Şam Yönetiminden SDG’ye Halep Resti: “Vatandaşı Korumak Pazarlık Kabul Etmez”
Suriye hükümeti, terör örgütü PKK/YPG’nin ana omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Halep’te gerçekleştirdiği saldırı ve eylemlere ilişkin sert bir açıklama yayımladı. Şam yönetimi, bölgedeki güvenlik ihlallerine karşı devletin egemenlik haklarını hatırlatan net bir mesaj verdi.
“Münhasır sorumluluk” vurgusu
Hükümet tarafından yapılan yazılı açıklamada, devletin koruma kalkanının etnik köken ayrımı gözetmeksizin herkesi kapsadığı belirtildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Kürt vatandaşlar da dahil olmak üzere tüm vatandaşların korunması, devletin pazarlık kabul etmez münhasır sorumluluğundadır.”
Devlet otoritesinin altı çizildi
Bu açıklama, Şam yönetiminin ülkenin kuzeyindeki fiili durumları veya özerklik taleplerini güvenlik üzerinden meşrulaştırma girişimlerine kapıyı kapattığı şeklinde yorumlandı. Hükümet, vatandaşların güvenliğini sağlama yetkisinin devredilemez bir devlet görevi olduğunu vurgulayarak, bu konuda SDG ile herhangi bir pazarlık masasına oturmayacağının sinyalini verdi.
Şam ve SDG Arasındaki Gerilimli Hat: İş Birliğinden Çatışmaya
Suriye sahasında Şam yönetimi (Esad rejimi) ile omurgasını PKK/YPG’nin oluşturduğu SDG arasındaki ilişki, “düşmanımın düşmanı dostumdur” pragmatizmi ile “egemenlik savaşı” arasında gidip gelen, pamuk ipliğine bağlı bir dengede ilerliyor. İşte bu gerilimli hattın kodları:
1. Kırmızı Çizgi: “Üniter Devlet” vs. “Özerklik”
İki taraf arasındaki en büyük çatışma noktası yönetim modelidir.
Şam’ın Tezi: Suriye hükümeti, savaş öncesi statükoya dönerek “merkeziyetçi ve üniter” yapıyı korumakta ısrarcıdır. SDG’nin “Özerk Yönetim” veya “Kuzey ve Doğu Suriye Federasyonu” taleplerini, ülkeyi bölmeye yönelik “ayrılıkçı bir proje” olarak tanımlar.
SDG’nin Tezi: Kürt unsurların ağırlıkta olduğu yapı, Şam’ın otoritesini tanımakla birlikte, kendi silahlı gücünü ve yerel yönetim modelini anayasal güvence altına almak istemektedir.
2. Orduya Katılım Sorunu
Rusya’nın ara buluculuğunda defalarca yapılan görüşmelerin kilitlendiği nokta askeri entegrasyondur.
Şam yönetimi, SDG militanlarının “silahlarını bırakarak bireysel olarak” Suriye ordusuna katılmasını şart koşmaktadır.
SDG ise kendi komuta kademesini koruyarak, “Suriye ordusunun bir kolordusu gibi” özerk bir yapı olarak sisteme entegre olmayı talep etmektedir. Halep’teki son gerilim, bu uzlaşmazlığın sahaya yansımasıdır.
3. ABD Faktörü ve Petrol
Şam yönetimi için SDG, sadece bir iç tehdit değil, aynı zamanda ülkedeki ABD varlığının (işgalinin) meşruiyet aracıdır. Suriye’nin petrol ve tahıl kaynaklarının büyük kısmını elinde tutan SDG’nin bu kaynakları ABD koruması altında işletmesi, Şam’ın ekonomik darboğazını derinleştirmekte ve gerilimi tırmandırmaktadır. Hükümetin “Kürt vatandaşları korumak devletin görevidir” çıkışı, SDG’nin bölge halkı üzerindeki temsil iddiasını boşa çıkarma hamlesidir.











