Nicolás Maduro Nasıl Alındı, Caracas’tan New York Hücresine Nasıl Götürüldü?
Dünya siyaset tarihi, 3 Ocak sabahı Latin Amerika’dan gelen haberle sarsıldı. Yıllardır ABD’nin yaptırımları, darbe girişimleri ve diplomatik baskısı altında iktidarını koruyan Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro, film senaryolarını aratmayan bir operasyonla alıkonularak ABD topraklarına götürüldü.
Beyaz Saray ve Adalet Bakanlığı’nın “adaletin tecellisi”, Caracas’taki destekçilerinin ise “emperyalist bir insan kaçırma” olarak tanımladığı bu olay, uluslararası ilişkilerde egemenlik, dokunulmazlık ve güç kullanımı tartışmalarını yeniden başlattı. Haber Merkezi, operasyonun perde arkasına, o gece Miraflores Sarayı’nda yaşananlara ve Maduro’yu New York’taki federal mahkemeye taşıyan sürecin detaylarına ulaştı.
Kod Adı: “Pasifik Fırtınası”
Güvenlik kaynaklarından sızan bilgilere göre, operasyonun hazırlığı aylar öncesine dayanıyor. ABD Özel Kuvvetleri (Delta Force) ve DEA (Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi) bünyesindeki elit birimin ortaklaşa yürüttüğü operasyona “Pasifik Fırtınası” kod adı verildi.
Operasyonun düğmesine, Caracas’ta yaşanan patlamalar ve elektrik kesintilerinin yarattığı kaos ortamında basıldı. İddialara göre, Maduro’nun yakın koruma çemberindeki “köstebekler” ve elektronik istihbarat sayesinde, Venezuela liderinin o gece güvenlik gerekçesiyle Miraflores Sarayı’ndan ayrılarak, başkentin dışındaki gizli bir sığınağa geçeceği bilgisi alındı.
Konvoya Müdahale ve “Sessiz” Teslimiyet
Gece yarısı, Caracas’ın güney çıkışındaki otoyolda Maduro’nun zırhlı konvoyu, kimliği belirsiz ama son teknoloji askeri teçhizata sahip birimler tarafından durduruldu. Görgü tanıkları ve yerel kaynaklar, çatışmanın kısa sürdüğünü, konvoydaki elektronik sistemlerin (sinyal kesicilerle) devre dışı bırakıldığını belirtiyor.
Operasyonun en çarpıcı detayı ise, Maduro’nun “kansız” bir şekilde teslim alınmasıydı. ABD’li yetkililer, herhangi bir sivil kaybı yaşanmaması için cerrahi bir titizlikle hareket edildiğini savunsa da; Venezuela tarafı, Maduro’nun başına silah dayandığını ve zorla helikoptere bindirildiğini öne sürüyor. O andan itibaren Venezuela lideri için “Devlet Başkanı” statüsü bitti, ABD yargı sistemi için “Sanık 09-2026” süreci başladı.
Karayipler Üzerinden Guantanamo mu, Florida mı?
Maduro’nun alıkonulduktan sonraki rotası, operasyonun en gizli tutulan kısmıydı. İlk etapta Karayipler’deki bir ABD donanma gemisine (USS Wasp olduğu iddia ediliyor) götürülen Maduro, burada sağlık kontrolünden geçirildi ve ilk sorgusu yapıldı.
Uluslararası hukuku by-pass etmek ve “savaş esiri” statüsü tartışmalarına girmemek adına, Maduro doğrudan Guantanamo Üssü yerine, Florida’daki Homestead Hava Rezerv Üssü’ne nakledildi. Burada, ABD Adalet Bakanlığı yetkilileri tarafından kendisine “Miranda Hakları” (sessiz kalma hakkı vb.) okundu ve resmi tutuklama işlemi gerçekleştirildi.
Turuncu Tulum ve New York Yolculuğu
Dünya kamuoyuna servis edilen o ilk kare, tarihe geçecek nitelikteydi: Yıllarca “Bolivarcı Devrim”in lideri olarak kırmızı gömleğiyle meydanları dolduran Maduro, elleri kelepçeli ve üzerinde ABD federal mahkumlarının giydiği turuncu tulumla uçağa bindirilirken görüntülendi.
Maduro, yoğun güvenlik önlemleri altında, “El Chapo” gibi suç baronlarının da yargılandığı davalara ev sahipliği yapan New York’a getirildi. Şu an, Manhattan’daki Metropolitan Correctional Center’da (MCC), yüksek güvenlikli bir hücrede tutuluyor.
Hukuki Satranç: Dokunulmazlık vs. Narko-Terör
Maduro’nun tutuklanması, hukuki bir mayın tarlasını da beraberinde getirdi. Maduro’nun avukatları, müvekkillerinin hala “görevdeki bir devlet başkanı” olduğunu ve diplomatik dokunulmazlığa sahip olduğunu savunarak, ABD mahkemelerinin yargı yetkisini reddetmeye hazırlanıyor.
Ancak ABD Adalet Bakanlığı’nın tezi net: “Uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm, devlet başkanlığı görevinin bir parçası değildir. Bu suçlar, dokunulmazlık zırhını deler.” Savcılar, Maduro’yu bir siyasi lider olarak değil, uluslararası bir suç örgütünün (Cartel de los Soles) yöneticisi olarak yargılayacaklarını vurguluyor.
Caracas’ta İktidar Boşluğu ve Kaos
Liderlerinin kaçırılması, Venezuela’da büyük bir iktidar boşluğu yarattı. Maduro’nun yardımcısı Delcy Rodriguez, “Başkomutanımız dönene kadar direneceğiz” açıklaması yapsa da, ordu içindeki çözülmeler ve muhalefetin sokağa inmesi, ülkeyi iç savaşın eşiğine getirdi.
Rusya ve Çin, operasyonu “haydutluk” olarak nitelendirip BM Güvenlik Konseyi’ni acil toplantıya çağırırken; Latin Amerika sokakları Maduro’nun tutuklanmasını protesto edenler ve kutlayanlar olarak ikiye bölünmüş durumda.
3 Ocak 2026 tarihi, bir liderin düşüşü olarak değil; uluslararası sistemde “güçlünün hukukunun” sınırlarının ne kadar genişleyebileceğinin kanıtı olarak kayıtlara geçti.
Anahtar Kelimeler: Nicolás Maduro, Tutuklama, ABD Operasyonu, Pasifik Fırtınası, Caracas, New York Mahkemesi, Narko-Terör, Diplomatik Kriz, Venezuela











