Türkiye Gündemini Sarsan İddia: Gülistan Doku Dosyasında Turhan Çömez’in Çarpıcı Açıklamaları
Tunceli’de 2020 yılından bu yana kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku dosyasında, İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez’in kamuoyuna duyurduğu iddialar büyük bir infiale yol açtı. Çömez, genç kadının kayboluşunun basit bir kayıp vakası olmadığını, aksine devletin imkanları kullanılarak örtbas edilmeye çalışılan korkunç bir cinayet olduğunu ileri sürdü.
Çömez’in açıklamalarının odağında, dönemin valisi Tuncay Sonel ve oğlu yer alıyor. İddiaya göre, milletin kaynaklarıyla inşa edilen bir gençlik merkezinde valinin oğluna özel bir oda tahsis edildi. Turhan Çömez, uyuşturucu bağımlısı olduğu öne sürülen valinin oğlunun, uyuşturucu teklifini reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ettiğini ve ardından Uzi marka bir silahla genç kadını katlettiğini savundu.
Cinayetin Gizlenmesi ve Devlet İmkanları İddiası
İddiaların en sarsıcı kısımlarından biri de cinayet sonrası delillerin yok edilme süreciyle ilgili. Çömez, Gülistan Doku’nun cansız bedeninin Pertek ilçesindeki bir köye gizlice gömüldüğünü ve bu süreçte valinin koruma polisinin katile yardım ettiğini belirtti. Delillerin karartılması için valilik bütçesinden 10 bin dolar harcandığı ve genç kadının telefonundaki mesajların emniyet içerisindeki bağlantılar aracılığıyla sildirildiği öne sürülen diğer detaylar arasında.
Ayrıca, arama kurtarma çalışmalarının bilinçli olarak yanlış yönlendirildiği iddia ediliyor. Çömez, valinin ve dönemin emniyet müdürünün, cesedin yerini bilmelerine rağmen ekipleri ısrarla baraj gölüne yönlendirerek kamuoyunu oyaladığını ifade etti. Bu durum, adaletin tesis edilmesi yerine bir “koruma kalkanı” oluşturulduğu şeklinde yorumlanarak sert bir dille eleştirildi.
Liyakat Tartışmaları ve Kurumsal Çürümüşlük
Turhan Çömez, olayla bağlantılı olduğu iddia edilen kişilerin ödüllendirildiğini savunarak sistemdeki yozlaşmaya dikkat çekti. Gülistan Doku’nun hastane kayıtlarını sildiği öne sürülen başhekimin “Yılın Doktoru” seçilmesi ve sonrasında İl Sağlık Müdürü olarak atanması, iddiaların merkezindeki liyakat krizini derinleştiriyor.
Bu trajik hikaye, sadece bir cinayet davası olmanın ötesinde, devlet kurumlarının nasıl bir yapıya büründüğüne dair ağır eleştirileri beraberinde getirdi. Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı yetkililerinin bu ağır ithamlar karşısında sessiz kalması, toplumsal vicdanda derin yaralar açmaya devam ediyor. Gülistan Doku’nun ailesinin yıllardır süren adalet arayışı, bu yeni açıklamalarla birlikte Türkiye’nin en önemli hukuk ve insan hakları sınavlarından birine dönüştü.











