederson’un formsuzluğu ve eksikliği dikkat çekiciydi. Kasımpaşa maçı boyunca kaleye sadece iki kez organize çıkabildi, bunlardan birileriyle buluştu. Şampiyonluğa oynayan bir takımın kalecisinin, kalesine az top gelen böyle maçlarda beklenen reaksiyonları ve kritik kurtarışları yapması gerekirdi.
Belözoğlu’nun Taktik Disiplini ve Hakem Kararları
Rakip Kasımpaşa’yı ve teknik direktör Emre Belözoğlu’nu da tebrik etmek gerekiyor. Belözoğlu derinlere çok iyi çalıştı. Özellikle ilk yarıda Fenerbahçe’yi merkezden kilitledi, orta sahada uygulanan şok presleri ve tavizsiz alan savunmasıyla rakibinin pas kanallarını tıkadı. İkinci yarıda oyunu yavaşlatmak, tempoyu düşürmek ve Fenerbahçe’nin ritim bulmasını engellemek adına faaliyetleri hamler taraftarı çılgınlığı da taktiksel olarak talep ettiler. Kasımpaşa bu dirençli futbolunu haftalara yayarsa ligde çok can yakar.
Maçın hakemi Yasin hoca ise kesinlikle bu stres dozu yüksek maçın ağırlığını kaldırabilecek bir yönetim göstermedi. Dünyanın genel kontrolünü kaybettiği gibi, özellikle ceza alanı içinde Levent’e yapılan müdahalede oyunu devam ettirmesi büyük bir hataydı. Şahsi kanaatim, o pozisyonun net bir penaltı olduğu yönündedir.
Saniyelerin Belirlendiği Dramatik Gece
Maçın son anları ise tam bir Yunan kalmasıydı. Fenerbahçeli taraftarların, 90+5’te gelen o altın değerindeki galibiyet golünden saniyeler sonra, uzatmaların da uzatmasında savunma yerleşimindeki akıl almaz bir hata yüzünden besinler o şok golle yaşadıkları yıkımı derinden hissedebiliyorum. Takımın morali, o son saniye gollüyle adeta yerle bir oldu.
Rakibin yenildiği haftada altın tepsiyle sunulan şampiyonluk fırsatı, “ben istemiyorum” dercesine elinin tersiyle itildi. Alınacak bir galibiyetle 3 puanlık fark tamamen kapanacak ve puanlar eşitlenecekti. Şimdi ise aradaki fark sadece 2’ye düştü. Koca bir sezonun kaderini belki de o acımasız saniyeler belirledi…



