USD45,22
%0.07
EURO52,90
%0.04
EURO/USD1,17
%-0.05
BIST14.369,61
%0
Petrol113,82
%-0.54
GR. ALTIN6.612,61
%0.63
BTC3.652.841,92
%1.26
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
  1. Haberler
  2. İstanbul Haberleri
  3. Menderes’in  6-7 Eylül Tezgahından, Atatürk’ün  Damadı Bile Nasibini Almıştı.

Menderes’in  6-7 Eylül Tezgahından, Atatürk’ün  Damadı Bile Nasibini Almıştı.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Hayat, nedensel’liklerinden fazla, her zaman bir tokat gibi yüzümüze gerçekleri sonuçlarıyla vurur.

Bu sabah değerli ve usta Necati Güngör’ün, sosyal medyada “Menderes’in 6-7 Eylül Tezgahından, Atatürk’ün Damadı Bile Nasibini Almıştı” başlıklı yazısını hem şaşırarak hem de hayranlıkla okudum. Bundan birkaç gün önce bu konuyla ilgili bir haber yapmıştım. Sürekli sık sık radikal düşünmenin her zaman gerçeklikleri örtbas etmeye yaradığını, onlarca acı deneyimimle biliyorum.

Siyasetçiler genellikle “Aidiyetçilik” zırhını, özellikle bu tür korkunç olaylarda asla utanmadan kullanırlar. Bu olayların sonrasında da muhafazakâr kesimi aldatmak için kullanmışlar ve Kıbrıs’ta başlayan olayları istismar etmişlerdir. Necati Güngör’ün yazısından çok daha iyi anlıyoruz ki, bu tür toplumsal olayları anlamak için yalnızca ortaya çıkış ve nedenleriyle açıklamak eksik ve her türlü istismara açıktır. İşte bu yüzden Necati Güngör’ün yazısını paylaşmak istedim. Yazıya geçmeden şunu belirtmek isterim: Benim de geçtiğimiz günlerde yazdığım gibi, bu tür olayların sonuçlarını açıklamak açısından yazıdan bir kısa bölümü tekrarlamak istiyorum.

“Sıkıyönetim ve Suçlamalar
Saldırıların kontrol altına alınamaması neticesinde, 6 Eylül gecesi sıkıyönetim ilan edildi. Saldırı sonrası, Sivas’tan 145, Trabzon’dan 117, Kastamonu’dan 116 ve Erzincan’dan 111 kişi, yağmaladıkları mallarla yakalanarak gözaltına alındı. Bu durum, saldırganların bir kısmının başka şehirlerden getirildiğini ortaya koydu. Dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar, olayların sorumluluğunu medyaya ve bazı komünistlere yükledi. Yapılan suçlamalar sonucunda Aziz Nesin, Can Boratav ve Zehra Kosova gibi birçok aydın askeri hapishaneye gönderildi.”(Azınlıklara Yönelik 6-7 Eylül Olayları ve Gerçekler)

İşte bundan dolayı Necati Güngör’ün yazısını okumak daha da anlamlı olacağı için sizleri Necati ustayla başbaşa bırakıyorum. Yüreğine, bilincine sağlık ustam.

 

Menderes’in  6-7 Eylül Tezgahından, Atatürk’ün  Damadı Bile Nasibini Almıştı

6-7 Eylül Olayları’nın, dönemin Başbakanı Adnan Menderes’in bilgisi ve onayıyla MİT tarafından tezgahlandığı, yönetildiği bugün artık herkesçe biliniyor. Konunun su götürür hiçbir yanı yok.

6-7 Olayları patlak verdiğinde, Şişli Kaymakamı, Atatürk’ün damadı Hüsnü Erkin idi. Atatürk, Hüsnü Bey’i, Çankaya’da emir subayı olarak görev yaparken tanımıştı. “Erkin” soyadı da ona, Atatürk tarafından verilmişti.

Atatürk daha sonra bu genç subayı, manevi kızlarından Rukiye Hanım’la evlendirecekti. Yalnız bir koşulu vardı; Hüsnü Erkin hukuk öğrenimi görecek, askerliği bırakacaktı.

Hüsnü Erkin, Atatürk’ün koşulunu yerine yetirmiş, hukuk öğrenimi görmüş; diplomasını alınca da askerlikten ayrılarak yönetsel bir görev verilmişti kendisine. İlk görev yeri, Yalova Kaymakamlığı oldu. Atatürk Yalova’ya dinlenmeye gittikçe, onun ağırlanmasıyla bizzat ilgileneceklerdi Erkin çifti.

Atatürk’ün ölümünden sonra İstanbul’a atanan Hüsnü Erkin, uzun yıllar Şişli kaymakamı olarak görev yapmıştı.

6-7 Eylül Olayları patlak verdiğinde Hüsnü Erkin görevdeydi ve Şişli bölgesindeki azınlıkların işyerlerinin yağmalanmasına; azınlık yurttaşların zarar görmesine, devlet tarafsızlığı içinde engel olmaya çalıştı. Başka deyişle yağmaya meydan vermedi. Menderes iktidarının bir piyonu gibi davranmadı kaymakam.

Hüsnü Erkin’ın bu tutumuna çok kızan Adnan Menderes derhal görevden el çektirdi! Hüsnü Erkin de, Menderes’in hukuk dışı bir uygulamasına bir daha muhatap olmamak için emekliliğini istedi.

1966 yılına kadar Nişantaşı’nda, eşi ve çocuklarıyla sade bir yurttaş olarak yaşadı.

Necati Gungor

 

Menderes’in  6-7 Eylül Tezgahından, Atatürk’ün  Damadı Bile Nasibini Almıştı.
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Gazetemize Abone Olabilirsiniz.

Yeni haberlerden anında haberdar olmak için e-posta aboneliğini hemen başlat.

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.