Tutuklu Başkan Murat Çalık Ameliyattan Çıktı, Annesi Uzaktan Veda Edebildi!: Durumu Ciddiyetini Koruyor
İstanbul siyasetinin önemli isimlerinden Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın, tutuklu bulunduğu cezaevinden acil olarak hastaneye kaldırılması ve ardından bıçak altına yatması, Türkiye gündemine oturdu. İBB’ye yönelik soruşturma kapsamında 23 Mart’ta tutuklanan ve daha önce lenfoma (lenf kanseri) tedavisi gördüğü bilinen Çalık, boynundaki kitlenin büyümesi üzerine 3 saat süren kritik bir operasyon geçirdi. Hastane kapısında bekleyen gözü yaşlı annenin “Meleklere emanet ettim” sözleri yürekleri dağlarken, hekimlerin “Durumu ciddiyetini koruyor” açıklaması endişeli bekleyişi derinleştirdi.

13 Ocak sabahı, İstanbul’daki bir eğitim ve araştırma hastanesinin ameliyathane koridorları, sadece tıbbi bir koşturmacaya değil, aynı zamanda siyasi ve insani bir drama şahitlik etti. Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, yaklaşık 10 aydır tutuklu bulunduğu cezaevinden, cezaevi nakil aracıyla getirilerek ameliyata alındı.
Süreç, Çalık’ın cezaevinde rutin kontrolleri sırasında boyun bölgesinde şüpheli bir kitle tespit edilmesiyle başladı. Daha önce kanser tedavisi gören ve hastalığı remisyonda (uyku halinde) olan Çalık için bu kitle, hastalığın nüks ettiği (tekrarladığı) şüphesini doğurdu. Cezaevi koşullarının, bağışıklık sistemi baskılanmış bir hasta için yarattığı riskler tartışılırken, doktorlar acil ameliyat kararı aldı.
3 Saatlik Kritik Operasyon ve Tıbbi Tablo
Sabahın erken saatlerinde başlayan cerrahi müdahale, öngörülenden uzun sürerek yaklaşık 3 saatte tamamlandı. Operasyonun ardından hastane başhekimliği ve Çalık’ın doktorları tarafından yapılan resmi açıklama, tehlikenin henüz geçmediğini ortaya koydu.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın 13 Ocak tarihinde planlanan cerrahi girişim işlemi tamamlanmış olup, hasta post-op (ameliyat sonrası) yoğun bakım ünitesinde hekimlerin yakın gözetimi altında tutulmaktadır. Genel sağlık durumu ciddiyetini korumaktadır. Operasyonla alınan doku örneklerinin patolojik incelemesi ve hastanın bağışıklık yanıtı, sürecin seyrini belirleyecektir.”
Tıbbi uzmanlar, lenfoma geçmişi olan hastalarda cerrahi müdahalenin ötesinde, ameliyat sonrası enfeksiyon riskinin hayati önem taşıdığını belirtiyor. Cezaevi ortamının hijyen koşulları ve stres faktörü düşünüldüğünde, Çalık’ın “iyileşme süreci” en az ameliyat kadar riskli bir evre olarak görülüyor.

Bir Annenin Çaresizliği: “Uzaktan Görebildim”
Hastanenin bahçesinde ve bekleme salonunda toplanan aile üyeleri, partililer ve Beylikdüzü sakinleri arasında hüzünlü bir bekleyiş hakimdi. Ancak en yürek burkan görüntü, Başkan Çalık’ın annesi Gülseren Çalık’tan geldi.
Oğlunu ameliyata girmeden saniyeler önce, jandarma kordonu arasında sadece uzaktan görebilen anne Çalık, Sözcü TV mikrofonlarına konuşurken kelimeler boğazında düğümlendi: “Onu uzaktan gördüm, dokunamadım bile. Meleklere emanet ettim. Ne diyeyim, başka konuşacak halim, dermanım yok. Tek duam oradan sağ salim çıkması.”
Bu sözler, tutuklu ve hükümlü yakınlarının yaşadığı “temas edememe” travmasının en somut örneği olarak kayıtlara geçti.
Adli Tıp Kurumu (ATK) Raporu Tartışması
Mehmet Murat Çalık’ın ameliyat masasına yatması, hukuk dünyasında “İnfaz Erteleme” ve “Hasta Mahpus Hakları” tartışmasını yeniden alevlendirdi. Bilindiği üzere, Çalık’ın avukatları daha önce müvekkillerinin kanser geçmişi ve cezaevi koşullarının hastalığı tetikleyebileceği gerekçesiyle tahliye talep etmişti.
Ancak Adli Tıp Kurumu (ATK), yaptığı incelemede Çalık hakkında “Cezaevinde kalmasında hayati tehlike yoktur” yönünde rapor vermişti. Bugün gelinen noktada, Çalık’ın hastalığının nüks şüphesiyle ameliyat masasına yatması, ATK raporunun geçerliliğini ve güvenilirliğini ciddi şekilde sorgulatıyor. Hukukçular, “Hayati tehlike yok denilen kişi, bugün yoğun bakımda yaşam savaşı veriyor. Bu sorumluluğu kim üstlenecek?” sorusunu yöneltiyor.

Siyasi Boyut: İBB Soruşturmasının Gölgesinde
Olayın bir diğer boyutu ise Çalık’ın tutukluluk gerekçesi. İBB’ye yönelik yürütülen geniş kapsamlı soruşturma çerçevesinde tutuklanan Çalık, muhalefet kanadı tarafından “siyasi rehin” olarak görülüyordu. Sağlık durumunun kötüleşmesi, bu siyasi gerilimi “vicdani” bir boyuta taşıdı.
CHP kanadı ve Beylikdüzü halkı, Çalık’ın tutuksuz yargılanması gerektiğini, kaçma şüphesi olmayan ve ağır hasta statüsündeki bir belediye başkanının demir parmaklıklar ardında tedavi görmesinin insan haklarına aykırı olduğunu savunuyor. Sosyal medyada başlatılan kampanyalarda, “Sağlık hakkı, siyasetin üzerindedir” mesajları veriliyor.
Bundan Sonra Ne Olacak?
Çalık’ın ameliyat sonrası süreci, sadece tıbbi değil, hukuki bir dönüm noktası olabilir.
Patoloji Raporu: Alınan kitlenin iyi huylu mu yoksa kötü huylu (kanser nüksü) mu olduğu belirlenecek.
Yeni ATK Başvurusu: Eğer sonuç kötü çıkarsa, avukatlar “Cezaevinde kalamaz” raporu için yeniden Adli Tıp’a başvuracak.
Hastane mi Cezaevi mi?: Çalık’ın iyileşme sürecini hastanenin mahkum koğuşunda mı yoksa cezaevi revirinde mi geçireceği, hayati risk açısından belirleyici olacak.
Vicdanların Sınavı
Mehmet Murat Çalık’ın durumu, Türkiye’deki adalet sisteminin “sağlık hakkı” ile imtihanıdır. Bir belediye başkanının, annesinin duaları ve jandarma gözetimi altında girdiği o ameliyathane, sadece bir tedavi merkezi değil; hukukun vicdanla tartıldığı bir teraziye dönüşmüştür.
Hekimlerin “durumu ciddi” uyarısı, aslında sadece Çalık’ın biyolojik durumu için değil, hasta tutukluların genel durumu için de çalınan bir alarm zilidir. Şimdi tüm gözler, yoğun bakımdan gelecek haberde ve ardından yargı makamlarının vereceği kararda.











