Akraba Evliliği Geleneği ve Sağlıklı Nesillerin Geleceği Arasındaki Kritik Sınav
Anadolu coğrafyası, binlerce yıllık zengin kültürel mirasının yanı sıra, bu mirasın bir parçası haline gelmiş köklü alışkanlıkları da bugüne taşıyor. Bu alışkanlıklardan biri olan ve sosyolojik bir “güven çemberi” olarak kodlanan akraba evlilikleri, modern tıbbın ve genetik biliminin en büyük uyarı levhalarından birini oluşturmaya devam ediyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri ve sağlık raporları, kentleşme oranındaki artışa rağmen akraba evliliği oranlarının belirli bölgelerde halen yüzde 20’lerin üzerinde seyrettiğini gösteriyor. “Yabancıya gitmesin”, “malı bölünmesin” veya “tanıdık olsun” motivasyonuyla kurulan bu birliktelikler, ne yazık ki doğan çocukların yaşamını tehdit eden ağır bir genetik faturayı da beraberinde getiriyor. Uzmanlar, 2026 yılı vizyonunda sağlıklı nesiller yetiştirmek için bu geleneğin tıbbi gerçeklerle yüzleşmesi gerektiği konusunda hemfikir.
Genetik Rulet: Çekinik Genlerin Sessiz Tehlikesi
Akraba evliliklerinin tıbbi risk haritasındaki yeri, “otozomal resesif” (çekinik) kalıtım yoluyla geçen hastalıklarla doğrudan bağlantılıdır. İnsan genomunda herkes, farkında olmadan bazı hatalı genleri taşır. Ancak akraba olmayan bireylerin evliliğinde, her iki ebeveynin de aynı hatalı geni taşıma ihtimali oldukça düşüktür.
“Kader Değil, Önlenebilir Risk”: Tarama Testleri Devrimi
Sağlık Bakanlığı’nın son yıllarda attığı adımlar, bu riskin yönetilebilir olduğunu kanıtlar nitelikte. Özellikle evlilik öncesi SMA Tarama Programı‘nın zorunlu hale getirilmesi ve kapsamının genişletilmesi, “bile bile lades” denmesini engellemek adına atılmış devrim niteliğinde bir adımdır.
Uzmanlar, evlilik öncesi tarama testlerinin sadece bir prosedür değil, doğacak çocuğun yaşam hakkının sigortası olduğunu vurguluyor. Eğer çiftlerin her ikisi de taşıyıcı çıkarsa, modern tıp “evlenmeyin” demiyor; “sağlıklı çocuk sahibi olmanın yollarını arayın” diyor. Bu noktada PGT (Preimplantasyon Genetik Tanı) yöntemi devreye giriyor. Tüp bebek tedavisi sırasında embriyoların genetik olarak taranıp, sadece sağlıklı olanların anne rahmine yerleştirilmesi işlemi, genetik hastalık zincirini kırmak için en güçlü silah olarak öne çıkıyor. Devletin bu tedavileri geri ödeme kapsamına alması, mücadelenin başarısı için hayati önem taşıyor.
İkinci Savunma Hattı: Yenidoğan Taramaları
Risklerin evlilik öncesinde tespit edilemediği veya gözden kaçtığı durumlarda ise “Yenidoğan Tarama Programı” (Topuk Kanı Testi) devreye giriyor. Doğumdan hemen sonra bebeğin topuğundan alınan birkaç damla kan, biyokimyasal bir harita çıkararak olası hastalıkların sinyalini veriyor.
Hipotiroidi, biyotinidaz eksikliği ve kistik fibrozis gibi hastalıkların, belirtiler ortaya çıkmadan ve kalıcı hasar oluşmadan tespit edilmesi, erken tedavi şansı doğuruyor. Hekimler, ailelerin bu testlere “çocuğumun canı yanacak” endişesiyle değil, “çocuğumun geleceği kurtulacak” bilinciyle yaklaşması gerektiğini belirtiyor. Erken tanı, zeka geriliğinden bedensel engellere kadar birçok trajik sonucun önüne geçebiliyor.
Sosyolojik Bir Düğüm: Kültür ve Bilim Arasında
Meselenin çözümü sadece laboratuvarlarda değil, aynı zamanda toplumun zihin kodlarında yatıyor. Sosyologlar, akraba evliliğinin sadece “cehaletle” açıklanamayacağını, bunun arkasında kapalı toplum yapısı, ekonomik kaygılar ve aidiyet hissi gibi karmaşık dinamiklerin olduğunu belirtiyor.
Ancak değişen dünya ve artan “genetik okuryazarlık”, bu tabuları yavaş yavaş yıkıyor. Artık Anadolu’nun birçok köyünde bile aileler, evlenmeden önce kan testi vermenin önemini konuşuyor. Sağlık okuryazarlığının artması, “kader” olarak görülen hasta çocuk doğumlarının aslında “ihmal” olduğunu gözler önüne seriyor.
Sağlıklı Bir Gelecek İçin Bilinç Seferberliği
Türkiye, genç nüfusuyla övünen bir ülke olarak, bu nüfusun kalitesini ve sağlığını korumak zorunda. Akraba evliliği gerçeğiyle savaşmak, geleneği tamamen yok saymak değil; geleneğin getirdiği riskleri bilimin ışığıyla minimize etmektir.
Tarama testlerinin yaygınlaşması, genetik danışmanlık hizmetlerinin erişilebilir olması ve toplumsal farkındalık kampanyaları, bu mücadelenin sacayaklarını oluşturuyor. Unutulmamalıdır ki; sağlıklı bir toplum, sağlıklı genler ve bilinçli ebeveynler üzerine inşa edilir. 2026 Türkiye’sinde hedef, her doğan çocuğun hayata eşit ve sağlıklı bir başlangıç yapabilmesidir.
Anahtar Kelimeler: Akraba Evliliği, Genetik Hastalıklar, SMA, Tarama Testleri, Yenidoğan Tarama, Otozomal Resesif, PGT, Topuk Kanı, Sağlık Bakanlığı, Genetik Danışmanlık











