Süper Lig’in düğümünün yavaş yavaş çözüldüğü, her puanın altın değerinde olduğu haftalara girdik. Çaykur Rizespor deplasmanı, ligin en zorlu virajlarından biridir. Recep Uçar yönetimindeki Rizespor, skor ne olursa olsun maçın son düdüğüne kadar mücadeleyi bırakmayan, ısıran ve lige renk katan bir kimliğe sahip. Ancak bu hafta karşılarında şampiyonluk yolunda hata yapma lüksü olmayan, konsantrasyonu üst seviyede bir Galatasaray buldular.
Sarı-kırmızılılar, ara transfer döneminde kadrosuna kattığı potansiyelli genç oyuncularla geleceğe yatırım yaparken, bir yandan da yarıştan kopmamayı başarıyor. Okan Buruk’un bu yeni isimleri takıma adapte etme süreci sancısız ilerliyor. Hem Avrupa’da hem de ligde hedefe yürüyen Galatasaray için Rize deplasmanından kayıpsız dönmek, şampiyonluk yolunun boyunu kısaltmak adına kritik bir virajdı. Nitekim Aslan, bu virajı usta bir şoför edasıyla, savrulmadan döndü.
Kontrollü Başlangıç ve Noa Lang’ın Sahne Alışı
Maçın ilk düdüğüyle birlikte deplasmanda olmasına rağmen oyunun kontrolünü eline alan bir Galatasaray izledik. Sarı-kırmızılılar, Rizespor’un geçiş oyunlarındaki tehlikesini bildiği için temkinli ve kontrollü bir başlangıcı tercih etti. Ev sahibi Rizespor ise adeta kendi evinde değil de deplasmandaymış gibi bir psikolojiyle sahadaydı. Öncelikleri gol atmaktan ziyade kalesinde tehlike yaşamamaktı. Topu rakibe bırakıp, kapacakları toplarla hızlı çıkışlar aradılar ancak bu plan, Galatasaray’ın orta sahadaki baskısı ve kanat organizasyonları karşısında etkisiz kaldı.
Takımların birbirinin kilidini açmakta zorlandığı dakikalarda sahneye bireysel yetenekler ve doğru pozisyon bilgisi çıktı. Galatasaray, kilitlenen oyunu kanatları kullanarak ve uzaktan şutlarla açmaya çalıştı. İşte bu anlarda yeni transfer Noa Lang’ın klası konuştu. Hollandalı oyuncu, takıma yavaş yavaş ısındığını gösterircesine yaptığı nefis asistle kilidi açan isim oldu. Lang’ın servisinde Barış Alper Yılmaz, o alıştığımız takipçiliği ve akıllıca kafa vuruşuyla topu ağlara gönderdi. Lang, bu performansını istikrarla sürdürürse formayı kolay kolay bırakmayacağını ve yerinin garantiye yakın olduğunu herkese kanıtladı. Golden sonra Rizespor bir reaksiyon gösterip saman alevi gibi parlasa da, bu ataklar Galatasaray savunmasını delmeye yetmedi ve ilk yarı 1-0 sona erdi.
İkinci Yarıda Çözülen Kilit: Barış ve Yunus İşbirliği
İkinci yarının başlamasıyla birlikte Rizespor’dan beklenen o baskılı oyun bir türlü gelmedi. Recep Uçar’ın öğrencileri, farkın açılmasını önlemek istercesine gömülü bir savunma anlayışını sürdürdü. Kazanmak için risk almayan, saha içinde aksiyon üretmekte zorlanan bir Rizespor vardı. Bu seviyede yapılan basit hataların bedeli ağır olur ve Galatasaray bu faturayı hemen kesti.
İlk golün sahibi Barış Alper bu kez asistçi kimliğine büründü. Onun ortasında Yunus Akgün’ün kafa golü, hem skoru 2-0’a getirdi hem de Galatasaray’ın iyi futbolunu taçlandırdı. Rizespor savunmasının organize olamaması ve yerleşim hataları, maçın kopmasına neden oldu. İkinci golden sonra ev sahibi ekibin direnci tamamen kırıldı ve orta sahalar çok daha hızlı geçilmeye başlandı.
Komple Bir Golcü: Victor Osimhen ve Oyun Aklı
Skor avantajını eline alan Galatasaray, oyunun temposunu bir maestro gibi yönetti. Topu kanatlara yayarak oyunu genişleten, zaman zaman dinlenip zaman zaman tempoyu artıran Okan Buruk’un öğrencileri, rakibin gardını tamamen düşürdü. Bu sistemin en önemli dişlilerinden biri şüphesiz Victor Osimhen. Nijeryalı yıldız sadece gol atmıyor; saha içinde durmaksızın çalışıyor, rakip savunmayı önde basarak hataya zorluyor ve varlığıyla stoperleri kalesine hapsediyor.
Osimhen, attığı golle de bu çalışkanlığını süsledi ve skoru 3-0’a taşıdı. O, tek başına bir hücum hattı gibi; komple bir oyuncu. Rizespor cephesine dönecek olursak; oynadıkları oyunun üzerine koymaları şart. Eğer ligin sonlarında düşme korkusu yaşamak istemiyorlarsa, özellikle iç sahada daha cesur ve organize olmak zorundalar. Recep Hoca’nın bu gidişatı tersine çevirmek için acilen şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekiyor.
Genç Hakem Ozan Ergün ve Son Söz
Maçın hakemi Ozan Ergün’e de bir parantez açmak gerek. Genç hakemlerimizden Ergün, kartına çok sık başvurmayan, oyunu akıtmaya çalışan bir profil çizdi. Maçı etkileyecek majör bir hatası yoktu ancak bu seviyelerde kalıcı olmak için daha fazla pişmesi, tecrübe kazanması gerekiyor. Yine de böylesine kritik bir maçta skora etki etmeden 90 dakikayı tamamlaması olumluydu.
Sonuç olarak Galatasaray, Rize deplasmanından tereyağından kıl çeker gibi, rahat ve net bir skorla 3 puanı alarak şampiyonluk yürüyüşünü sürdürdü. Puan farkını koruyan Aslan, hem oyun gücüyle hem de kadro derinliğiyle rakiplerine gözdağı vermeye devam ediyor.
Mottonuz: Sevin Sevilin
Kardeşlerim Kalın Sağlıcakla.



