AB Yüksek Temsilcisi Kallas, Venezuela Krizinde “BM Şartı”nı Hatırlattı
ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri müdahalesi ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun tutuklanmasıyla küresel sistemde oluşan şok dalgaları, Atlantik’in diğer yakasında, Avrupa Birliği’nin (AB) başkenti Brüksel’de de yankılandı. Rusya ve Çin’in sert tepkilerinin aksine, daha temkinli ancak “ilkeli” bir duruş sergileyen AB, krizin çözüm adresinin askeri güç değil, uluslararası hukuk olduğunu vurguladı.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Venezuela’daki gelişmelere dair yaptığı ilk resmi açıklamada, Washington’ın adını doğrudan zikretmeden, diplomatik jargonda “sınırları aşmayın” anlamına gelen uyarılarda bulundu. Kallas, “Gelişmeleri yakından ve endişeyle takip ediyoruz. Her koşulda uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’na saygı gösterilmelidir” diyerek, AB’nin kırmızı çizgisini çizdi.
“Orman Kanunu Değil, Kurallar Düzeni”
Kallas’ın açıklamasındaki “Her koşulda” (Under all circumstances) vurgusu, Brüksel’in bakış açısını özetliyor. Avrupalı diplomatlara göre; Maduro yönetiminin meşruiyeti veya işlediği iddia edilen suçlar ne olursa olsun, bir devlet başkanının askeri operasyonla alınıp başka bir ülkeye götürülmesi, uluslararası sistemin temelini oluşturan “Egemenlik Eşitliği” ilkesini zedeliyor.
Yüksek Temsilci, AB’nin “Normatif Güç” (Normative Power) rolüne atıfta bulunarak, güçlünün haklı olduğu bir düzeni reddettiklerini ima etti. Analistler, Kallas’ın bu çıkışını, ABD ile stratejik müttefik olmalarına rağmen, Washington’ın tek taraflı ve “kovboy diplomasisi” olarak adlandırılabilecek hamlelerine verilen “sessiz bir nota” olarak değerlendiriyor.
Avrupa’nın İkilemi: Demokrasi mi, İstikrar mı?
AB, Venezuela krizinde kendisini zorlu bir ikilemin ortasında buldu. Bir yanda yıllardır Maduro yönetimini insan hakları ihlalleri nedeniyle eleştiren ve yaptırım uygulayan bir Avrupa; diğer yanda egemen bir devlete yapılan dış müdahaleyi kendi güvenlik mimarisine tehdit olarak gören bir Avrupa var.
Kallas’ın “BM Şartı’na saygı” çağrısı, aslında ABD’nin eyleminin BM’nin 2. maddesine (güç kullanma yasağı) aykırı olabileceğine dair diplomatik bir hatırlatma. Brüksel, Venezuela’da yaşanacak bir iç savaşın veya devlet çöküşünün, Latin Amerika’dan Avrupa’ya uzanan yeni bir göç ve uyuşturucu trafiği dalgası yaratmasından endişe ediyor.
Stratejik Otonomi Sınavı
ABD’nin Venezuela petrol sahalarına el koyduğunu açıklaması, Avrupa başkentlerinde de kaşların kalkmasına neden oldu. Enerji krizleriyle boğuşan Avrupa için Venezuela petrolünün piyasaya dönmesi olumlu bir gelişme olsa da; bunun “Amerikan tekeli” altında gerçekleşmesi, AB’nin “Stratejik Otonomi” arayışına ters düşüyor.
Kallas’ın açıklaması, Avrupa’nın olayları sadece izleyen bir “seyirci” olmak istemediğini, krizin çözümünde masada (özellikle BM zemininde) olmak istediğini gösteriyor. AB, Venezuela’da demokratik bir geçişi destekliyor ancak bunun Pentagon’un namluları ucunda değil, müzakere masasında olması gerektiğini savunuyor.
Pazartesi Günü İçin Hazırlık
Kaja Kallas’ın bu açıklaması, Pazartesi günü yapılacak BM Güvenlik Konseyi toplantısı öncesinde AB üyesi ülkelerin (özellikle Konsey üyesi Fransa’nın) takınacağı tavrın da bir ön izlemesi niteliğinde.
Brüksel, ne Rusya-Çin bloğunun “anti-Amerikan” çizgisine savrulmak ne de ABD’nin “hukuk tanımaz” tavrını onaylamak istiyor. Kallas, Avrupa’nın “üçüncü bir yol” arayışında olduğunu; bu yolun da uluslararası hukuktan geçtiğini dünyaya ilan etmiş oldu.











