Trump’tan Olay Yaratacak NATO İddiası: “Rusya Saldırabilir”
Eski ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı son paylaşımla uluslararası gündemi bir kez daha sarstı. Trump, küresel güvenlik mimarisini tartışmaya açacak ifadeler kullanarak, ABD’nin olmadığı bir senaryoda Rusya’nın NATO’ya yönelik olası tutumuna dair karanlık bir tablo çizdi.
Rusya, ABD’siz NATO’ya Saldırabilir
Trump, Rusya’nın stratejik hedeflerine dair çarpıcı bir iddiada bulundu. Eski Başkan, ABD’nin yer almadığı veya desteğini çektiği bir Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO), Rusya’nın saldırmayı “değerlendirebileceğini” öne sürdü. Bu açıklama, İttifak’ın Avrupa kanadındaki güvenlik endişelerini artıracak nitelikte bulundu.
Çin ve Rusya’nın Tek Korkusu
Açıklamalarında kendi başkanlık dönemindeki askeri ve diplomatik güce de vurgu yapan Trump, küresel caydırıcılık dengesine dikkat çekti. Çin ve Rusya gibi süper güçlerin korktuğu tek ülkenin, kendisi tarafından “yeniden inşa edilen” ABD olduğunu savundu. Trump, mevcut konjonktürde bu caydırıcılığın zayıfladığı imasında bulunarak, dış politika vizyonunu bir kez daha “Güçlü Amerika” tezi üzerine kurdu.
Trump ve NATO: Krizlerle Dolu Bir Geçmiş
Donald Trump’ın son açıklamaları, başkanlık döneminde (2017-2021) NATO ile yaşadığı fırtınalı ilişkinin bir devamı niteliğinde. İşte o dönemde İttifak’ın temellerini sarsan temel gerilim noktaları:
1. “Köhne” İttifak Çıkışı
Trump, daha 2016 seçim kampanyası sırasında NATO’yu “köhne” (obsolete) olarak nitelendirmişti. Soğuk Savaş dönemi için kurulan yapının, modern tehditlere (özellikle terörizme) karşı yetersiz kaldığını ve yapısının değişmesi gerektiğini savunmuştu.
2. Yüzde 2 Kuralı ve “Hesabı Ödeyin” Baskısı
İlişkilerin en çok gerildiği nokta “para” meselesiydi. NATO kuralları gereği üye ülkelerin GSYİH’lerinin en az %2’sini savunma harcamalarına ayırması gerekiyordu. Trump, bu kurala uymayan üyeleri (başta Almanya olmak üzere) sert bir dille eleştirdi. ABD’nin Avrupa’nın güvenliğini tek başına finanse etmek zorunda olmadığını belirterek, müttefiklere “Pamuk eller cebe” mesajı verdi.
3. İttifaktan Çekilme Söylentileri
Dönemin Beyaz Saray danışmanları (John Bolton vb.) ve uluslararası basın, Trump’ın kapalı kapılar ardında ABD’yi NATO’dan çekme tehdidinde bulunduğunu defalarca gündeme getirdi. Bu durum, Avrupa başkentlerinde “ABD şemsiyesi olmayan bir Avrupa” korkusunu tetikledi ve AB ordusu tartışmalarını hızlandırdı.
4. 5. Madde Tereddüdü
NATO’nun temel taşı olan ve “bir üyeye yapılan saldırı hepsine yapılmış sayılır” ilkesini içeren 5. Madde‘ye olan bağlılığını uzun süre açıkça dile getirmekten kaçınması, müttefikler arasında ciddi bir güven bunalımına yol açmıştı.
Avrupa ve NATO: “İttifakın Gücü Sarsılamaz”
Donald Trump’ın NATO’nun işlevselliğini ve ABD’nin garantörlüğünü tartışmaya açan sözleri, Brüksel ve Avrupa başkentlerinde genellikle “tehlikeli ve sorumsuz” olarak nitelendiriliyor. İşte Batılı müttefiklerin bu tür senaryolara karşı geliştirdiği temel argümanlar ve tepkiler:
“Caydırıcılığı Zayıflatmak Askerleri Riske Atar”
NATO Genel Sekreterliği ve Avrupalı liderler, İttifak’ın temel gücünün “birimiz hepimiz için” ilkesine (5. Madde) duyulan sarsılmaz güven olduğunu vurguluyor. Geçmişte yapılan benzer açıklamalara verilen yanıtlarda, “Müttefiklerin birbirini savunmayacağına dair en ufak bir ima, Amerika Birleşik Devletleri dahil tüm güvenliğimizi zayıflatır ve Amerikan ile Avrupalı askerleri daha büyük bir riske atar” görüşü öne çıkıyor.
Avrupa’nın “Stratejik Özerklik” Arayışı Hızlanıyor
Trump’ın söylemleri, Avrupa Birliği içinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un öncülük ettiği “Stratejik Özerklik” (Strategic Autonomy) tezini güçlendiriyor. Bu görüşe göre Avrupa; güvenliğini sadece ABD seçimlerinin sonuçlarına veya Amerikan başkanlarının inisiyatifine bırakamaz. Bu bağlamda Almanya ve Fransa, Avrupa ordusunun kurulması ve savunma sanayiinde ABD’den bağımsızlaşma adımlarını (PESCO projeleri vb.) bir zorunluluk olarak görüyor.
Seçim Malzemesi Yapılmasına Tepki
Avrupalı diplomatlar, transatlantik güvenliğin iç politika malzemesi yapılmasından duydukları rahatsızlığı sıkça dile getiriyor. Rusya veya Çin’e karşı en büyük gücün “birlik görüntüsü” olduğunu savunan Avrupalı müttefikler, Washington’dan gelen çatlak seslerin, sahada Putin yönetimini cesaretlendirebileceği uyarısında bulunuyor.











