İsrail, UNRWA’nın Kalbine Girdi, Yıkım Resmen Başladı!
Orta Doğu’da diplomatik teamülleri yerle bir eden ve İsrail ile Birleşmiş Milletler (BM) arasındaki ipleri kopma noktasına getiren tarihi bir gelişme yaşanıyor. İsrail yönetimi, “istenmeyen kurum” ilan ederek Ocak 2025’te faaliyetlerini yasakladığı BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı’nın (UNRWA) işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan genel merkez yerleşkesine girdi. Bölgeden gelen son görüntülerde, BM bayrağının indiği binalarda iş makinelerinin yıkıma başladığı görülüyor.
Kudüs’ün statüsü ve Filistinli mültecilerin geleceği konusundaki en hassas sinir uçlarından birine dokunuldu. İsrail güçleri, polis eskortu eşliğinde ve ağır iş makineleriyle, Doğu Kudüs’ün stratejik noktalarından birinde bulunan UNRWA Genel Merkezi’ne (Headquarters) baskın düzenledi.
Fiili Durum: “Binalar Enkaz Yığınına Dönüyor”
Görgü tanıklarının ve yerel kaynakların aktardığına göre, operasyon sabah saatlerinde bölgenin kordon altına alınmasıyla başladı. İsrail’e ait buldozerler, ajansın yerleşke duvarlarını aşarak içerideki yapılara müdahale etti.
Yıkımın, ajansın idari ofisleri, arşiv binaları ve lojistik depolarını hedef aldığı belirtiliyor. Yıllardır milyonlarca Filistinliye yardım ulaştıran, ancak Ocak 2025’ten bu yana kapısına kilit vurulmuş olan bu binaların yıkılması, İsrail’in UNRWA’yı Kudüs’ten “tamamen silme” politikasının nihai adımı olarak yorumlanıyor.
Krizin Arka Planı: Ocak 2025 Kararı
Bugün yaşanan yıkım, anlık bir gelişme değil, yaklaşık bir yıldır ilmek ilmek örülen bir sürecin sonucu. İsrail Parlamentosu (Knesset) ve hükümeti, Ocak 2025 itibarıyla aldığı kararla UNRWA’nın İsrail egemenliğindeki topraklarda ve Doğu Kudüs’te faaliyet göstermesini yasaklamıştı.
O tarihte ajansın operasyonel yetkileri elinden alınmış, banka hesaplarına kısıtlama getirilmiş ve personelinin vizeleri iptal edilmişti. Ancak uluslararası baskılar nedeniyle binaların fiziki varlığına dokunulmamıştı. Bugünkü hamle, İsrail’in “artık geri dönüş yok” mesajını verdiği anlamına geliyor.
Hukuki Boyut: “Dokunulmazlık” İlkesi Çiğnendi mi?
Bu girişim, uluslararası hukuk uzmanları tarafından “diplomatik bir deprem” olarak nitelendiriliyor. Birleşmiş Milletler Şartı ve Viyana Sözleşmesi gereği, BM’ye ait binalar ve araziler “dokunulmazlık” statüsüne sahiptir. Ev sahibi ülkeler, bu binaların güvenliğini sağlamakla yükümlüdür.
İsrail’in BM binasına girip yıkım yapması, küresel diplomasi tarihinde eşine az rastlanan bir durum. Hukukçular, bu eylemin sadece İsrail-Filistin meselesi olmadığını, BM’nin dünya genelindeki varlığına ve güvenilirliğine yönelik doğrudan bir meydan okuma olduğunu vurguluyor.
Siyasi Mesaj: “Kudüs’te Mülteci Sorunu Yoktur”
Analistlere göre İsrail’in bu hamlesi, sadece bir binayı yıkmak değil, bir “fikri” yok etmek amacı taşıyor. UNRWA, Filistinli mültecilerin “geri dönüş hakkını” ve mülteci statüsünü simgeleyen en önemli kurum.
İsrail yönetimi, ajansın merkezini yıkarak şu mesajı veriyor: “Kudüs, İsrail’in bölünmez başkentidir ve burada mülteci statüsü veya bunu temsil eden bir kurum barınamaz.” Yerleşkenin bulunduğu arazinin, yıkım sonrası lüks konut projeleri veya İsrail kamu binaları için kullanılacağı iddiaları da bölgedeki gerilimi artırıyor.
Uluslararası Toplumun Sınavı
Olayın duyulmasıyla birlikte Brüksel, Washington ve New York hattında telefon trafiği hızlandı. BM Genel Sekreteri’nin konuyu acil koduyla Güvenlik Konseyi’ne taşıması bekleniyor. Ancak İsrail’in sahada yarattığı bu “oldu bitti” karşısında kınama mesajlarının ötesinde somut bir yaptırım uygulanıp uygulanmayacağı büyük bir soru işareti.
BM’nin kendi evini koruyamadığı bir senaryo, örgütün işlevselliğine dair tartışmaları da alevlendirecektir.











