Trump: Venezuela’yı Biz Yöneteceğiz!
Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun tutuklanmasının üzerinden 24 saat geçmeden, ABD Başkanı Donald Trump, operasyonun nihai amacını ve Venezuela’nın gelecekteki statüsünü, Beyaz Saray’da yaptığı şok edici açıklamalarla netleştirdi.
Daha önceki “demokrasiyi getirme” söylemini bir kenara bırakan Trump, Venezuela’nın yönetiminin doğrudan Washington’dan sağlanacağını ilan etti. ABD Başkanı’nın, “Ülkedeki her şeyi biz yöneteceğiz ve düzelteceğiz” şeklindeki sözleri, Venezuela’nın fiilen ABD’nin 51. eyaleti veya bir “denizaşırı toprağı” muamelesi göreceğinin ilanı olarak yorumlandı.
“Venezuela Bir Şirket Gibi Yönetilecek”
Trump, Oval Ofis’te gazetecilere yaptığı açıklamada, Venezuela’nın mevcut bürokrasisinin ve kurumlarının tamamen çürümüş olduğunu savundu. Ülkeyi bir “iflas etmiş şirket” (bankrupt company) olarak tanımlayan Trump, yeniden yapılandırma sürecini bizzat yöneteceğini şu sözlerle duyurdu:
“Oraya sadece asker göndermedik, oraya düzen götürdük. Petrol kuyularından elektrik santrallerine, limanlardan bankalara kadar her şeyi biz devralıyoruz. Venezuela’yı biz yöneteceğiz, biz tamir edeceğiz ve tekrar kâr eden, güvenli bir yer haline getireceğiz. Başlarında bir ‘başkan’ olmasına gerek yok, şu an bir ‘yöneticiye’ ihtiyaçları var ve o da biziz.”
Seçimler “Çıkmaz Ayın Son Çarşambasına” Kaldı
Uluslararası kamuoyunun en çok merak ettiği “Seçimler ne zaman yapılacak?” sorusuna Trump’ın verdiği yanıt, demokrasiye hızlı bir geçiş bekleyenleri hayal kırıklığına uğrattı.
Trump, “Seçimler, uygun bir zamanda (at an appropriate time) gerçekleştirilecektir. Önce ülkeyi temizlememiz lazım. Ev yanarken içeride oylama yapamazsınız” diyerek, sandığı belirsiz bir geleceğe erteledi. Siyasi analistler, “uygun zaman” ifadesinin diplomatik dilde “Washington’ın desteklediği adayın kazanacağı garanti edilene kadar” anlamına geldiğini belirtiyor. Bu açıklama, Venezuela’da uzun süreli bir “Amerikan Vesayet Rejimi”nin (Protektora) kurulduğunun resmiyeti kazandığı an oldu.
Meksika ve Kolombiya’ya “Sopa” Gösterdi
Trump’ın basın toplantısındaki öfkesinden, bölgenin iki önemli ülkesi Meksika ve Kolombiya da nasibini aldı.
Meksika’ya “Sınır” Tehdidi: Operasyona mesafeli duran ve egemenlik vurgusu yapan Meksika yönetimine sert çıkan Trump, “Eğer Meksika, Venezuela’daki yeni düzeni tanımaz ve sınır güvenliğimiz konusunda zorluk çıkarırsa, onlara tarihlerinin en büyük gümrük vergilerini uygularım. Ekonomilerini bir gecede bitiririm” tehdidinde bulundu.
Kolombiya’ya “İşbirliği” Ültimatomu: ABD’nin bölgedeki geleneksel müttefiki olmasına rağmen, sol yönetim altındaki Kolombiya’nın “endişeli” tavrını kabul etmeyen Trump, Bogota yönetimini de hedef aldı. Trump, “Kolombiya ya bizimle tam işbirliği yapıp sınırlarını mültecilere kapatır ve operasyon maliyetine destek olur ya da onları da ‘sorunun bir parçası’ olarak görürüz. Venezuela’da olanları iyi izlesinler” diyerek, bölgede tarafsızlığa yer olmadığını vurguladı.
Monroe Doktrini’nin En Sert Hali
Donald Trump’ın bu açıklamaları, 1823 tarihli Monroe Doktrini‘nin (Amerika kıtasına dış güçlerin karışmaması ve ABD’nin liderliği) 21. yüzyılda en agresif şekilde yeniden yorumlanması olarak değerlendiriliyor.
Washington artık sadece “arka bahçesini” korumuyor; bahçedeki evin tapusunu da üzerine alıyor. Venezuela’da kontrolün tamamen ABD ordusu ve atayacağı kayyumlar (muhtemelen Amerikalı teknokratlar) tarafından sağlanacak olması, Latin Amerika tarihinde yeni ve karanlık bir sayfa açıyor.
Bölge ülkeleri şimdi şu korkunç soruyla baş başa: “Sıradaki ‘düzeltilecek’ ülke hangisi?”











