Orta Doğu’da şiddet sarmalının derinleştiği ve bölgesel bir savaş riskinin konuşulduğu kritik bir dönemde, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dan uluslararası topluma “ezber bozan” bir çağrı geldi. Krizin askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini vurgulayan Lavrov, bölgede kalıcı istikrarın tek anahtarının “kağıt üzerinde kalmış” BM kararlarının uygulanması ve bağımsız Filistin Devleti’nin derhal kurulması olduğunu ilan etti.
Rusya diplomasisinin tecrübeli ismi Sergey Lavrov, Orta Doğu’daki kaotik durumun reçetesini açıkladı. Yaptığı değerlendirmelerde, mevcut çatışmaların sadece sonuç olduğuna dikkat çeken Lavrov, asıl neden olan “devletsizlik” sorunu çözülmeden barışın hayal olduğunu belirtti.
“Geçici Ateşkesler Çözüm Değil”
Lavrov, uluslararası toplumun yıllardır sorunu “dondurmaya” veya “yönetmeye” çalıştığını, ancak bu stratejinin iflas ettiğini savundu. Rus Bakan, bölgedeki istikrarsızlığın kökünden kazınması için Birleşmiş Milletler (BM) kararlarının raftan indirilmesi gerektiğini vurguladı.
Lavrov’un açıklamalarındaki şu ifadeler, Moskova’nın yol haritasını net bir şekilde ortaya koydu:
“Orta Doğu meselesinin uzun vadeli çözümü için Filistin Devleti’nin kurulmasına yönelik Birleşmiş Milletler kararlarının hayata geçirilmesi bir tercih değil, zorunluluktur. Bölgede kalıcı bir istikrarın ve güvenliğin sağlanabilmesi, ancak bu meşru hakkın teslim edilmesiyle mümkündür.”
Moskova’nın Tezi: “Güvenlik Ancak Devletle Gelir”
Rusya’nın bu çıkışı, diplomatik kulislerde “İsrail’in güvenliği de dahil olmak üzere bölgedeki tüm aktörlerin huzuru, Filistin Devleti’nin varlığına bağlıdır” tezi olarak okunuyor.
Lavrov’un analizine göre:
Kısır Döngü Kırılmalı: Filistinlilerin kendi devletlerine sahip olamaması, nesiller boyu süren bir öfke ve radikalleşme yaratıyor. Bu da çatışmayı sürekli besliyor.
BM Kararları Bağlayıcıdır: Uluslararası hukukun emrettiği “İki Devletli Çözüm”, sadece bir temenni değil, uygulanması gereken hukuki bir karardır.
Bölgesel Entegrasyon: Filistin Devleti kurulmadan, İsrail’in Arap komşularıyla tam ve gerçek bir normalleşme yaşaması imkansızdır.
Uluslararası Topluma “Samimiyet” Çağrısı
Lavrov’un açıklamaları, aynı zamanda Batılı başkentlere ve BM Güvenlik Konseyi’ne yönelik sert bir eleştiri ve çağrı niteliği taşıyor. Rusya, sorunun çözümünü sürekli erteleyen veya tek taraflı planlarla (Yüzyılın Anlaşması vb.) süreci tıkayan yaklaşımların terk edilmesini istiyor.
Lavrov, uluslararası toplumun dikkatini yeniden “temel soruna” çekerek, “Mevcut yangını söndürmek yetmez, yangını çıkaran sebepleri ortadan kaldırmalıyız” mesajını veriyor. Bu bağlamda, başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırlarına dayalı egemen bir Filistin Devleti’nin kurulması için küresel bir konsensüs (uzlaşı) arayışını işaret ediyor.
Bölgesel Dengeler ve Rusya’nın Rolü
Bu açıklama, Rusya’nın Orta Doğu’da “dengeleyici güç” ve “arabulucu” rolünü pekiştirme çabası olarak da görülüyor. Moskova, hem İsrail ile iletişim kanallarını açık tutan hem de Filistin davasını ve Arap dünyasının hassasiyetlerini savunan bir konumda durarak, ABD’nin bölgedeki tek taraflı hegemonyasına alternatif bir çözüm yolu öneriyor.
Lavrov’un sözleri, önümüzdeki günlerde BM zemininde yapılacak tartışmalarda Rusya’nın takınacağı tavrın da bir ön izlemesi niteliğinde.










