USD46,14
%0.03
EURO53,32
%0.05
EURO/USD1,15
%0.02
BIST13.744,64
%0.02
Petrol94,24
%3.05
GR. ALTIN6.089,66
%-3.63
BTC0,000000
%0
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
  1. Haberler
  2. Kültür & Sanat
  3. Sazı Ağlatan, Türküleri Yaşatan Çamşıhı Ustası: Mahmut Erdal’ın Hikayesi

Sazı Ağlatan, Türküleri Yaşatan Çamşıhı Ustası: Mahmut Erdal’ın Hikayesi

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Çamşıhı’nın Kalbinden Kopan Bir Avaz: Mahmut Erdal

Anadolu’nun bağrından kopup gelen, sazıyla ve sözüyle bir döneme damgasını vuran öyle isimler vardır ki, onların hikayesi sadece kişisel bir yaşam öyküsü değil, aynı zamanda bir coğrafyanın kültür hafızasıdır. Türk halk müziğinin ve âşıklık geleneğinin en saygın simalarından biri olan Mahmut Erdal, işte bu kültürel mirasın en güçlü temsilcilerinden biri olarak tarihteki yerini almıştır. 1938 yılında Sivas’ın Divriği ilçesine bağlı, gelenekleriyle ünlü Çamşıhı yöresinin Şahin köyünde dünyaya gözlerini açan Erdal, Kambur Hoca olarak bilinen babası Mustafa ve İso Ana olarak tanınan annesi İsmihan’ın evladıydı. Çocukluk yılları, o dönem Anadolu’sunun pek çok köyünde olduğu gibi büyük bir yoksulluk ve imkansızlık içinde geçti. Küçük yaşlardan itibaren ailesinin geçimine katkıda bulunmak için tarım ve hayvancılık işlerinde koşturan bu küçük çocuk, gelecekte yüzbinlerin sesi olacağından henüz habersizdi.

Sazın Tellerinde Şekillenen Bir Gençlik

Yoksulluğun gölgesinde geçen çocukluk günlerinde Mahmut Erdal’ın ruhunu besleyen en büyük sığınak müzik oldu. İlkokul yıllarında içindeki gizli saz merakı uyandı ve bu tutku, Sincanlı Ağa Dayı’nın ona yaptığı ilk sazla somut bir gerçekliğe dönüştü. Doğup büyüdüğü Çamşıhı, âşıklık geleneğinin ve ozanlık kültürünün en yoğun yaşandığı, adeta bir okul niteliği taşıyan özel bir bölgeydi. Bu verimli topraklarda Battal Karababa ve Ali Metin gibi dönemin efsanevi ustalarının rahlesinden geçmek, Erdal’ın hem tekniğini hem de sanata bakışını derinden etkiledi. Yaşamın erken olgunlaştırdığı sanatçı, henüz 15 yaşındayken halasının kızı Şirin Hanım ile hayatını birleştirdi ve bu köklü evlilikten dünyayı güzelleştiren dört evladı dünyaya geldi. Askerlik vazifesini Erzincan’ın Tercan ilçesinde tamamladıktan sonra, hayatın zorlu patikalarında yürümeye devam etti.

Ankara Yolları ve TRT Yılları

Köyün sınırlarını aşan yeteneği, Mahmut Erdal’ı 1955 yılında ülkenin kültür ve siyaset başkenti olan Ankara’ya taşıdı. Burada, Türk halk müziğinin ekol isimlerinden Muzaffer Sarısözen ile yollarının kesişmesi, hayatının dönüm noktalarından biri oldu. Sarısözen’in dehasını fark etmesiyle, efsanevi “Yurttan Sesler” programında kendine yer buldu ve ayrıca Şemsi Belli’nin hazırladığı “Adım Adım Anadolu” programıyla Çamşıhı’nın o naif, dokunaklı türkülerini tüm ülkeye duyurma şansına erişti. Bir ara memleketi Divriği’ye dönüp maden ocaklarının zorlu şartlarında işçilik yapsa da, müziğin çağrısına karşı koyamayarak 1963’te yeniden Ankara’nın yolunu tuttu. 1965 yılında Ankara Radyosu’na adım atmasıyla başlayan profesyonel TRT kariyeri, onun kurumsal olarak da tescillenmesini sağladı. Uzun yıllar mahalli sanatçı olarak görev yaptığı bu çatının altında, ömrünü derleme çalışmalarına adadı ve unutulmaya yüz tutmuş, TRT arşivine kazandırdığı 400’den fazla eserle adını altın harflerle yazdırdı.

Saza Küskün Yıllar ve Ebedi Uykusu

Her büyük sanatçının hayatında derin kırılma noktaları vardır; Mahmut Erdal’ın yaşamındaki en hüzünlü sayfa ise yaşadığı talihsiz bir olay neticesinde ruhunun aynası olan sazına küsmesiydi. Bu sessizlik tam 25 yıl sürdü ve usta, çeyrek asır boyunca eline saz almadı. Ancak içindeki sönmeyen kor, 1993 yılında yeniden alevlendi ve sanat dünyasına muhteşem bir dönüş yaptı. İstanbul’a yerleştiği bu olgunluk döneminde, Flash TV ekranlarında halk müziği ve ozanlık geleneğini yaşatan programlar yaparak yeni nesillere köprü oldu. İlk gençlik yıllarında şiirlerinde aşk, hasret ve sevgi gibi lirik temaları işleyen Erdal, zamanla Alevi-Bektaşi kültürünün felsefesiyle harmanlandı; adalet, eşitlik ve toplumsal meseleleri gür bir sesle haykırdı. Pir Sultan Abdal, Âşık Veysel ve Ali İzzet Özkan gibi devlerin izinden giden koca çınar, 7 Temmuz 2010’da İstanbul’da aramızdan ayrıldı. Vasiyeti üzerine, ruhunun ait olduğu topraklara, memleketi Çamşıhı’ndaki Hüseyin Abdal Türbesi’nin yakınına, türkülerin sonsuzluğuna uğurlanarak defnedildi.

 

Sazı Ağlatan, Türküleri Yaşatan Çamşıhı Ustası: Mahmut Erdal’ın Hikayesi
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Gazetemize Abone Olabilirsiniz.

Yeni haberlerden anında haberdar olmak için e-posta aboneliğini hemen başlat.

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.