Maduro’dan ABD’ye Suçlama, Ülkeye “Ulusal Acil Durum” Çağrısı
Güney Amerika’nın enerji devi Venezuela, başkent Caracas’ın semalarını inleten patlama sesleri ve ardından gelen “işgal girişimi” iddialarıyla yeni bir kaosun eşiğine geldi. Sabahın erken saatlerinde başkentin kritik noktalarından duyulan patlamalar, sadece fiziksel bir tahribata değil, diplomatik fay hatlarında da şiddetli bir kırılmaya yol açtı.
Devlet Başkanı Nicolas Maduro, olayların hemen ardından Miraflores Sarayı’ndan ulusa seslenerek, yaşananları “terör eylemi” olarak nitelendirdi. Ancak Maduro’nun asıl hedefinde, iç muhalefetten ziyade Washington yönetimi vardı. Hükümet, bu saldırıların arkasında ABD istihbaratının (CIA) ve paralı askerlerin bulunduğunu öne sürerek, nihai hedefin “ülkenin egemenliği ve zengin petrol rezervleri” olduğunu iddia etti.
Hedefteki Hazine: Orinoco Petrol Kuşağı
Krizin merkezinde, Venezuela’nın sahip olduğu ve dünyanın en büyüğü olarak kabul edilen kanıtlanmış petrol rezervleri yatıyor. Maduro hükümetine göre, başkentteki patlamalar, ülkenin enerji altyapısını felç etmeyi ve petrol üretim sahalarını uluslararası müdahaleye açık hale getirmeyi amaçlayan “hibrit bir savaşın” ilk aşaması.
Venezuela Petrol Bakanlığı kaynakları, saldırıların özellikle rafinerilere giden enerji nakil hatlarını ve iletişim merkezlerini hedef aldığını belirtiyor. Maduro, yaptığı açıklamada, “Emperyalizm, tanklarıyla değil, piyonlarıyla petrolümüzü çalmak için kapımıza dayandı. Bu sesler, bir uyanış çağrısıdır” ifadelerini kullanarak, olayı doğrudan bir “ekonomik işgal girişimi” olarak tanımladı.
“Ulusal Acil Durum” ve Topyekûn Seferberlik
Patlamaların yarattığı güvenlik zafiyeti üzerine Caracas yönetimi, en üst düzey alarm seviyesine geçti. Maduro, yetkilerini kullanarak ülkede “Ulusal Acil Durum” ilan ettiğini duyurdu. Bu karar, ordunun (FANB) kışlalarından çıkarak stratejik noktaları kontrol altına alması ve sivil milis gücü olan “Bolivarcı Milisler”in silahlandırılması anlamına geliyor.
Hükümet, sadece askeri değil, siyasi ve sosyal bir seferberlik çağrısında da bulundu. İktidardaki Sosyalist Parti (PSUV) tabanına, sendikalara ve mahalle komitelerine “sokakları terk etmeyin” talimatı verildi. Maduro, “Tüm vatanseverleri, sosyal ve siyasi güçleri, Venezuela’nın onurunu savunmak için göreve çağırıyorum. Gün, birlik olma ve düşmana geçit vermeme günüdür” diyerek, ülkeyi uzun süreli bir direnişe hazırladıklarının sinyalini verdi.
Washington Sessiz, Bölge Tedirgin
Caracas’tan yükselen bu ağır suçlamalara karşı Beyaz Saray ve Pentagon cephesinden henüz resmi ve detaylı bir yanıt gelmedi. Ancak diplomatik kaynaklar, ABD’nin bu iddiaları “rejimin kendi başarısızlığını örtme çabası” olarak nitelendirmesinin muhtemel olduğunu belirtiyor.
Öte yandan, patlama sesleri komşu ülkelerde de endişeyle takip ediliyor. Kolombiya ve Brezilya sınırlarında güvenlik önlemleri artırılırken, olası bir göç dalgası veya çatışmanın sınırlara sıçrama ihtimali bölge başkentlerini alarma geçirdi.
Ekonomik Krizin Gölgesinde Güvenlik Krizi
Analistler, bu saldırıların ve ardından gelen acil durum ilanının, Venezuela’da halihazırda kırılgan olan ekonomik tabloyu daha da kötüleştirebileceği uyarısında bulunuyor. Enflasyonla ve yaptırımlarla boğuşan halkın, şimdi de “savaş psikolojisi” ve güvenlik kaygılarıyla baş başa kalması, toplumsal patlamalara zemin hazırlayabilir.
Venezuela, 2026 yılına girerken, petrolün laneti ve nimeti arasında sıkışmış bir halde, sokaktaki barut kokusu ile saraydaki beka söylemi arasında kaderini arıyor.











