İslamabad Zirvesi’nde Büyük Kırılma: Diplomasi Neden Çöktü?
ABD ve İran arasında 1979 yılından bu yana gerçekleşen en üst düzey doğrudan temas, maalesef somut bir sonuç vermedi. Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yürütülen 21 saatlik maraton görüşmelerin ardından taraflar masadan uzlaşamadan kalktı. Reuters’ın doğruladığı bilgilere göre, her iki heyet de şehri terk etti. Özellikle altı haftadır süren ve binlerce insanın hayatına mal olan savaşı bitirme hedefi, bu başarısızlıkla birlikte büyük bir yara aldı. Nihayetinde taraflar, bu diplomatik fiyaskonun sorumluluğunu karşılıklı suçlamalarla birbirine yüklemeyi tercih etti.
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, ayrılmadan önce yaptığı açıklamada durumun vahametini ortaya koydu. Vance, anlaşmaya varılamamasını İran için çok daha kötü bir senaryo olarak tanımladı. Ayrıca nükleer silah üretimine dair sunulan şartların Tahran tarafından reddedildiğini açıkça belirtti. Buna karşılık İranlı yetkililer ve Tesnim Haber Ajansı, Washington’ın “aşırı ve abartılı taleplerini” engel olarak gösterdi.
Masadaki Çıkmaz: Nükleer Program ve Hürmüz Boğazı
Müzakerelerin başarısız olmasındaki en somut nedenlerin başında stratejik talepler geliyor. Washington yönetimi, küresel enerji arzının yüzde 20’sini etkileyen Hürmüz Boğazı’nın derhal uluslararası trafiğe açılmasını istedi. Aynı zamanda İran’ın uranyum zenginleştirme programına çok katı sınırlar getirilmesini şart koştu. Fakat İran heyeti, özellikle Hürmüz üzerindeki kontrolünden vazgeçmeye niyetli görünmedi. Steve Witkoff ve Jared Kushner gibi isimlerin yer aldığı Amerikan heyetinin bu baskısı, Abbas Arakçi liderliğindeki İranlı diplomatlar tarafından kabul görmedi.
Sürecin arkasındaki siyasi irade de oldukça dikkat çekiciydi. ABD Başkanı Donald Trump, müzakereler boyunca Vance ile 10’dan fazla kez telefon trafiği yürüttü. Ancak Trump, “Anlaşma olsun ya da olmasın, biz kazandık” diyerek uzlaşmanın mutlak bir zorunluluk olmadığını vurguladı. Bu tutum, Washington’ın pazarlık masasında ne kadar tavizsiz bir duruş sergilediğini kanıtlıyor.
Ateşkes ve Küresel Ekonomi Üzerindeki Riskler
Müzakerelerin çökmesi, bölgedeki kırılgan ateşkes sürecini doğrudan tehlikeye atıyor. Bu durum, petrol piyasaları üzerinde ciddi bir baskı oluştururken, küresel ekonomiyi de belirsizliğe sürüklüyor. Aslında Pakistan, taraflara ateşkese bağlı kalmaları yönünde acil çağrıda bulundu. Ne var ki diplomasi kapılarının bu şekilde kapanması, bölgedeki askeri gerilimin yeniden tırmanması riskini her an taze tutuyor. Gelecek günler, bu diplomatik düğümün askeri bir çatışmaya dönüp dönmeyeceğini belirleyecek.











