New York’tan Tel Aviv’e ‘İnsani Kriz’ Uyarısı
Orta Doğu’da süregelen çatışmaların gölgesinde, İsrail hükümetinin Filistin topraklarında faaliyet gösteren bazı uluslararası sivil toplum kuruluşlarının (STK) operasyonlarını askıya alma kararı, Birleşmiş Milletler (BM) ile Tel Aviv hattında yeni ve derin bir diplomatik krize yol açtı.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, İsrail’in bu hamlesini “derin bir endişe kaynağı” olarak nitelendirerek, kararın sadece bürokratik bir kısıtlama olmadığını, bölgedeki milyonlarca insanın yaşam hattını kesmek anlamına geldiğini vurguladı. Guterres’in açıklamaları, uluslararası toplumda yardım koridorlarının geleceğine dair korkuları artırdı.
“Yaşam Damarlarını Kesmek”: Guterres’ten Sert Eleştiri
BM Genel Merkezi’nde yapılan açıklamada Guterres, insani yardımın bir lütuf değil, uluslararası hukukun garanti altına aldığı bir hak olduğunu hatırlattı. Genel Sekreter, İsrail’in aldığı kararın, halihazırda gıda, ilaç ve temiz su sıkıntısı çeken Gazze ve Batı Şeria’daki sivil nüfusu doğrudan hedef aldığını ima etti.
Guterres, “Uluslararası STK’lar, sahadaki acının dindirilmesi için vazgeçilmez aktörlerdir. Onların faaliyetlerini ‘güvenlik’ gerekçesiyle durdurmak veya askıya almak, insani durumu düzeltilemez bir felakete sürüklemek demektir. Bu karar, beni ve uluslararası toplumu derinden endişelendirmektedir” ifadelerini kullandı.
Kararın Arka Planı: Güvenlik mi, Baskı Aracı mı?
İsrail Savunma Bakanlığı ve ilgili birimler, söz konusu uluslararası STK’ların bazı yerel gruplarla “şüpheli ilişkileri” olduğunu ve fonların amaç dışı kullanıldığını iddia ederek, lisansların askıya alındığını duyurmuştu.
Ancak BM yetkilileri ve insan hakları örgütleri, bu iddiaların somut delillere dayanmadığını, kararın asıl amacının Gazze ve Batı Şeria’daki uluslararası gözlemci sayısını azaltmak ve insani yardım operasyonlarını siyasi bir baskı aracı olarak kullanmak olduğunu savunuyor. Guterres’in çıkışı, bu “güvenlikleştirme” politikasına karşı en üst düzey itiraz olarak kayıtlara geçti.
İnsani Domino Etkisi: Sahada Neler Olacak?
Uzmanlar, uluslararası STK’ların bölgeden çekilmesi durumunda oluşacak boşluğun yerel kaynaklarla doldurulmasının imkansız olduğu görüşünde. Bölgedeki sağlık hizmetlerinin, eğitim desteklerinin ve gıda dağıtım ağının büyük bir kısmı, bu kuruluşların lojistik kapasitesi ve finansal desteğiyle ayakta duruyor.
Guterres, açıklamasında bu tehlikeye dikkat çekerek, “Bu kuruluşların yokluğu, açlığın derinleşmesi, salgın hastalıkların yayılması ve sosyal çöküşün hızlanması demektir” uyarısında bulundu.
Küresel Yankı ve İş Birliği Çağrısı
Guterres’in açıklaması, Avrupa Birliği başkentlerinde ve Washington’da da yankı buldu. Birçok batılı ülke, kendi fonladıkları STK’ların yasaklanmasına tepki göstererek, İsrail’den kararı gözden geçirmesini talep etmeye hazırlanıyor.
BM Genel Sekreteri, krizin çözümü için diyalog kapısını açık bırakarak, “Uluslararası iş birliği ve STK’ların hayati rolünün tanınması, bölgedeki istikrar için şarttır. İnsani yardımın siyasete alet edilmemesi gerekir” mesajını verdi.
Önümüzdeki günlerde, BM Güvenlik Konseyi’nin bu konuyu gündeme alıp almayacağı ve İsrail’in artan uluslararası baskıya nasıl yanıt vereceği merak konusu. Ancak kesin olan şu ki; STK krizinin çözülmemesi durumunda, 2026 yılı Filistin için insani açıdan çok daha karanlık bir yıl olmaya aday.











