ABD ve Suriye Yönetimi Arasında “DEAŞ ve YPG” Pazarlığı
Orta Doğu’da dengeleri sarsacak ve bölgesel güvenlik haritasını yeniden çizecek kritik bir görüşme gerçekleşti. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, sürpriz bir zirvede bir araya geldi. Görüşmenin en sıcak başlıklarını, Şam yönetimi ile terör örgütü YPG/SDG arasındaki ateşkesin kalıcılığı ve Suriye’deki DEAŞ’lı teröristlerin Irak’a nakledilmesi planı oluşturdu. Uzmanlar, bu teması “yeni bir dönemin başlangıcı” olarak nitelendiriyor.
Suriye’de yıllardır süren çok denklemli kaosun ortasında, başkentlerden sızan son bilgiler diplomaside “ezber bozan” bir trafiğin yaşandığını ortaya koydu. ABD’nin Orta Doğu’daki askeri operasyonlarının bir numaralı ismi olan CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper’ın, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile doğrudan bir görüşme gerçekleştirdiği öğrenildi.
Güvenlik kaynakları tarafından “yüksek stratejik öneme sahip” olarak derecelendirilen bu buluşma, ABD’nin Suriye sahasındaki varlığını ve yerel aktörlerle olan ilişkilerini yeniden formatladığına dair güçlü sinyaller veriyor.
Görüşmenin ana gündemini, Suriye’nin kuzeyindeki ve doğusundaki güvenlik durumu oluşturdu.
Masadaki Birinci Dosya: Şam-YPG/SDG Ateşkesi
Zirvenin en kritik gündem maddelerinden biri, Şam’daki merkezi hükümet ile ülkenin kuzey ve doğusunu işgal altında tutan terör örgütü YPG/SDG unsurları arasında varılan “ateşkes anlaşması” oldu.
Edinilen bilgilere göre Amiral Cooper, ABD’nin uzun süredir sahadaki ana ortağı olarak konumlandırdığı YPG/SDG ile Şam yönetimi arasındaki çatışmasızlık ortamının sürdürülebilirliğini masaya yatırdı. Washington yönetiminin, Suriye’de yeni bir cephe açılmasını istemediği ve mevcut statükonun korunması adına Şam yönetimiyle belirli bir koordinasyon arayışında olduğu belirtiliyor.
Bu ateşkesin, bölgedeki diğer aktörler –özellikle Türkiye– tarafından nasıl karşılanacağı ise büyük bir soru işareti. ABD’nin, Şam yönetimi üzerinden YPG’ye bir “güvenlik şemsiyesi” veya “yasal statü” arayışında olup olmadığı, diplomatik kulislerde en çok tartışılan konuların başında geliyor. Cumhurbaşkanı Şara’nın ise merkezi otoriteyi ülkenin tamamına yayma stratejisi kapsamında, bu ateşkese “taktiksel bir geçiş süreci” olarak yaklaştığı değerlendiriliyor.
En Riskli Başlık: DEAŞ’lıların Irak’a Transferi
Toplantının bölgesel güvenliği en çok tehdit eden ve tartışma yaratan ikinci maddesi ise terör örgütü DEAŞ mensuplarının akıbeti oldu. Suriye’nin kuzeyindeki kamplarda ve hapishanelerde tutulan binlerce DEAŞ’lı teröristin durumu, hem ABD hem de Suriye yönetimi için “saatli bir bomba” niteliği taşıyor.
Görüşmede, bu tutukluların ve ailelerinin Suriye topraklarından çıkarılarak Irak’a taşınması (transferi) konusunun detaylıca ele alındığı öğrenildi. İddiaya göre plan, yüksek riskli tutukluların Irak’taki yüksek güvenlikli hapishanelere nakledilmesini ve yargılama süreçlerinin burada devam etmesini öngörüyor.
Ancak bu planın uygulanabilirliği konusunda ciddi endişeler var. Irak yönetiminin, kendi topraklarında yeniden bir DEAŞ yapılanması riskini göze alarak böyle bir yükü kabul edip etmeyeceği belirsizliğini koruyor. Ayrıca, binlerce teröristin nakli sırasında yaşanabilecek olası firarlar veya güvenlik zafiyetleri, Orta Doğu’yu yeniden kan gölüne çevirebilecek bir potansiyele sahip. Amiral Cooper’ın, bu transferin lojistik ve güvenlik altyapısı için ABD’nin desteğini taahhüt ettiği, ancak Şam yönetiminden de “sorunsuz bir koridor” garantisi istediği öne sürülüyor.
Bölgesel Dinamikler ve Olası Senaryolar
Bu sürpriz zirve, sadece ikili ilişkileri değil, Rusya, İran ve Türkiye’nin bölgedeki pozisyonlarını da doğrudan ilgilendiriyor. ABD’nin, Suriye Cumhurbaşkanlığı düzeyinde bir temas kurması, Washington’ın “rejimle görüşmeme” politikasında bir esneme mi olduğu, yoksa askeri zorunluluklardan doğan anlık bir temas mı olduğu sorularını beraberinde getiriyor.
Siyasi analistler, Amiral Cooper ve Cumhurbaşkanı Şara görüşmesini, ABD’nin bölgeden çekilme planları veya varlığını yeniden konsolide etme stratejisiyle bağlantılı görüyor. Özellikle DEAŞ’lıların Irak’a gönderilmesi, Suriye’nin yükünü hafifletecek olsa da, Irak’ın istikrarını bozabilir.
Öte yandan, Şam-YPG yakınlaşmasının ABD gözetiminde kurumsallaşması, Ankara’nın “terör koridoru” endişelerini artırabilir ve Türkiye’nin bölgedeki askeri reflekslerini harekete geçirebilir.
Belirsizlik ve “Zoraki” Diplomasi
Sonuç olarak, CENTCOM ve Suriye yönetimi arasındaki bu temas, bölgedeki “vekalet savaşları”nın yerini yavaş yavaş “devletler arası pazarlıklara” bıraktığını gösteriyor. Ancak DEAŞ gibi küresel bir tehdidin transferi ve YPG gibi tartışmalı bir yapının geleceği üzerine kurulan bu masanın ayaklarının ne kadar sağlam olduğunu zaman gösterecek. Orta Doğu, bu görüşmenin sahadaki pratik sonuçlarını nefesini tutarak bekliyor.











