Venezuela’nın Egemenliği Pazarlık Konusu Olamaz
Güney Amerika ülkesi Venezuela’nın başkenti Caracas’ta yankılanan patlama sesleri ve ABD’nin askeri müdahale sinyalleri, küresel diplomasinin fay hatlarını harekete geçirdi. Latin Amerika’daki krizi yakından takip eden ve Caracas yönetimiyle stratejik ortaklığı bulunan Rusya Federasyonu, gelişmeler üzerine sessizliğini bozarak Washington’a yönelik çok sert bir diplomatik nota niteliğinde açıklama yaptı.
Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan bildiride, ABD’nin Venezuela’ya yönelik gerçekleştirdiği iddia edilen saldırılar ve artan askeri baskı, “uluslararası hukukun açık bir ihlali” ve “kabul edilemez bir saldırganlık” olarak nitelendirildi. Moskova, Venezuela’nın geleceğinin Washington’daki savaş odalarında değil, Venezuela halkının kendi iradesiyle belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak, bölgedeki müttefikine güçlü bir kalkan oldu.
“Demokrasi İhracı Değil, Egemenlik Gaspı”
Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında, ABD’nin “demokrasi getirme” iddiasıyla yürüttüğü operasyonların, aslında egemen bir devletin iç işlerine yönelik kaba bir müdahale olduğu belirtildi. Kremlin sözcüleri, Venezuela’nın dışarıdan dayatılan bir “vesayet rejimine” veya askeri müdahaleye ihtiyacı olmadığını, ülkenin kendi anayasal çerçevesi içinde sorunlarını çözme kapasitesine sahip olduğunu savundu.
Bildiride, “Venezuela halkının, dışarıdan herhangi bir ‘kurtarıcıya’ ihtiyaç duymadan, kendi geleceğini ve yönetim biçimini belirleme hakkı kutsaldır ve bu hak uluslararası toplumun güvencesi altında olmalıdır” ifadelerine yer verildi. Bu çıkış, Rusya’nın, ABD’nin Monroe Doktrini’ne (Amerika kıtasını kendi arka bahçesi olarak görme) karşı, çok kutuplu dünya düzenini savunma stratejisinin bir yansıması olarak okunuyor.
Uluslararası Hukuk ve BM Şartı Vurgusu
Moskova’nın itirazı sadece siyasi retorikle sınırlı kalmadı; hukuki bir çerçeveye de oturtuldu. Rus diplomatlar, bir BM üyesi olan Venezuela’ya yönelik her türlü askeri saldırının veya rejim değişikliği girişiminin, Birleşmiş Milletler Şartı’nın (UN Charter) temel maddelerini ihlal ettiğini hatırlattı.
Rusya, ABD’nin eylemlerini “haydutluk” ve “devlet terörü” sınırında gezinen tehlikeli adımlar olarak tanımlarken; bu tür müdahalelerin sadece Venezuela’yı değil, tüm uluslararası hukuk sistemini erozyona uğrattığı uyarısında bulundu. Açıklamada, “Güçlünün haklı olduğu bir orman kanunu düzenini reddediyoruz. Egemenlik, devletlerin büyüklüğüne veya askeri gücüne göre değişen bir kavram değildir” denildi.
Jeopolitik Satranç: Enerji ve Stratejik Ortaklık
Rusya’nın bu denli sert bir reaksiyon vermesinin arka planında, Venezuela ile olan derin ekonomik ve askeri bağları yatıyor. Venezuela, Rusya’nın Latin Amerika’daki en önemli stratejik ortaklarından biri. İki ülke arasında enerji, silah ticareti ve finans alanında milyar dolarlık anlaşmalar bulunuyor.
Uzmanlar, Moskova’nın bu açıklamasını, sadece bir dostluk mesajı olarak değil, aynı zamanda bölgedeki kendi varlığını koruma hamlesi olarak değerlendiriyor. ABD’nin Venezuela petrollerini kontrol altına alması veya Caracas’a kendisine yakın bir yönetim getirmesi, Rusya’nın Batı Yarımküre’deki etkisini sıfırlayabilir. Bu nedenle Moskova, Venezuela’nın düşmesini kendi ulusal güvenlik çıkarlarına yönelik bir tehdit olarak algılıyor.
“Bölgesel İstikrar Ateşe Atılıyor”
Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin hamlelerinin bölgesel sonuçlarına da dikkat çekti. Açıklamada, Venezuela’da yaratılacak bir kaosun veya iç savaşın, Kolombiya’dan Brezilya’ya kadar tüm Güney Amerika kıtasını istikrarsızlaştıracağı uyarısı yapıldı.
Kremlin, “Dış güçlerin müdahalesi, tarihte hiçbir zaman istikrar ve barış getirmemiştir. Irak’ta, Libya’da ve Suriye’de yaşanan senaryoların Venezuela’da tekrarlanmasına izin vermeyeceğiz” mesajını vererek, olası bir BM Güvenlik Konseyi oturumunda ABD’nin kararlarını veto edeceği sinyalini de şimdiden vermiş oldu.
Küresel Yankı ve Bloklaşma
Rusya’nın bu net tavrı, uluslararası kamuoyunda da geniş yankı buldu. Çin, İran ve Küba gibi ülkelerin de önümüzdeki saatlerde Rusya’nın çizgisine yakın açıklamalar yapması ve Venezuela etrafında bir “anti-müdahale bloku” oluşturması bekleniyor.
Kriz, artık sadece Maduro ve muhalifler arasında veya Caracas ve Washington arasında değil; Moskova ile Washington arasında, Soğuk Savaş günlerini aratmayan küresel bir bilek güreşine dönüşmüş durumda. Dünya, Venezuela semalarındaki dumanların dağılmasını beklerken, diplomatik koridorlardaki tansiyon giderek yükseliyor.











