USD45,39
%0.03
EURO53,57
%0.07
EURO/USD1,18
%0.02
BIST15.133,54
%0.47
Petrol104,58
%0.21
GR. ALTIN6.916,62
%0.15
BTC3.700.948,46
%-0.59
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
Kerem BATU
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Vasata Alıştırılıyoruz: Artık Dibe Vurmak Bile Şaşırtmıyor

Vasata Alıştırılıyoruz: Artık Dibe Vurmak Bile Şaşırtmıyor

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Değerli okurlar gün geçmiyor ki yeni bir gündem yeni bir skandal ile uyandırılıyoruz. Yaşadığımız hiç bir şey bizi şaşırtmıyor açıkçası. Sürekli gündem değiştirilerek yaşadığımız gerçekler örtbas ediliyor. Yirmi yıl önce “Bu kadarı da olmaz” dediğimiz her şey bugün hayatımızın rutini oldu. Bir toplum olarak o kadar hızlı vasata, hatta rezilliğe alıştırıldık ki, skandal bile artık skandal olmaktan çıktı. “Aman canım, hep böyleydi” diye iç geçirip geçiyoruz. Hayır, böyle değildi. Sadece artık öyleymiş gibi yaşıyoruz

İzniniz ile bir kaç yazı dizisi ile nasıl vasata alıştırıldığımızı yazmak duygu ve düşüncelerimi paylaşmak istedim. Kral çıplak demenin aynaya bakmanın zamanı geldi de geçiyor.

Eğitim: Tabuta Son Çivi Çakıldı

2025 Türkiye’sinde tıp fakültesine 320 bininci sıradan öğrenci giriyor. Aynı öğrenci 15 yıl önce Açıköğretim’in en ücra bölümüne ancak yerleşebilirdi. Bugün o çocuk ameliyat yapacak. Yanlış okumadınız: Beyin cerrahı olacak gencin YKS’de Türkçe neti 12, matematik neti 4. Aynı üniversitenin diş hekimliği bölümü taban puanı paket sigaradan düşük. Almanya’da bir tıp fakültesine girebilmek için 1.000 kişi arasından ilk 30’a girmeniz gerekirken, bizde “torpil yoksa 500 bininci olmak yetiyor”. Öğretmen atamalarında mülakat puanı 45 alan sınıf geçiyor; 95 alan eleniyor. Bu rezalet artık kimsenin umurunda değil. Çünkü vasat öğretmen, vasat doktor, vasat mühendis… Hepsi “eh, idare eder” kategorisine girdi.

Siyaset: Rezilliğin Kitabı Yazıldı

Bir belediye başkanı, ihale verdiği firmadan “hediye” olarak 45 milyon euroluk yat alıyor. Haber üç gün konuşuluyor, sonra unutuluyor. Bir başka vekil, TBMM kürsüsünde “Ananı da al git” dedikten yıllar sonra hâlâ milletvekili. Bir diğeri sahte diploma ile profesör olmuş, doktora tezi kopyala-yapıştır… Kimse istifa etmiyor, kimse hesap vermiyor. Çünkü toplum “hepsi böyle” diye kabul edildi. Seçmen sandıkta yine aynı partiye mühür basıyor. Neden? Çünkü “öteki daha kötü”. Kötünün kötüsü ile idare etmek artık milli sporumuz.

Ekonomi: Fakirlik Lüks Oldu

İstanbul’da 2025’te ortalama ev kirası 35-40 bin TL. Asgari ücret 22 bin TL. İnsanlar evde ekmek yemeyi azalttı, çünkü 1 kilo kıyma 750 TL. Bebek mamasını sulandıran anneler haber oluyor ama iki gün sonra unutuluyor. Bankalar “ihtiyaç kredisi” diye 600 bin TL’yi %68 faizle satıyor; insanlar kapış kapış alıyor. Çünkü düğün borçla, tatil taksitle, okul masrafı kredi kartıyla yapılıyor. 25 yaşında genç “emekli olursam ancak ev alırım” diye espri yapıyor; ama bu espri değil, gerçek. Enflasyon %85 açıklandı, ertesi gün memur “oh ne güzel, zam gelecek” diyor. Fakirleşmek artık trajedi değil, mizah malzemesi.

Kültür ve Medya: Çöpün Kralı Olduk

Bir televizyon kanalında “Zuhal Topal’la Yemekteyiz” programı 15 senedir aynı formatla reyting rekoru kırıyor. Aynı kanalda gelin-kaynana kavgası izlenme rekorları kırıyor, haber bülteninde 25 dakika magazin veriliyor. Netflix Türkiye’nin en çok izlenen ilk 10 içeriğinden 8’i yerli dizi: Hepsi aynı senaryo, aynı kötü oyunculuk, aynı abartılı ağlama sahnesi. Kitap Fuarı’nda en çok satanlar: aşk romanları ve “zayıflama mucizesi” kitapları. Bir genç “Dostoyevski kim?” diye soruyor, cevap “Bir futbolcu mu?” oluyor. Kimse utanmıyor. Çünkü vasatın bu kadar normalleştiği başka bir ülke bulamazsınız.

Kısacası dibe vurduk, ama dibin de altına açılan tünelde yürümeye devam ediyoruz. Artık “Bu kadarı da olmaz” dediğimiz hiçbir şey olmuyor; çünkü her şey oluyor ve biz alkış tutuyoruz. Vasata o kadar alıştık ki, iyiyi görünce şüpheleniyoruz. Bu gidişatın sonu yok. Yapılacak seçimlerde ya bu gidişi durduracağız ya da torunlarımız “Bir zamanlar Türkiye diye bir ülke varmış, refah seviyesi yüksekmiş” diye masal dinleyecek.

Söz sizde: Daha neyi bekliyoruz?

Vasata Alıştırılıyoruz: Artık Dibe Vurmak Bile Şaşırtmıyor
0