İstanbul’da gerçekleştirilen 1 Mayıs kutlamaları ve bu kapsamda düzenlenen yürüyüşler, güvenlik güçlerinin müdahalesi ve sonrasında yaşanan hukuki tartışmalarla gündemin merkezine oturdu. Özellikle Mecidiyeköy Meydanı çevresinde toplanan ve sloganlar eşliğinde ilerlemek isteyen gruplara yönelik gerçekleştirilen polis müdahalesi, çok sayıda kişinin gözaltına alınmasıyla sonuçlandı. Biber gazının yoğun olarak kullanıldığı olaylarda, İstanbul genelindeki toplam gözaltı sayısının 500 sınırını aştığı belirtiliyor. Ancak günün en çok konuşulan ve tartışma yaratan gelişmesi, saha müdahalelerinden ziyade hastane bahçelerine taşan hukuki kriz oldu.

Gözaltına alınan kişilerin sağlık kontrolleri ve yasal süreçlerini takip etmek isteyen avukatların hazırladığı tutanaklar, sürecin işleyişine dair ciddi iddiaları barındırıyor. Avukatın Sesi İnisiyatifi üyeleri tarafından kayıt altına alınan bilgilere göre, gözaltındaki müvekkillerine ulaşmaya çalışan hukukçuların görevlerini yapmaları sistematik bir şekilde engellendi. Tutanaklarda, avukatların sadece müvekkilleriyle görüşmelerinin kısıtlanmadığı, aynı zamanda hastane içerisinde ilgili birimlere yaklaştırılmadıkları ve kamusal alanda fiziki müdahaleye maruz kaldıkları öne sürüldü.

Savunma Hakkına Yönelik Engellemeler
Hukuki sürecin en kritik aşamalarından biri olan sağlık kontrolü takibi sırasında, avukatların gözaltındaki bireylerle iletişim kurma taleplerinin karşılıksız bırakıldığı iddia ediliyor. Hazırlanan resmi raporlara yansıyan bilgilere göre, hukukçuların kamu görevi kapsamında yaptıkları başvurular yetkililer tarafından reddedilirken, hastane bahçesi gibi kamusal alanlarda savunma hakkının fiilen askıya alındığı bir tablonun yaşandığı ifade ediliyor. Bu durumun, gözaltındaki kişilerin temel haklarını ve adil yargılanma süreçlerini olumsuz etkileyebileceği endişesi dile getiriliyor.
Özellikle avukatların hastane bahçelerinde yaşadığı belirtilen fiziki müdahale iddiaları, yargının kurucu unsurlarından biri olan savunma makamına yönelik yaklaşımı yeniden tartışmaya açtı. Gözaltı işlemlerinin hukuki denetimden uzak bir şekilde yürütülmeye çalışıldığı yönündeki iddialar, insan hakları örgütleri ve barolar tarafından da yakından takip ediliyor. Yaşanan bu olaylar, 2026 yılı 1 Mayıs etkinliklerinin sadece bir kutlama değil, aynı zamanda ciddi bir hukuk mücadelesine dönüştüğünü gösteriyor.

Gözaltı Sayısı ve Hukuki Süreç
İstanbul genelinde ulaşılan yüksek gözaltı sayıları, emniyet ve adliye koridorlarındaki yoğunluğu artırırken, avukatların sürece dahil olma çabaları kritik bir önem taşıyor. Ancak hastane önlerinde yaşanan gerilimler ve avukatların görevlerini yaparken karşılaştıkları barikatlar, idari işlemlerin şeffaflığı konusunda soru işaretlerine yol açıyor. Tutanaklara yansıyan bu iddiaların, önümüzdeki günlerde soruşturma süreçlerinin ve yargılamaların seyrini değiştirebilecek hukuki argümanlar oluşturması bekleniyor.











