İmamoğlu ve İBB Bürokratlarının Yargılandığı Davada 45. Gün Geride Kaldı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında açılan ve aralarında seçilmiş İBB Başkanı ile CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu davanın 45. celsesi Silivri’de tamamlandı. Toplamda 68’i tutuklu olmak üzere 414 kişinin yargılandığı davanın 11’inci haftasındaki bu oturumda, sanıkların ve müdafilerinin savunmalarının alınmasına devam edildi. Duruşma süreci anbean takip edilirken, mahkeme salonunda hem hukuki argümanlar hem de sanıkların kişisel ve mesleki sorumluluklarına dair önemli beyanlar öne çıktı. Hafta başında yaşanan ve kamuoyuna yansıyan doğum günü diyaloglarının ardından, davanın son celsesinde ağırlıklı olarak İBB bürokratlarının idari faaliyetleri ve yöneltilen suçlamaların hukuki dayanakları masaya yatırıldı.
Yavuz Saltık’ın Savunması ve Sosyal Hizmet Vurgusu
Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, eski İBB Özel Kalem Müdürü ve eski Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı, mevcut Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanı Yavuz Saltık hâkim karşısına çıkarak kapsamlı bir savunma yaptı. Konuşmasına ailesine, kendisini yetiştiren öğretmenlerine ve davayı takip eden izleyicilere teşekkür ederek başlayan Saltık, verilemeyecek hiçbir hesaplarının olmadığını ve kimsenin başını öne eğdirecek bir suç işlemediklerini vurguladı. İddianamede suçlamaya dayanak gösterilen eylemlerin Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı yaptığı iki yıllık döneme ait olduğunu belirten Saltık, bu süreçte İstanbul’daki yoksullukla çok boyutlu bir mücadele yürüttüklerini ifade etti. Kadınların güçlendirilmesi, çocukların sağlıklı gelişimi ve gençlerin eğitime kazandırılması amacıyla projeler geliştirdiklerini söyleyen Saltık, en temel ilkelerinin sosyal hizmetleri siyasetin bir aracı olmaktan çıkarmak olduğunu dile getirdi.
Gözaltı Süreçleri ve İhale Suçlamalarına Cevap
Gözaltı ve tutuklama süreçlerinin tamamen hukuksuz ilerlediğini iddia eden Yavuz Saltık, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından başlayan süreçte birçok mesai arkadaşının hiçbir somut gerekçe olmaksızın tutuklandığını savundu. Kendisinin de Mayıs 2025’te gözaltına alındığını ve emniyet ile savcılık aşamasında yöneltilen soruların gerçeklikle bağdaşmadığını belirten Saltık, aylar sonra hazırlanan iddianamede örgüt üyeliğinin yanı sıra ihaleye fesat karıştırma suçlamasıyla da karşılaştığını aktardı. İddianamede yer alan mobil iletişim ihalelerine yönelik suçlamalara da açıklık getiren Saltık, bu ihalelerin Halkla İlişkiler Müdürlüğü tarafından her yıl rutin olarak düzenlenen standart prosedürler olduğunu ve kendi dönemlerinde yapılan çalışmalar neticesinde 2018 yılına kıyasla 7 milyon TL tutarında ciddi bir tasarruf sağlandığını mahkeme heyetine sundu.
Suçlamaların Hukuki Dayanağı Tartışması
Duruşmada söz alan Yavuz Saltık’ın avukatı Doğa Şanlıoğlu ise müvekkiline yöneltilen örgüt üyeliği suçlamasının hiçbir hukuki temeli bulunmadığını açıkça ifade etti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yasal ve idari yapısının bir suç örgütü olarak nitelendirilemeyeceğini belirten Şanlıoğlu, Saltık’ın Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanı olarak şehrin 39 ilçesindeki muhtarlar ve belediye yöneticileriyle iletişim kurmasının tamamen görevinin doğal bir sonucu olduğunu vurguladı. Dosyada yer alan HTS kayıtlarının, baz istasyonu verilerinin ve etkin pişmanlık beyanlarının örgütsel bir bağın kanıtı olamayacağını savunan müdafi, iddianamedeki ifadelerin “duydum” veya “tahmin ediyorum” gibi soyut beyanlara dayandığını ve bu tür söylemlerin ceza yargılamasında delil niteliği taşımayacağını belirterek müvekkilinin beraatini talep etti. Mahkeme, 45. gün oturumunu sonlandırarak duruşmayı diğer tutuklu sanıkların savunmalarıyla devam edilmek üzere pazartesi gününe erteledi.












