Kartalkaya’da 78 Can İçin Karlar Üzerinde “Eksik Adalet” Nöbeti
Türkiye’yi yasa boğan Grand Kartal Otel faciasının üzerinden tam 365 gün geçti. Bolu Kartalkaya’nın dondurucu soğuğunda, facianın birinci yıldönümünde bir araya gelen aileler, “zamanın ilaç olmadığı” gerçeğini yüzlere haykırdı. 34’ü çocuk 78 kişinin hayatını kaybettiği yangın yerinde yapılan anmada, gözyaşları öfkeye, yas ise adalet arayışına karıştı.
Takvim yaprakları 21 Ocak 2026’yı, termometreler eksi 15 dereceyi gösteriyor. Ancak Kartalkaya zirvesinde, bir yıl önce bugün saat 03:17’de başlayan yangının sıcaklığı hâlâ hissediliyor.
Grand Kartal Otel’in bulunduğu, artık bir enkaz ve acı anıtına dönüşen alanda toplanan yüzlerce kişi, kaybettikleri evlatlarını, eşlerini ve kardeşlerini andı.

Olay Yeri: “Burada Hayaller Yarım Kaldı”
Anma töreni, gecenin karanlığında başladı. Aileler, ellerinde sevdiklerinin fotoğrafları, boyunlarında atkılarıyla enkazın önüne geldi. Organizasyonda duvara lazerle yansıtılan 78 isim, sessizliği bölen tek ışıktı.
Karların üzerine 78 adet kırmızı karanfil bırakıldı.
Her bir kayıp için bir mum yakıldı; rüzgarın söndürdüğü her mumu, bir anne ya da baba elleriyle siper olarak yeniden yaktı.
Gökyüzüne bırakılan dilek balonları, “Belki o minik ellere, Mina’ya, Lalin’e, Yiğit’e ulaşır” umuduyla havalandı.

Geride Kalanların “Yaşayan Ölü” Olduğu Bir Yıl
Facia sadece ölenleri değil, geride kalanları da hayattan kopardı. Ailelerin anlattıkları, psikolojik yıkımın boyutunu gözler önüne serdi.
“Kapıyı Açıyorum, Kimse Yok” Yangında eşi Ceren ve kızı Lalin’i kaybeden Rıfat Doğan, geçen bir yılı “işkence” olarak tanımladı:
“Acılar üstüne kurulu 365 gün… Akşam işten eve dönüyorum, anahtarı çeviriyorum. Eskiden kapıda ‘Bir şey lazım mı?’ diyen eşim, bacaklarıma sarılıp ‘Baba beni şuraya bırak’ diyen kızım karşılardı. Şimdi sadece sessizlik var. Kalbimin ortasında kocaman bir delik açıldı ve bu delik hiç kapanmayacak.”

“Biz Öldük, Onlar Gömüldü” Yeğeni Yiğit Gençbay’ı ve oteldeki 34 çocuğu “kendi evladı gibi” seven Sibel Özdemir, acının tarifini şu sözlerle yaptı:
“Biz o gece öldük, sadece bedenlerimiz dünyada kaldı. Düşünmediğimiz, dua etmediğimiz tek bir an olmadı. Artık sadece nefes alıp veriyoruz, yaşamıyoruz.”
Hukuk Mücadelesi: “Müebbet Yetmez, İhmal Zinciri Yargılansın”
Dosyanın en can alıcı noktası ise adalet arayışı. Davada otel sahipleri ve üst düzey yöneticiler “olası kastla insan öldürme” ve benzeri suçlardan müebbet hapis cezası aldı. Ancak aileler, bu cezaları “eksik adalet” olarak görüyor.
Oğlu Yiğit’i kaybeden Abdurrahman Gençbay, facianın “geliyorum” dediğini belirterek şu vurguyu yaptı:
“Tam bir yıl önce zifiri karanlıkta 78 canımızı, organize bir ihmaller zincirine kurban verdik. Bu basit bir yangın değildi. Denetlemeyenler, imza atanlar, göz yumanlar nerede? Bizim acımızı zaman küllendirmedi, adaletsizlik harladı. Kamu görevlileri yargılanmadan bu dava bizim için bitmez.“
Oğlu Ömür’ü toprağa veren Zeynep Kotan da aynı isyanı dile getirdi: “Suçu olanlar dışarıda elini kolunu sallayarak geziyor. Adalet tam tecelli etmeli ki, bir daha hiçbir anne bu acıyı yaşamasın.”

Bir Babanın Yok Oluşu
Ailesini ve 11 yaşındaki yeğeni Mina’yı kaybeden Oktay Akişli’nin törendeki durgunluğu ve sözleri, facianın bireysel yıkımını özetliyordu: “Her şeyimi kaybettim. Hayallerim, umutlarım ellerimden alındı. Artık ben… ben değilim.“
Dosya Kapanmadı
Anma töreni, dualar ve gözyaşları içinde sona ererken, aileler Kartalkaya’dan tek bir mesajla ayrıldı: “Unutmayacağız, unutturmayacağız.” 78 boş sandalye, yarım kalmış 34 çocuk odası ve yüreklerde sönmeyen o ateş, Türkiye’nin adalet vicdanında bir yara olarak kanamaya devam ediyor.












