Yargı Kararlarındaki FETÖ Gerekçesi ve Tahliye Tartışmaları
Hizbullah terör örgütü kapsamında gerçekleştirdiği öldürme ve yaralama eylemleri nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Melek Sain, yargılamanın yenilenmesi kararıyla birlikte tahliye edildi. Daha önce Yargıtay tarafından onanan ve kesinleşen cezasına rağmen yapılan bu son başvuru, Gaziantep Kapalı Cezaevi’ndeki infazın durdurulmasıyla sonuçlandı. Oysa hükümlünün benzer içerikteki yargılamanın yenilenmesi talepleri, daha önceki yıllarda mahkemelerce tam üç kez reddedilmişti.
Sain’in mahkûmiyetine konu olan olaylar, Diyarbakır’da gazete dağıtımcıları Abdulkadir Altan ve Aziz Karadeniz’e yönelik satırlı ve silahlı saldırıları kapsıyordu. Örgüt arşivlerinde ele geçirilen fotoğraflı özgeçmiş raporlarında, bu eylemlere bizzat katıldığına dair itiraf niteliğinde belgeler bulunmaktaydı. Bu kanıtlar ışığında, eylemlerinin anayasal düzeni bozmaya yönelik olduğu vurgulanmış ve en üst sınırdan cezalandırılması kararlaştırılmıştı.
Hukuki süreçte dikkat çeken en önemli dönemeç, 2 Nisan 2026 tarihinde verilen karar oldu. Mahkeme, daha önceki ret kararlarını ve Yargıtay’ın kesinleşmiş hükmünü bir kenara bırakarak, sanığın adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Bu kararın temel gerekçesi olarak, geçmişte mahkûmiyet kararına imza atan hakim ve savcıların FETÖ üyeliği nedeniyle meslekten ihraç edilmiş olmaları gösterildi. Ayrıca sanığın ifade sürecinde avukat yardımından mahrum bırakılması ve uzun gözaltı süresi de tahliye yolunu açan unsurlar arasında yer aldı.
Bu tahliye kararı, benzer gerekçelerle son sekiz yıl içinde serbest kalan yüzlerce Hizbullah hükümlüsünü yeniden gündeme getirdi. Kayıtlara göre, aralarında örgüt yöneticilerinin ve tetikçilerin de bulunduğu 300’den fazla kişi, yargılamanın yenilenmesi şartlarını tam olarak taşımadıkları iddia edilmesine rağmen bu yöntemle hürriyetine kavuştu. Sürecin bir diğer çarpıcı detayı ise Sain’in taleplerini geçmişte defalarca reddeden mahkeme başkanı Selçuk Temizel’in de başka bir soruşturma kapsamında ihraç edilmiş olmasıdır.











