Diplomasi koridorlarında fısıltılar yükseliyor. Orta Doğu ve Güney Asya hattında yeni bir satranç tahtası kuruluyor. Özellikle ABD heyetinin Pakistan yolculuğuna dair iddialar, bölgesel dengeleri sarsacak bir hamle niteliği taşıyor. Pakistan Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, barışı tesis etme yolunda Türkiye, Mısır ve Pakistan üçlüsünün çabaları kolaylaştırdığını açıkladı. Bu nedenle üç ülke, istikrar köprüsü kurmak için kollarını sıvadı. Unutmamalıyız ki; “Savaşın galibi, barışın kaybedeni olmaz; ancak barış, cesurların omuzlarında yükselir.”
İslamabad’ın Kritik Hamlesi
Buna ek olarak İslamabad yönetimi küresel siyasetin merkezine oturdu. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 23 Mart tarihinde İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile görüştü. Kuşkusuz bu kritik telefon trafiği, büyük planın en hassas halkasını oluşturuyor. Siyasi analistler bu adımı, Tahran’ı kazanma girişimi olarak görüyor. Ancak ilk sinyaller, İran tarafının henüz masaya oturmaya hazır olmadığını gösteriyor. Çünkü diplomasi, bazen doğru kelimeleri seçmekten ziyade doğru zamanı bekleme sanatıdır.
ABD Heyetinde Kimler Var?
Öte yandan ABD kanadından gelecek heyetin profili dikkat çekiyor. Washington bu sürece büyük ağırlık veriyor. İddialar doğruysa, heyette Başkan Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff yer alacak. Ayrıca Trump’ın damadı ve eski başdanışmanı Jared Kushner de uçakta bulunacak. Bu isimlerin varlığı, ziyaretin sıradan bir nezaket turu olmadığını fısıldıyor. Kısacası heyet, yeni bir dünya düzeninin parametrelerini belirlemeye çalışıyor.
Bölgesel Güçlerin Rolü
Türkiye, Mısır ve Pakistan barışın inşasında kilit rol üstleniyor. Bu üç aktör, dışarıdan dayatılan çözümler yerine coğrafyanın kendi dinamiklerini savunuyor. Fakat İran’ın “hazır değiliz” mesajı, sürecin önündeki en büyük engeli oluşturuyor. Şu aforizmayı hatırlamakta fayda var: “En uzun yolculuklar tek bir adımla başlar, fakat o adım için zemin sağlam olmalıdır.”
Kushner ve İş Bitirici Diplomasi
Buna karşın Steve Witkoff ve Jared Kushner gibi isimler, ABD’nin sonuç odaklı bir siyaset izleyeceğini kanıtlıyor. Özellikle Kushner, bölgedeki tecrübesiyle biliniyor. Dolayısıyla bu ziyaret, sadece Pakistan ile sınırlı kalmayacak gibi görünüyor. Arka planda devasa bir jeopolitik pazarlık dönüyor. Eğer İran tarafı ikna olursa, 24 Mart sonrası dünya siyasi tarihi için bir dönüm noktası olabilir.
Tahran’ın Stratejik Sessizliği
Sonuç olarak Mesud Pezeşkiyan ile yapılan görüşme, direnci kırma noktasında stratejik bir hamleydi. Ancak İran dış politikası, her zaman temkinli bir yapı sergiler. Bölgedeki savaşı sonlandırmak için atılan adımlar, şimdilik beklemeye alındı. Nihayetinde barış, sadece silahların susması değildir. Barış, zihinlerin ortak bir gelecekte buluşmasıdır.











